31 Mart 2009

Uzayda tuvalet krizi

Bir zamanlar astronotların yemeklerini ve her türlü imkanlarını paylaştıkları Uluslararası Uzay İstasyonunun (UUİ) mürettebatı arasındaki durum, Soğuk Savaş dönemini aratmıyor.

Rus kozmonot Gennadi Padalka, Rusya'da yayımlanan Novaya Gazeta'ya yaptığı açıklamada, artık Amerikan tuvaleti ve egzersiz aletlerini kullanmalarına izin verilmediğini belirterek, paylaşmanın ortadan kalkmasının mürettebatın moralini bozduğunu kaydetti.

Sorunun UUİ'nin 2003'ten bu yana daha ticari işletilmesinden ve Moskova'nın diğer ülkelerin astronotların uzaya göndermek için para almaya başlamasından kaynaklandığını ifade eden 50 yaşındaki deneyimli kozmonot, 1998'de ilk kez uzaya çıktığını ve tüm seyahatlerinde Amerikalı meslektaşlarıyla tamamen uyum içinde çalıştığını anlattı.

Daha önce iki kez uzay seyahati yapan UUİ'nin bir sonraki komutanı olan Padalka, geçen perşembe, UUİ mürettebatına katılmadan önce Amerikalılara, zinde kalabilmek için egzersiz makinelerini kullanıp kullanamayacağını sorduğunu, kendisine önce olumlu, sonra olumsuz yanıt verildiğini söyledi.

Daha da kötüsü, yeni düzenlemeye göre Amerikalı astronot ve Rus kozmonotların kendi yiyeceklerini yemek zorunda olduğunu kaydeden Padalka, "Ayrıca bizden herkesin kendi tuvaletini kullanması da istendi" dedi.

Rus gazetesi, geçen haftaya dek sadece üç astronotun yaşadığı, ancak cumartesi Soyuz roketinin istasyonla kenetlenmesinin ardından 6 kişinin yaşamaya başladığı UUİ'de mürettebatın sayısı arttıkça sorunların daha da kötü hale geleceğini savundu.

UUİ'nin yeni mürettebatı arasında ikinci kez uzaya çıkan ve bu seyahati için 35 milyon dolar ödeyen yazılım zengini Amerikalı trilyoner Charles Simonyi de bulunuyor.

Pixazza ile para kazanın

Google internetde yeni bir gelir kapısı aralamak için Pixazza isimli bir şirket kurdu. Sitenizde bulunan resimlerin üzerine reklam alma prensibine dayanıyor fikir. Sitenizde yayınladığınız resimleri Pixazza inceliyor ve resimdeki ürünleri (giysi, elektronik, tatil vb gibi) ilan verenler ile eşleştiriyor.

Sitenize giren ziyaretçiler resimlerin üzerinden mouse'ları ile geçtiklerinde her ürünün üstünde ilgili ilanlar çıkıyor. Eğer ziyaretçi bunlardan birini tıklar ise kazanılan gelirden sizde pay alıyorsunuz.

Bu işlemi yapmak için bir kullanıcı hesabı almanız ve verilen Java kodunu sitenize koymanız yeterli. Sitenizde daha önceden yayınlanmış bile olsa tüm resimler incelenip değerlendiriliyor. Şu an için Amazon, BlueFly gibi parekendeciler ile anlaşma imzalanmış durumda. Bu sistemi kullanan sitelere örnek olarak ise www.laineygossip.com gösterilebilir. Özellikle ünlülerin üzerindeki giysiler veya kullandıkları aksesuarları almak isteyen hayranları hedefleyen magazin siteleri için iyi bir kazanç kapısı, ilan verenler için de tüketiciye doğrudan ulaşabilecekleri iyi bir araç olabilir.

Pixazza'nın yöneticilerinden James Everingham eşleştirmenin insan gücü ile yapıldığını belirtiyor ve hiç bir algoritmanın bu eşleşmeyi yapamayacağını ileri sürüyor. Google bu işe iki yatırım firması (August Capital ve CMEA Capital) ile birlikte 5.75 milyon dolar yatırdığını belirtiyor.

Ekin Türkmen Erotik filmde oynayacak


18 yaşından beri ekranlarda olan ama asıl çıkışını "Küçük Kadınlar" dizisiyle yapan Ekin Türkmen, güvendiği bir yönetmen çektiği takdirde erotik filmde bile oynayabileceğini söyledi: "Bertolucci 'Erotik film çekiyorum, oynar mısın?' dese, oynarım. Hatta o filmde oynamak için kalkar İtalya'ya giderim.

Öğretmen'in iç çamaşırlı hali başını yaktı



İngiltere'nin Cambridge kentinde bir ilkokulda öğretmen olarak görev yapan 30 yaşındaki Natasha Gray okuldan disiplin cezası aldı. Genç öğretmenin disiplin cezası almasında ise anne ve babasının işgüzarlığı etkili oldu.

Kızlarının iç çamaşırı ile çekilmiş fotoğraflarını internette yayınlayan anne ve baba, bu davranışla kızlarının disiplin cezası alacağını tahmin etmediler. Gray'in disiplin suçu almasında bir öğrenci velisinin, internetteki fotoğrafları görerek okul yönetimine bildirmesi etkili oldu.

Natasha Gray, 2002 yılında bir televizyon programında katıldığı yarışmada İngiltere'nin en seksi öğretmeni seçilmişti.


Hızlı tren otobüs firmalarını vurdu

Yüksek Hızlı Tren'e (YHT) gösterilen yoğun ilginin Eskişehir otogarında bürosu bulunan ve Ankara'ya yolcu taşıyan 15 otobüs firmasını zor durumda bıraktığı bildirildi.

Eskişehir Otobüsçüler Derneği Başkanı Mesut Kanat, 13 Mart'ta seferlere başlayan YHT'nin Eskişehir'de otobüsçülük sektörüne olumsuz etki yaptığını kaydetti.

Eskişehir'den Ankara'ya giden yolcuların önemli bölümünün 13 Mart'tan sonra YHT'yi tercih ettiklerini ifade eden Kanat, şöyle konuştu:
“YHT, iki kent arasında sefer yapan otobüs firmalarını endişelendiriyor. YHT'nin şu anda bize ne kadar zarar vereceğini bilemiyoruz. Otobüs fiyatına yolcu taşınırsa yolcu bulamayız. Firma sahipleriyle sürekli görüşüyoruz. 1 Nisan'dan sonra kendimize bir yön çizeceğiz. Otobüsler Ankara'ya neredeyse boş gidip geliyor. Otobüsçünün ayakta kalması çok zor görünüyor.”

“NE OLACAĞINI MERAKLA BEKLİYORUZ”

Eskişehir-Ankara arasında sefer yapan Buzlu Turizm Genel Müdürü Bilgin Çıldır da, ekonomik kriz nedeniyle zor günler geçirdiklerini belirterek, YHT'nin kendilerini zor durumda bıraktığını bildirdi.

Ankara'ya 10 liraya yolcu taşımaya başladıklarını anlatan Çıldır, şöyle devam etti:
“Eskişehir'den Ankara'ya yolcu taşıyan 15 firma var. Bunlar arasında kriz nedeniyle zaten rekabet vardı. Hızlı tren bilet fiyatının 5 lira olması bizi çok zor durumda bıraktı. Çoğu zaman 8-10 yolcu ile otobüs Ankara'ya gidiyor. Yolcu sayımız yüzde 60-70 oranında azaldı. Eskişehir'deki firmaların yüzde 80'ini öğrenciye hizmet veriyor. Öğrenci için 1-2 lira bile önemli. YHT, 1 Nisandan sonra tam bilet 20, öğrenci 16 lira olacak. Ne olacağını merakla bekliyoruz. Bütün firmalar kampanya yapmaya başladı. Gidiş bileti alana dönüş biletini ücretsiz veren firmalar var. Ankara'ya giden otobüsteki 4 koltuğu 4 liradan satan firma var. Nisanın ilk haftası her şey belli olur.”

“BİZİ ÇOK ZOR GÜNLER BEKLİYOR”

Kütahya Astur Bölge Müdürü Necmi Kardaş da, hızlı tren seferlerinin Ankara'ya yolcu taşıyan otobüs firmalarını olumsuz etkilediğini belirterek, “Birkaç ay öncesine kadar 17 liradan Ankara'ya yolcu taşıyorduk. Rekabet nedeniyle 10 liraya kadar düştük. Ekonomik kriz var. Bu durum otobüs esnafını vurdu. Bizi çok zor günler bekliyor. Fiyat 1 Nisandan sonra 20 lira olsa bile yine rekabet edemeyiz. Devletle rekabet edilemez” dedi.

“ARAÇ İÇİ İKRAMLARI ARTIRDIK”

ANKA Seyahat Personel Müdürü İsmet Günay da, akaryakıt pahalılığı nedeniyle zor günler geçirdikleri bir dönemde YHT'den olumsuz etkilendiklerini bildirdi.

YHT henüz seferlere başlamadan Eskişehir-Ankara arasındaki bilet fiyatlarını aşağı çektiklerini anlatan Günay, şöyle devam etti:
“Yolcuyu elimizde tutmak için çeşitli promosyonlar yapıyoruz. Yolcuyu nasıl memnun ederiz, buna bakıyoruz. Araç içi ikramları artırdık, otobüsleri son model yaptık. Fiyatı 17 liradan 10 liraya düşürdük. Hatta 7 liraya bile bilet satan firmalar var. Yolcuya güzellik yapmaya çalışıyoruz. Bu rekabet ortamı vatandaşa yarayacak. Şu anda zarar ediyoruz. Ekonomik krizle boğuşan otobüs firmaları YHT ile de mücadele edecek.”

Türk Telekom'dan sınırsız tarifesi hakkında bilgi

Türk Telekom Pazarlama ve İletişim Başkanı Erem Demircan, yeni Jettfon tarifesi ile 55 TL karşılığında şehir içi, Jettfon plus ile 62 TL karşılığında hem şehiriçi ve hem şehirlerarasında sınırsız konuşma hizmeti sunduklarını bildirdi.

Jettfon tarifesinin tanıtımı toplantısında konuşan Demircan, 2004 yılından bu yana piyasaya sundukları tarifeler hakkında bilgi verdi.

Demircan, müşteri odaklı yaklaşımları çerçevesinde tüm Türkiye'deki 170 Türk Telekom ofisinin 75'inin yenilendiğini, 19'unun yenilemenin son aşamasında olduğunu, 30'unda da çalışmaların sürdüğünü kaydetti.

Bu yılın başında tanıttıkları Jettvel tarifelerinin büyük ilgi gördüğünü söyleyen Demircan, 8 haftada 400 binden fazla Jetvell tarifesinin satıldığını söyledi.
Jettfon ile KDV, ÖİV ve tüm ücretler dahil olmak üzere 55 TL karşılığında şehiriçi, Jettfon Plus ile 62 TL karşılığında hem şehiriçi ve hem şehirlerarasında sınırsız konuşma hizmeti sunduklarını söyleyen Demircan, şöyle konuştu:

“Ancak her sınırsızın bir sınırı vardır. Adil kullanımı sağlamak için, müşterilerimize şehiriçinde 3 bin dakika, şehirlerarasında 3 bin dakika veriyoruz. Bunun, istismarın önlenmesi açısından önemli olduğunu düşünüyoruz.”

İnsanların ortalama aylık konuşma süresinin 150 dakika olduğunu vurgulayan Demircan, Jettfon tarifesinde 3 bin dakika şehiriçi ve 3 bin dakika şehirlerarası sınırını geçen dakikalar ile diğer yönlere aramaların Standart Hatt tarifesi üzerinden fiyatlandırılacağını kaydetti.

Demircan, “Sınır tanımayanlar” konseptine sahip Jettfon tarifesinin tanıtımının, Cem Yılmaz'ın canlandırdığı Ali Tınay ve JemBey karakterleriyle, gerçek ve animasyon görüntülerinin bir arada yer aldığı reklam filmleriyle gerçekleştirileceğini anlattı.

Konuşmasının ardından soruları yanıtlayan Demircan, evden uzun konuşma kültürünün çok yaygın olmadığı, bu tarifenin bu kültürü yerleştirmeye yeterli olup olmayacağına ilişkin bir soru üzerine, yaptıkları araştırmaların, sınırsız konuşma olanağının telefon kullanımını artıracağını gösterdiğini belirtti.

Erem Demircan, akşam konuşturan tarifelerine geçen 250 bin kişinin akşam saat 18.00'dan sonraki telefon trafiklerinin yüzde 72 arttığına işaret etti.

Bir soru üzerine Demircan, Türk Telekom'un, sabit telefon, GSM, genişbant internet ve önümüzdeki günlerde hizmete girecek IPTV ile 4 alanda birden var olduğunu ifade ederek, “Önümüzdeki günlerde, hepsini veya bazılarını bir araya getiren ürünler, tarifeler de göreceğiz. İşyerlerine yönelik tarife paketlerimiz de olacak” dedi.

Demircan, şehiriçi görüşmelerin rekabete açılmasına ilişkin olarak ise, rekabetin pazarı büyüttüğünü, şehirlerarasında alternatif operatörlerin pazar payının yüzde 30'lara yaklaşmasına karşılık kendi kullanımlarının da arttığını, şehiriçinde de pazarın büyüyeceğine inandıklarını kaydetti.

Cep telefonu konuşmalarının yüzde 50'sinin evden, yüzde 60-70'inin kapalı alanlardan yapıldığını hatırlatan Demircan, bu yeni tarife ile hem 60 TL civarında telefon faturası olanların hem de ev içinde GSM kullanımını tercih edenlerin hedef kitlelerinde yer aldığını söyledi.

Demircan, ekonomik krizin telefon trafiğine etkisi konusunda da, “Ses trafiğinde bir değişiklik yok. İnternet kullanımında ciddi bir artış söz konusu. İnsanlar evde daha fazla zaman geçiriyor. Ekim 2008'den Şubat 2009'a internet kullanımı yüzde 19 arttı” diye konuştu.

“ULUSLARARASI, GSM, BÖLGESEL ARAMALARA YÖNELİK TARİFELER”

Türk Telekom Satış Başkanı Aydın Çamlıbel ise Türk Telekom'un, dünyadaki tüm yerleşik operatörlerin içinde en fazla seçenek sunanlardan biri haline geldiğini ifade ederek, mobil operatörlerin tarife paketleriyle yarışır hale geldiklerini belirtti.

Çamlıbel, 1 milyondan fazla kişinin yeni nesil tarifelerini tercih ettiğini ifade ederek, “Daha bölgesel, kişilere özel tarife paketleri çıkarmaya devam edeceğiz. Uluslararası, GSM, bölgesel aramalarla alakalı yeni tarifeler de gelecek” dedi.

Eva Mendes Istanbul'a geldi

Dondurma markası Magnum’un reklam çekimleri için İstanbul’a gelen Eva Mendes, yoğun çekim programı öncesinde 6 yıllık sevgilisi yapımcı George Gargurevich ile İstanbul keşfine çıktı.

EVA MENDES TÜRKİYE'YE BÖYLE GELDİ

İstanbul Sultanahmet’te Topkapı Sarayı’nı gezen Küba asıllı Amerikalı Eva Mendes ve yapımcı sevgilisi, öğle yemeği için ise Topkapı Sarayı’nın içindeki Konyalı Restaurant’ı tercih etti. Güneşli havayı fırsat bilen Eva, gün boyunca İstanbul’un keyfini çıkardı.

Son dönemin modası yırtık bir jean ile gezen Eva Mendes ve sevgilisi doğal tavırlarıyla dikkat çekti. Sultanahmet gezisi boyunca bir tur rehberinin eşliğinde gezen ünlü çifti vatandaşlar fark etmediler.

Tüm gününü stüdyoda geçirecek olan Eva Mendes, bir gün öncesinde İstanbul’un güneşli havasıyla güç topladı. Dünyanın en çekici kadını unvanına sahip olan Eva Mendes, 3 Nisan’da da düzenlenecek basın toplantısına katılacak.

Kişisel günlüğüm artık ingilizce

www.suatduman.com.tr alan adresinde bulunan kişisel günlüğümü artık ingilizce olarak tutmaya başladım. Suat Duman Official Diary sloganı ile yola çıktığım günlüğüme Beklerim.

Kendinizi yenileyin!

1. Teknolojik kumaşları tercih edin

Şaşırtıcı bir gerçek ama spor salonlarında görülen en yaygın kıyafet kombinasyonu hâlâ sıradan bir penye tişört ve tayt... Oysa günümüzde kumaş teknolojisindeki yenilikler sayesinde performansı artıran, yapılan sporu kolaylaştıran birçok farklı özellikte giysi üretiliyor. Ancak beyinlerde hâlâ "sentetik" giysilere karşı bir önyargı var. Aslında bu son teknoloji ürünü kumaşlar hem daha fazla nefes alma özelliğine sahip, çok daha rahat ve spor yaparken diğer doğal kumaşların aksine şekillerini koruyabiliyorlar. Pamuklu kumaşlar ise hem teri gösteriyor hem de kurumaları zor olduğundan ıslak kalarak ciltte sürtünme sonucunda bazı rahatsızlıklara neden olabiliyorlar. Spor yaparken giyeceğiniz giysileri seçerken Nike'ın Dri-FIT ya da Adidas'ın ClimaCool serisinde olduğu gibi nefes alabilme özelliği olan sentetik ürünleri tercih edebilirsiniz.

2. Doğru iç çamaşırı seçin

Sporcu sutyenleri, sıradan sutyenlerin aksine egzersiz sırasında göğüslere ekstra destek vermek ve rahat bir şekilde hareket edebilmeyi sağlamak için özel olarak dizayn ediliyor. Yanlış sutyen seçimi göğüslerde sarkmaya ve sırt ağrılarına neden olabiliyor. Öte yandan herhangi bir spor sutyeni 6 aylık düzenli bir kullanımdan sonra elastikiyetini kaybetmeye başlıyor. Ancak birçok kadın bu sutyenleri uzun yıllar boyunca kullanma yolunu seçiyor. Oysa yıkama ve kullanmanın etkisiyle özelliklerini yitiren sutyenler göğüsleri yeterince desteklemiyor. Ayrıca sutyen seçerken yapılan sporun ağırlık derecesini de göz önünde bulundurmalı. Örneğin koşu, basketbol, voleybol, binicilik gibi sporlar için yüksek korumalı sporcu sutyenleri kullanmak seçmek gerekiyor.

3. Kıyafetlerinizi test edin

Spor yaparken eğilirsiniz, zıplarsınız, çömelirsiniz…

O yüzden kıyafet seçiminde biraz tedbirli olmakta yarar var. Harika bir vücudunuz bile olsa spor salonlarında abartılı dekolte kıyafetler giymekten kaçının ve hareket ederken üstünüzdekilerin nasıl göründüğünü önceden test edin. Egzersize başlamadan önce soyunma odasındaki aynanın önünde birkaç esneme hareketi yaparak göbeğinizin, kalçanızın, göğüslerinizin nasıl göründüğünü kontrol edin. Böylece “Aman bir yerim açıldı mı, göründü mü?” kaygılarından uzak egzersizinizi rahatça yapabilirsiniz.

4. Taytların ağ kısmına dikkat!

Eğer dar bir eşofman altı ya da tayt giyiyorsanız bel ile pantolon ağı arasının yeterli uzunlukta olup olmadığını kontrol edin. Çünkü taytınızı yukarı doğru gereğinden fazla çekiştirirseniz ağ kısmında istenmeyen bir görüntüye neden olabilirsiniz. Böylesine bir frikikten kaçınmak için bu tip ürünler alırken her zaman bel kısmının nerede durması gerektiğini satıcıya sorun.

5. Spor güneş gözlüğü alın

Eğer sıklıkla açık havada spor yapıyorsanız bir çift spor güneş gözlüğüne yatırım yapmanızda yarar var. Çünkü sıradan gözlüklerin aksine bu gözlükler son derece hafif, hareket ettiğinizde kaymıyor ve bir darbeyle karşılaştıklarında kırılarak tehlikeye yol açmıyor.

6. G-string’den uzak durun

İncecik bir ip parçasının normal günlerde kullanımının bile ne kadar sağlıklı olduğu tartışılırken, onu egzersiz sırasında kullanmak pek de doğru bir yaklaşım olmasa gerek. G-string iç çamaşırları egzersiz sırasında teri emmiyor ve tahrişe neden oluyor, bakterilerin dolaşımını kolaylaştırarak sistit gibi rahatsızlıklara neden oluyor. Bir de herkesin bildiği üzere pantolondan dışarı çıkarak nahoş bir görüntüye neden olmak gibi bir alışkanlıkları var! Bunun yerine, izsiz, nefes alan ve teri emen bir iç çamaşırı kullanın.

7. Ayakkabı alışverişine çıkın

Dansa gittiğiniz ayakkabılarla aynı zamanda koşuyor, incecik tabanlı babetlerinizle uzun yürüyüşlere mi çıkıyorsunuz? Ayaklarınızı yaptığınız spora uygun bir ayakkabı ile desteklemezseniz ayak sağlığınıza zarar verir ve kalça, diz eklemlerinde problemlere yol açarsınız.

Photoshop ile makyajlar

Yüzünüzde yapacağınız birkaç küçük oynama ile objektiflere çekinmeden gülümseyebilirsiniz.

Şeker dudaklar

Renkli tarzınızı iddialı makyajınız ile tamamlayabilirsiniz. Tüm bakışların dudaklarınızda olması için yapmanız gereken , ruj tercihinde biraz cesur davranmak.

Büyük göstermek için…

Eğer dudaklarınız inceyse ve onları olduğundan daha büyük göstermek istiyorsanız, dudaklarınızın kenarını dudak kalemi ile çizdikten sonra rujunuzu sürün ve parlatıcı ile dudaklarınızı parlatın.

Küçük göstermek için…

Etli dudaklarınızı daha bir ince göstermek için dudak kenarlarının iç kısmını dudak kalemi ile çizip, kalan kısmı koyu renk ruj ile renklendirebilirsiniz.

Etkileyici kirpikler

Göz makyajı ekstra özen ister. Çünkü anlamsız bakışlar, tüm güzelliğini bir anda yok edebilir. Siz de “kirpiklerim hiç belirgin değil” diye üzülenlerdenseniz takma kirpikleri yada güçlü rimelleri tercih edebilirsiniz.

Takma kirpik nasıl takılır

Takma kirpiği, kirpiklerinizin üzerine gelecek şekilde önce prova yaparak deneyin. Kalıcı olarak takmak istiyorsanız , özel yapıştırıcıyı kirpik diplerine sürüp, kurumadan kirpiklerinize yapıştırın. Üzerini kalem yada eye liner ile çizmeyi unutmayın. Böylece kirpiklerin ek yerlerini gizlemeyi başarabilirsiniz.

Nasıl çıkartılır

Takma kirpiklerinizi çıkartmak için öncelikle kirpik diplerine krem sürüp yumuşatmalı sonrasında ise kirpikleri uç kısmından tutarak bir kerede yavaşça çekmelisiniz.

Yay gibi kaşlar

Ciddi, masum veya çocuksu… Siz de yüzünüze ve bakışlarınıza en çok yakışan şekli bulun.

Kaş şeklin nasıl olmalı

Önce elinize bir kalem alın ve burun deliklerinden birinin yan tarafından kalemi yüzünüze dik gelecek şekilde tutun. Kalemin ucunun geldiği yer kaşınızın ideal başlangıç noktasıdır. Kaşınızın bitmesi gereken yer ise gözünüzün dış köşesine kadar uzanmalı.

Uzat

Kaşlarınız kısa ise, kaş kalemi kullanarak onları uzatmayı deneyebilirsiniz. Tek yapmanız gereken,kaşlarınızın başlangıç noktasından hafifçe çekeceğiniz kemli kaşlarınızın sonuna doğru belirginleştirmek.

Parlak bir ten

Cildin temizliği her şeyden daha önemli. Bu yüzden cildinize iyi bakmalısınız. Yatmadan önce makyajınızı muhakkak temizlemeli ve cildinizi bakım sütleri ile beslemelisiniz. Cildinizin parlak ve canlı görünmesi için ise yüzünüzü günde iki kez ılık su ile yıkamalısınız.


Japon PC devi tüm pazarlardan çekildi

Japonya'nın bir numaralı bilgisayar üreticisinden radikal karar: Tüm pazarlardan çekiliyoruz...

Dünya genelinde sürmekte olan ekonomik krizin etkisinin fazlasıyla hissedildiği NEC'te sular durulmuyor. Daha önce dünyanın önde gelen bilgisayar üreticilerinden biri olan NEC'in finansal darboğazdan fazlasıyla etkilenerek Avrupa pazarını terk etmek zorunda kaldığı gündeme bomba gibi düşmüştü.

Ancak NEC bünyesinde devam eden kötü gidiş halen durmamış olacak ki, şirket bulunduğu diğer pazarlardan da Temmuz ayına kadar elini çekerek sadece kendi ana pazarı Japonya'da faaliyet göstermeyi planlıyor. Yıllık kaybının 2 milyar Euro'yu aştığı tahmin edilen şirket, aynı zamanda şu an için Japon pazarının en çok satan markası olma özelliğini taşıyor.

Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi açıyor

Koç Üniversitesinden yapılan açıklamada, fakültenin kuruluşunun resmileşmesinin ardından Yükseköğretim Kurumu'na eğitim programı ve kadrosuyla birlikte müracaat edileceği belirtildi.

Başlangıçta 50-60 öğrencinin alınması planlanan fakülteye giriş şartlarının üniversitenin diğer programlarından farklı olmayacağı belirtilen açıklamada, eğitim dili İngilizce olacak Tıp Fakültesinin Koç Üniversitesinin ana kampüsünde yer alacağı kaydedildi.

Açıklamada, fakültenin program ve kadrosunun bu döneme yetiştirilmeye çalışıldığı ve fakültenin durumunun ÖSYM öğrenci kılavuzu ve arkasından çıkacak ek kontenjanla belirleneceği vurgulandı.

Tıp Fakültesi Dekanı için görüşmelerin başladığı ve dekan atanmadan öğretim üyesi atamasının yapılmayacağı bildirildi.

Açıklamada, Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi için Eğitim Hastanesinin de açılacağı, 200 yataklı olması düşünülen 40 bin metre kare kapalı alana sahip olacak eğitim hastanesinin yeri konusunda Koç Üniversitesinin çeşitli alternatif arayışı içerisinde olduğu ve hastanenin teknik imkanlarının Amerikan Hastanesi vasıflarında, en üst düzeyde olacağı belirtildi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Koç Üniversitesi Rektörü Attila Aşkar da, Türkiye'de klinik alanında iyi yetişmiş hekimler, onları yetiştiren iyi üniversiteler ve tıp fakülteleri bulunmasına karşın, temel tıp eğitiminde yetişmiş insan sayısının oldukça az olduğunu kaydetti.
Tıptaki büyük gelişmelerin temel tıp alanından geldiği ve bu alanda ciddi bir öğretim üyesi açığı bulunduğunu belirten Aşkar, şu görüşlere yer verdi:

“Koç Üniversitesi temel tıp alanında da önemli yatırımlar yapacak ve üniversitenin diğer programlarında olduğu gibi burada da üst düzey araştırma önem kazanacaktır. 20. yüzyılın fiziğin yüzyılı olduğu söylenir. 21. yüzyılın da biyolojinin yüzyılı olacağı söylenmektedir. Özellikle moleküler biyolojideki gelişmelerle tıp çok yeni bir çehre kazanmak üzeredir. Tabii ki geleneksel tıp uygulamaları, dahiliye de tanı ve tedavi sistemleri, cerrahi müdahaleler devam edecektir, ama tıbbın bu geleneksel yöntemlerinin yanı sıra moleküler tıp da gelişecek, laboratuvardan çıkıp kliniklerde uygulamaya girecektir. Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi, moleküler ve ileri teknolojilerin kullanıldığı tıbbın Türkiye'deki öncülerinden olmak arzusundadır. Koç Üniversitesi bütün dünyadaki ve ülkemizdeki sistemleri inceleyerek en iyi bir program uygulamak için büyük bir heyecan duymaktadır.”

Akvaryumda bir canavar

İngiltere'nin Newquay's Blue Reef Akvaryumu'nda bir süre önce ortaya çıkan dev kurtçuk, akvaryum çalışanlarını şaşırttı.

Tropikal bir kurtçuk olmasına rağmen akvaryumda normal boyutlarının üzerine çıktığı belirlenen, 1.2 metre olan "kurtçuk" görüntüsüyle de ürkütücü. Korku filmlerinden fırlamış gibi olan ve akvaryum çalışanları tarafından Barry adı verilen "kurtçuk" akvaryumdaki balıklara, mercanlara saldırıyor.

Bedenindeki vantüzler ise insanlar için de tehlikeli maddeler salıveriyor.

Akvaryum sorumlularından Matt Slater "Buraya her halde çok küçükken başka bir teslimatın içinde geldi. Büyümeye başlayıncaya kadar farketmedik. Ama artık akvaryumun canavarı. Barry ilginç bir gelişme gösterdi. Şimdi pek çok ziyaretçi onu görmeye geliyor" dedi.

Asi dizisinin diğer güzelleri

TV'nin sevilen dizilerinden Asi, ekrana yeni yüzler kazandırdı. Bunlar arasında en kısa sürede öne çıkan Tuba Büyüküstün oldu ama dizide onun kızkardeşlerini canlandıran iki genç yıldız da yönetmenlerin yeni gözdeleri haline geldi.

Bunlardan biri Asi karakterinin büyük kızkardeşini oynayan Selma Ergeç. Diğeri ise Tuba Büyüküstün'e benzerliğiyle de dikkat çeken Aslıhan Güner.

Dizide Asi'nin küçük kardeşini oynayan Güner, 1987 doğumlu genç bir oyuncu.

Sırlar Dünyası, Büyük Buluşma gibi dizilerle adım attığı olunculuğu Çemberimde Gül Oya, Geceler Yarim Oldu, En İyi Arkadaşım, Selena, Sevda Çiçeği, Sözün Bittiği Yer ile sürdüren Güner, kısacık yaşamına bunca tecrübe sığdırdı.

30 Mart 2009

İş başvurusunda referans önemli mi?

Özgeçmişin en önemli bölümlerinden biri referansları barındırır. Ama çoğu zaman bu kişilerin hiç aranmadığı ya da onlardan görüş alınmadığı düşünülür. Oysa ki özellikle şu anki kriz ortamında, referans gösterdiğiniz kişiler her şeyden önemli. İşverenlerin özgeçmişin ilk inceledikleri bölümlerinden biri aslında eski çalışma arkadaşlarınız.

İşyerlerinin insan kaynakları departmanında çalışan uzmanlar, patronların özgeçmişleri incelerken eski iş performansları, referans kişileri ve kazanılan akademik başarılarına çok dikkat ettiklerini söylüyorlar. İş başvurularının bulunduğu havuz doldukça, işverenler de eleman seçeceklerinde cv referanslarına mutlaka ulaşıyor. Yani özgeçmişinizde yazan kişinin size arandığını söylememesi, ona ulaşılmadığı anlamını taşımıyor olabilir.

Referansınızın kuvveti ise onun sizin eski iş tecrübeleriniz ve iş yetenekleriniz hakkında en iyi şekilde konuşabilmesinden geliyor. Bu yüzden kontak bilgilerini verdiğiniz kişinin sizin çalışma şekliniz hakkında fikri olması gerekiyor. Yani seçtiğiniz kişiler daha önceki patronunuz, supervizörünüz veya birebir iş yaptığınız biri olmalı.0

İş arayanların bir diğer hatası ise, özgeçmişlerine yazdıkları kişilere bunu bildirmemeleri. Sizin için bu kadar önemli bir telefon aldığında o kişinin de hazırlıksız yakalanmasını siz de istemezsiniz. Eğer özgeçmişinize birini yazacaksanız, önceden ona bir e-posta ile ya teşekkür edin, ya da başvurduğunuz iş hakkında bilgi verin. Bu sayede o da kendi hafızasında sizi canlandırabilir.

Şımarık kadın nasıl tavlanır?

Herkese tepeden bakan, etrafta küçük dağları ben yarattım havasında gezen kadın bırakın tavlamayı yanına yaklaşılması imkansız gibi görünür. Fakat ne kadar burnu havada olursa olsun, her türlü kadın tavlanabilir. Önemli olan uygun taktikleri kullanmak...

Kaniş köpek gibi davranmayın
Etraf kendilerini prenses sanan kadından geçilmiyor. Bütün gün aynanın karşısında süslenen, çevresindeki insanların kendine yaranmasını bekleyen ve elbette erkeklerin peşinde köpek gibi koşup, her dediğini yerine getirmesini talep eden kadınlar... Daha önce beraber olduğunuz kadınları iltifatla tavlamış olabilirsiniz. Ancak şımarık kadınlara iltifat silahı sökmez. Zira şımarık kadınlar için iltifat memnun edici bir şey değil, hava gibi, su gibi doğal bir ihtiyaçtır. Şımarık kadınların iltifat silahından etkilenmemesi, sizin kalp kazanmak için şaklabanlık yapmanızı ve uysal bir köpek gibi peşinden koşmanızı gerektirmez. Zaten bir kadına yalakalık yapmak sizi onun sevgilisi değil, ayakçısı yapar. Peki herkes tarafından pohpohlanan şımarık kadını tavlamak için ne yapmak gerek? Bu sorunun yanıtı basit. Onun karşısında ezilip, büzülen rakiplerinizin önüne kırılıp, dökülmeden gerçek bir erkek gibi davranıp geçin. Hiç korkmadan ona kur yapın. Flörtöz jestleriniz yavaş yavaş karşılık bulmaya başladığında, sevinçten havalara uçtuğunuzu belli etmeyin. Flört dozunu yavaş, yavaş arttırırın. Sohbetlerinize havadan, sudan konularla başlayın. Özel hayata veya hassas konulara hemen dalmayın. Şımarık kadının başlıca amacı erkeklere zorluk çıkarmaktır. Sizin hedefiniz bu zorluyu asgariye indirmek olmalı. Onun üzerine fazla düşmeyerek, size meydan okuma riskini azaltabilirsiniz.

İlgisini üstünüzde tutun
Şımarık kadınlar her türlü tavlama taktiğini bilirler. Bu yüzden fazla aşırıya kaçmayan, yılışıklıktan uzak ve orijinal taktikler kullanmanız gerek. Onunla beraberken her hareketiniz kendinize olan güveninizi belli etmeli. Böylece diğer erkeklerin tehditkar veya karşı koyulmaz bulduğu şımarıklık kozunun size işlemediğini anlayacaktır. Rakiplerinizin aksine, ona methiyeler düzmek yerine, enteresan muhabbetler açın. Zaten her türlü iltifata tok olan şımarık kadının ilgisini ancak bu şekilde çekebilirsiniz. Elbette istediğiniz ilgiyi nihayet elde ettikten sonra işiniz bitmiş sayılmaz. İlgisini sürekli üstünüzde tutmanız gerekiyor. Bu yüzden ne kadar ilginç bir konu açmış olsanız bile monolog yapmayın. Ona sürekli sorular sorarak, karşılıklı bir sohbet açın.

Onun şıklığı ile boy ölçüşün
Şımarık kadının en önemli silahı güzel ve havalı olmasıdır. Sabahın köründe bile saçı yapılıdır. Makyajı en ince detaylarına kadar planlı ve ustaca uygulanmıştır. Kıyafeti yüzüğünden, tokasına, kemerine kadar çok önceden belirlenmiş ve son modayı en iyi yansıtan kıyafetlerden biridir. Şımarık kadın giyime kuşama harcadığı saatlerce mesainin karşılığını çevresindeki erkekleri kul köle ederek alır. Dolayısıyla şımarık kadın için toplum içinde şık görünmek çok önemlidir. Bu nedenden ötürü, sizin de en azından onun kadar göz alıcı olmanız gerekiyor. Bunun için çok yakışıklı bir Yunan tanrısı olmanıza gerek yok. Havalı görünmek gayet kolay. Elbette giyim tarzınızı bir kadın için değiştirmek mantık dışı. Fakat söz konusu şımarık kadın olunca, kadınlarla ilgili genel geçer kuralların dışına çıkmak gerekiyor. Saçınızı en havalı model kestirin. Pantolon ve gömleklerinizin jilet gibi ütülü, ayakkabılarınızın ayna gibi parlatılmış olması şart. Tırnaklarınızı temiz tutmak, pahalı ve teninize yakışan bir parfüm kullanmak gibi detayları da göz önünde bulundurduğunuz takdirde onun şıklığı ile boy ölçüşecek kıvama gelebilirsiniz.

Israrcı olun
Her kadın gibi şımarık kadın da, mesai gerektirir. Öyle bir kadının size veya herhangi bir erkeğe ilk görüşte aşık olmasını bekleyemezsiniz. Dolayısıyla, hedefe zaman içinde adım adım yaklaşıp, en sonunda onu avucunuzun içine almanız gerekiyor. Önce saygısını kazanının ve samimiyet kurarak yanınızda rahat hissetmenizi sağlayın. Bütün bu adımların sorunsuz bir şekilde atılacağını düşünmeyin. Her kadının sebepsiz yere sorun çıkarabileceğini biliyorsunuz. Şımarık kadın diğer kadınlardan daha sık arıza çıkaracaktır. Kaprislerinin sizi yıldırmasına izin vermeyin. Her kadınla olduğu gibi şımarık kadınla uğraşırken de ısrarcı olmanız gerektiğini unutmayın. Zaten kaprislerinin nedeni, sizi yıldırıp kaçırmak değil, sabrınızı ölçmek ve ne kadar değerli olduğunu göstermek. Kendinize olan güveninizi kaybetmeden, doğru bildiklerinizi yapın. Diğer rakipleriniz kaçacaklar ama siz azmedip hedefe ulaşacaksınız.

Utangaç Hatun Nasıl Tavlanır?

Utangaç kadınlar, sanıldığı gibi hafta sonları eğlenmek yerine klasik müzik dinleyip, kalın romanlara gömülmeyi tercih etmezler. Sadece sosyal hayata karışacak cesaret onlarda çok azdır. Utangaç kadınlar medeni cesaretten yoksun olsalar bile birçok şımarık kadının aksine daha uyumludurlar. Onlara ulaşabilmek için tek yapmanız gereken doğru taktikleri uygulamak.

Onu değiştirmeye çalışmayın
Karşınızdaki utangaç bir kadın. O halde bırakın öyle kalsın. Sizden önce birçok kişi onu değiştirip, daha atak biri haline getirmeye çalışmış olabilir. Siz onlardan farklı olun. Her şeyden önce onun utangaç biri olduğunu sizin kabullenmeniz gerekli. Ondan hiçbir zaman bir porno yıldızının libidosunu veya girişken bir kadının cüretini beklemeyin. Utangaç kadın size şehvet ve heyecan fırtınası yaratamaz ama tatlılığı , aşıladığı güven ve verdiği huzurla sizi en az diğer kadınlar kadar mutlu edebilir. Bu yüzden diğer kadınlarla edindiğiniz deneyimlerden yola çıkarak ona yaklaşmayın. Başka kadınlara çok usturuplu gelen bir harekatınız onun kafasını karıştırabilir. Çok yavaş ve yumuşak olun. Agresif taktiklerle onu bir an önce yatağa atmak yerine önce iyice rahat etmesini sağlamak için arkadaş olun. İlgisini yavaş yavaş kazanın.

Nabzına göre şerbet verin
Utangaç bir kadına yaklaşırken fiziksel temas veya cüretkar iltifatlardan kesinlikle uzak durmalısınız. Peki ona nasıl yaklaşacaksınız? Oldukça eski moda bir yöntemle, yani bol sohbetle. Dolayısıyla, siz ne kadar sıcakkanlı ve aceleci bir tip olsanız bile, onun nabzına göre şerbet vermeniz gerekiyor. Utangaç kadınların çoğu aslında oldukça konuşkandır. Sessiz görünmelerinin nedeni kendilerini ifade etmeleri için gereken cesaretten yoksun olmalarıdır. Bu yüzden işiniz bir bakıma kolay. Tek yapmanız gereken ona fikirleriyle ve sohbetiyle içten bir şekilde alakadar olduğunuzu göstermek. Önce diğer kadınlara yaptığınız gibi ilgi alanlarını tespit edin. Sonra konuyla ilgili laklak yapmaya başlayın. Kısa sürede onun iyice açıldığını ve es vermeden konuşmaya başladığını göreceksiniz. Utangaç kadın kendisini açan ve konuşturmaya başlayan erkeği takdir eder. Bu çabanızın karşılığını fazlasıyla alacağınızdan emin olun.

Olayları zamana bırakın
Utangaç kadınlarla uğraşmanın en önemli noktası olayları akışına bırakacak kadar sabırlı olmaktır. Sıradan bir kadın sizinle ilgilendiği takdirde bütün esprilerinize güler, kolunuza, bacağınıza dokunur ve kulağınıza hayranlık sözcükleri fısıldar. Utangaç kadından bu hareketleri beklemeyin. Sadece hayal kırıklığına uğrarsınız. Hedefinize ulaşmak için iltifatlar ve espriler yeterli olmaz. Onun güvenini kazanmanız şart. Güven ise ancak zaman içinde kazanılır. Dişinizi sıkıp, sabredin.

Kahve çekirdeklerindeki sır

Üstüne yaklaşık 19 bin araştırmanın yapıldığı kahvenin, olumsuz bağımlılık özelliklerine rağmen, son derece sağlıklı yanlarının da olduğu keşfedildi. Günlük kahve tüketiminin kolon kanserinden, Parkinson hastalığına kadar pek çok riski azalttığı kanıtlandı.

Kafeinin yaptığı bağımlılıktan dolayı, her gün alıştığı saatte kahve içmeyen kişinin başı ağrımaya başlar. Kafein uykusuzluğu beraberinde getirir ve daha pek çok zararı vardır. Ama uzmanlar günde üç fincanı geçmeyecek şekilde tüketilen kahvenin kolon kanseri, Parkinson hastalığı, ve hatta Tip 2 diyabet hastalığının etkilerini azalttığını iddia ediyor.

Amerikan Diyabet Birliği’nin yaptığı bir araştırma, düzenli kahve tüketiminin şekerin dengelenmesinde etkili olduğunu ve hastanın tedaviye verdiği yanıtı arttırdığını, yani hastalığın daha da ilerlemesini engellediğini gösteriyor.
Kahve tüketiminin uzun süreli yardımcı etkilerinin yanı sıra, verdiği keyifle de insanı rahatlattığı söyleniyor. Bazı günler uyanmak için zaruri ihtiyaç haline gelen kahve, aklın daha hızlı ve net çalışmasını da sağlıyor. Beynin uyanık kalma süresi artıyor ve uyku mahmurluğu da azalıyor. Ayrıca kahvede vücudun hastalıklar ve serbest radikal hücre zararlılarıyla savaşan etken madde de bulunuyor.
Günlük 1-3 fincan kahve sağlıklı görünse de, günde 6 fincandan fazla kahve tüketenlerde de tam tersine diyabet riskinin arttığı görülüyor.

Atatürk'ün bilinmeyen 9 sırrı

10 Kasım 1953 günü, Atatürk’ün naaşının Etnoğrafya Müzesi’nden Anıtkabir’e nakledilmesinden hemen önce... Binanın önünde bekleyen top arabasına yerleştirilmeden önce, 15 yıldır kapalı duran tabutun kapağı açılır. Herkes dışarı çıkartılmış, tabutun başında sadece dört kişi kalmıştır: Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Meclis Başkanı Refik Koraltan, Başbakan Adnan Menderes ve bir de foto muhabiri. Muhabire sadece bir kez deklanşöre basma izni verilir. Bugün Hürriyet gazetesi arşivinde bulunan bu tek kare fotoğraf hiçbir zaman basılmamıştır. Fotoğrafı gören gazetenin yetkilileri, cesedin bozulmaması için özel bir şekilde ilaçlanmasına rağmen oldukça bozulduğunu yazdılar sadece... Adnan Menderes’in anlattıklarına göre ise Atatürk’ün sadece sol gözü morarmış ve şişmişti; vücudunun geri kalan bölümleri ise son derece iyi durumdaydı.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK`ÜN YAZDIĞI HUTBELER
1927 yılında, ilk Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi’ye, cuma namazlarında okutulmak üzere kaleme aldırdığı hutbeler bir kitapta toplatılmış, fakat şu an bu kitabın sadece bir kopyası var. Hazırlanışına bizzat katıldığı kitapta 51 tane hutbe bulunuyor. Eksik ölçenler ve yanlış tartanlar, içkinin toplumsal zararları, vatan müdafası gibi 51 ayrı konuda hutbenin bulunduğu kitap, zamanında ülkedeki bütün camilere dağıtılmış. Ama yıllar ilerledikçe “Türkçe Hutbeler” adındaki kitap yok olmuş.

YETER ARTIK MUSTAFA
Çapkınlık öyküleri de kulaktan kulağa dolaşmıştır Ulu Önder’in... Hatta anlatılanlara göre Latife Hanım kocasının çapkınlıklarından bıkıp usanmıştır. Trenle yaptığı bir Erzincan gezisi sırasında, bacaklarıyla karşısında oturan kadının bacaklarını buluşturması, Latife Hanım`ın “Yeter artık Mustafa!” diye bağırması üzerine trenden indirilip Ankara’ya gönderilmesi, Lord Kinross’un “Atatürk” adlı kitabında anlatır.

SON SÖZÜ `SAAT KAÇ?` DEĞİL!
Atatürk’ün 10 Kasım 1938 günü sabahı hayata gözlerini yumarken söylediği son sözleri “Saat kaç?” olarak bilinir. Oysa biraz sonra, şuurunu kaybetmeye başlarken sürekli olarak tekrarladığı sözler “Aman dil!.. Aman dil!..” olmuştur. Dil birliğini ve dil devrimini kasteden bu sözler Ata’nın gerçek son sözleridir. Atatürk’ün “son”larından devam edersek... Son aldığı gıda, 8 Kasım 1938 Salı günü, saat 18.35’de dört kaşık elma suyu oldu. Son yemek istediği sebze, enginardı. Son verilen ilaç, ölüm halinden kırk dakika önce, saat 8.25’de, 1/8 Aubaine’di.

ATATÜRK VE MACARiSTAN GÜZELLiK KRALiÇESi
Atatürk’ün hayatına girdiği söylenen kadınlardan bir diğeri ise Macaristan’ın güzellik kraliçesi, TV filmlerinin seks ilahesi Zsa Zsa Gabor... Kimine göre bu tamamen uydurmadır, kimine göre ise Ata’nın küçük kaçamaklarından biri... Hatta tartışma o kadar uzar ki, yıllar sonra o gece Atatürk’ün masasında keman çalan “ecnebi kemancı” bulunur, olayın içyüzü sorulur. Kemancının anlattıkları ise kimseyi memnun etmez: “Atatürk o gece o kadar çok içmişti ki, hiçbir şey yapamadı, masada sızdı kaldı!” Zsa Zsa Gabor ise 1991 yılında New York’ta, Delacorte yayınevi tarafından yayınlanan anılarında Ata’nın köşküne götürüldüğü o geceyi şöyle anlatıyor:“Üst kata çıktım. Atatürk, arkası dönük, el işlemesi, geniş gürgen bir koltuğa oturmuş, yanındaki masa üstünde duran nargilesini içiyordu. Yanına, kırmızı kadife koltuğa oturmamı istedi. Emrini yerine getirdim. Nargilesinin marpucunu bana doğru uzatıp içmemi söyledi. Dediğini yaptım ve dumanı içime çektim. Emri vaki tavırla diğer elinde tuttuğu rakı dolu, zümrüt kakmalı altın kadehi elime tutuşturdu. Rakıyı yudumlayarak içtim. Dans eden dansözlerin çıkmasını söyledikten sonra ikimiz başbaşa kalmıştık. Rakının verdiği sarhoşlukla hipnotize olmuş gibiydim. Yanıma sokulup, benimle deliler gibi sevişmeye başladı.”

FiKRiYE`NiN SIRTINDAN GiREN KURŞUN
Atatürk’ü çocukluğundan beri tanıyan ve ona delicesine aşık olan bir kadındır Fikriye. Babasının kardeşi Ata’nın üvey babasıdır. Fikriye, Atatürk’ün evinde iki yıl yaşamış, ona bakmıştır. Verem olup senatoryuma yatırıldığı günlerde Atatürk Latife Hanımla evlenir. Bu haberi duyan Fikriye Almanya’dan hemen İstanbul’a gelir. Köşk’e geldiğinde Atatürk ve Latife Hanım kahvaltıdadır. Mustafa Kemal’e haber verilir. Ancak Latife Hanımın kıskançlığı bastırılacak gibi değildir. Öfkeden deliye döner ve Fikriye’nin evden kovulmasını emreder. Fikriye hiç itiraz etmez, at arabasına biner ve yolda ona hediye edilen tabancayla kendini vurur. Kimine göre Fikriye Hanımın ölümü intihardır, kimilerine göre ise cinayet. Ancak, Can Dündar’ın yaptığı belgeselin ardından Fikriye Hanımın yeğeni Abbas Hayri Özdinçer şunları söyler:“Bize anlatıldığına göre, halamı faytonun içinde sırtından vurulmuş olarak buluyorlar. Babam Enver Bey, o gün halamın ölümünden haberdar edilmiyor. Ertesi sabah sivil polisler Çankaya’dan gelen şifahi bir emirle babamı Ankara’ya götürüyorlar. Babamın ısrarlarına rağmen halamın cesedi kendisine gösterilmiyor. Mezkur tabanca dahil merhumenin bütün şahsi eşyalarına el konuluyor. Bunun üzerine babam bir arkadaşıyla beraber halamın o gece kaldığı hastaneyi araştırıyor. Cinayet günü halamla aynı hastanede kalan bazı hastaların isim ve adreslerini tespit ediyorlar. Bu hastalardan biri Polatlılı çoban Hüseyin’miş. Hadise günü üst kat tamamıyla boşaltılırken, onu baygın zannedip başka koğuşa nakletmemişler. Babamlar bu çobanı daha sonra köyünde bulmuşlar ve o gece ne olduğunu sormuşlar. Çoban Hüseyin aynen şunu söylemiş: “O gece bir avrat getirdiler. Sabahlara kadar avazı dinmedi. ‘Alçaklar, katiller, vurdular beni’ diye bağırıyordu. Halam ertesi gün ölmüş.”

DÜŞMANDAN ÇOK HASTALIKLARIYLA SAVAŞTI
Atatürk, Selanik’te başlayıp İstanbul’da son bulan 57 yıllık yaşamı boyunca, yurdu işgal eden düşmanların yanı sıra, birçok ciddi hastalıkla da savaşmıştı. Özel doktoru Asım Arar’ın anıları ile profesör Bedi Şehsuvaroğlu’nun araştırmalarına göre Mustafa Kemal’in sağlık yaşamı özetle şöyle:
Çocukluğunda sıtma geçirdi
Gençlik yıllarında idrar yolları iltihabı yüzünden sıkıntı çekti. Hastalığın iyi tedavi edilmemesi yüzünden yaşamının önemli bir bölümünü şiddetli böbrek ağrıları ile geçirdi ve sonuçta nefrite yakalanmaktan kurtulamadı.
Trablusgarp’ta görev yaparken şiddetli bir göz iltihabına yakalandı. Şişen ve kanlanan gözlerinden biri uzun süre kapalı kaldı. Bu hastalık hafif bir göz kayması yarattı.
Anafartalar Savaşı’nın sonlarında akciğer iltihabı ile yatağa düştü ve arkadaşlarının uyarı ve ısrarıyla İstanbul’a döndü.
1918 yılında Yıldırım Orduları Komutanı iken şiddetli böbrek ağrıları yüzünden Viyana ve Kalsbad kaplıcalarına tedaviye gitti.
Mütareke yıllarında, 1919 yılında, İstanbul’da Şişli’deki evinde kulağından rahatsızlandı. Fakat bu hastalık 15 Mayıs’ta 3’üncü Ordu müfettişi olarak Samsun’a hareketini önleyemedi. Samsun’da yeni bir sıtma daha geçirdi.
Ağustos 1921’de Sakarya Savaşı’nda ata binerken bir kaza geçirip üç kaburgası birden kırıldı. Sakarya Savaşı bu kırık kaburgaların verdiği acılar arasında kazanıldı.
1921’in Nisan ayında sol yanağında büyük bir çıban çıktı.
1923 yılında ilk kalp krizini geçirdi. Bu kriz sonraki yıllarda birkaç kez tekrarlandı.
Aşırı yorgunluğa bağlı olarak son yıllarında çok şiddetli bir sürmenaja yakalandı.
Yaşamının son döneminde karaciğer sirozu oldu. Siroz, burun kanaması ve şiddetli kaşıntı ön şikâyetleriyle başladı. Burun kanaması damarlar yakılarak tedavi edilmeye çalışıldı. Kaşıntı ise uzun süre Çankaya Köşkü’nü saran karıncalara bağlandı ve Köşk’te birkaç kez ilaçlama yapıldı.
Atatürk dişlerinden de çok rahatsızdı. Son yıllarında ağzında bir total protez taşıdı. Dişçiliğini İkinci Abdülhamit’in de dişçisi olan Musevi asıllı Sami Günzberg yaptı.

SiROZDAN ÖLMEDİ, SITMADAN ÖLDÜ!
Araştırmacı yazar Ogün Deli’nin yazdığı “Agoni” adlı kitaba ve geçtiğimiz günlerde Haftalık dergisinin yaptığı bir habere göre, Atatürk’ün ölümünde bir başka soru işareti daha ortaya çıktı. Yazara göre “Atatürk bir doktorun yanlış tedavisi sonucu öldü. Verilen ilaçlarla ölümü bilerek hızlandırıldı.” Kitaba göre Atatürk siroz değil sıtmaydı. Prof. Dr. Sait Kapıcıoğlu ve Dr. Şair Coşkuner’in çalışmalarını referans alan yazar, Atatürk’ün sıtma hastası olduğuna dair ciddi kanıtlara ulaştığını iddia ediyor. Tarihi İstanbul Eczanesi kayıtlarından Atatürk’ün sıtma tedavisinde kullanılan “kinin” ilacını kullandığını, 1937 yılında 43 kutu kinin aldığını belgeliyor. Bu iddiaların tam olarak kanıtlanamamasının en büyük sebebi ise Ata’nın ölümünün ardından otopsi yapılmamış olması.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ÖLDÜ MÜ, ÖLDÜRÜLDÜ MÜ?
Atatürk’ün öldürüldüğü iddiasını Türkiye’de ilk kez gündeme getiren kişi, Atatürk döneminde de orduda bulunan General Cevat Rıfat Yıldırım bazı sahaflarda bulunabilen anılarında, “Atatürk’ün Masonlar tarafından öldürüldüğünü” yazmıştı Yıldırım. Ona göre, Atatürk’ün 1935 yılında Mason localarını kapattırması ve masonların malvarlıklarına el konulması büyük tepkisini çekmişti. Yıldırım bu iddialarını bir de kaynağa dayandırıyor. Yunanistan’da yayınlanan 1 Ağustos 1948 tarihli “Laiki Foni” (Halkın Sesi) gazetesinde yayınlanan, aynı zamanda bir mason olan Avram Benarosyan’ın yazısına... Yazı şöyle: “Türkiye’deki mason cemiyetinin Kemal Atatürk tarafından kapatılarak faaliyetinin durdurulduğunu Moskova’da yoldaşlar arasında yapılan bir toplantıda işittiğim zaman beynimden okla vurulmuş gibi sersemledim. İlk anlarda Atatürk’ü silahla ortadan kaldırmayı düşündük. Çünkü o felsefemizin Türkiye’de yerleşme imkanlarını ortadan kaldırmıştı. Nihayet bir gün Kremlin kati kararını verdi. Onun ölümü esrarengiz olacak ve kendine göre esrar arz edecekti. Mason Cemiyeti Atatürk tarafından kapatıldıktan sonra mason biraderler, Cemiyet sanki kapatılmamış ve Atatürk’le aralarında hiçbir ihtilaf yokmuş gibi vaziyet aldılar. İmkân buldukça onun her hareketini alkışladılar ve zamanla onun etrafında bir çember vücuda getirdiler ki; Sarı Lider kendiliğinden bu çemberin içine girip hayatını bize teslim etti. Doktorlarımız Atatürk’ün ölümünün ani oluşunu tehlikeli gördüklerinden 1937 yılı ortalarında ismini açıklayamayacağım bir hekim, Atatürk’e ilk darbeyi sinir organlarını zaafa düşürmek suretiyle indirdi. Böylelikle gösterdiği tedavi usulü Atatürk’ün sinir organlarını felce uğrattı. Atatürk’te zaman zaman burun kanamaları, baş dönmeleri, istifralar, karşısındaki arkadaşı tanımamazlıklar kendini göstermeye başladı. Onun pek elim bir vaziyette olduğunu beşinci kollarımızın ajanları gizliden gizliye yaymaya ve hastalığının öldürücü olduğunu efkarı umumiyeye duyurmaya, milli hislerde zaaf hasıl etmeye çalıştılar. Atatürk’ün hastalığı efkarı umumiyede şuyu bulunca, vazifemizin birinci faslı muvafak olmuştu.”

ilginizi çekebilir...

Takım elbise seçimi

Erkek giyiminin en önemli parçalarından biri olan takım elbise özenle seçilmeli. Ceket alırken trendleri değil, hayat tarzınızı ve vücut tipinizi göz önüne almalısınız.

Üç düğmeli takım

1960`lı yıllardan beri erkek koleksiyonlarının demirbaşlarından biri olan üç düğmeli takımlar artık bir klasik oldular. İki düğme üstte olarak dizayn edilen bu ceketler en çok boyu 1.80 ve üstünde olan erkeklere yakışıyor. Elbette üç düğmeli takımın klasik etkisinden faydalanmanız için ille de çok uzun boylu olmanıza gerek yok ancak boyunuz 1.75`in altındaysa ve göbeğiniz varsa kesinlikle bu ceketlerden uzak durun. Zira ceketin düğmelerinin yukarda olması hem göbeğinizi belirginleştirir hem de gövdenizi olduğundan kısa göstererek tıknaz görünmenize neden olur. Üç düğmeli takımlar genelde sadece üstteki düğmeler iliklenerek giyiliyor ancak bu tarz yerine sadece orta düğmeyi kapatmanız da mümkün. Bu modeli giyerken dikkat etmeniz gereken püf nokta asla üç düğmeyi birden iliklememektir zira ne kadar uzun boylu ve ince yapılı olursanız olun bu şekilde çok geniş ve kısa görünürsünüz. Üç düğmeli takımlar, özellikle ofis gibi resmi yerlerde ideal bir kıyafet olur.

İki düğmeli takım
Her erkeğin gardırobunda kendine yer eden iki düğmeli takımlar, bütün vücut tipleri için çok uygundur. Özellikle kısa ve orta boylu erkekler bu modelle daha uzun boylu görünürler. Özellikle gövdesi kısa olan erkekler her zaman iki düğmeli takım tercih etmeliler. Eğer sadece tek bir takım elbiseniz varsa, tercihiniz hem her daim moda olan, hem de daha uzun boylu gösteren bu modelden yana olmalı. Ancak gardırobunuzun demirbaşlarından biri haline geleceği için takımınızın dikişinin kusursuz olması ve üstünüze çok iyi oturması gerekiyor. İki düğmeli takım giyerken en şık görüntüyü yakalamak için tek düğmesini iliklemeniz yeterli. Bu model takımları en şık partiden, ofise kadar her yerde giyebilirsiniz.

Tek düğmeli takım
Tek düğmeli takımlar ince yapılı ve orta veya kısa bolu erkekler için ideal seçimdir. Özellikle 2009 yılında bütün erkek koleksiyonlarında bol bol yer bulan bu model, önümüzdeki sezonlarda da oldukça rağbet görecek. Ancak tek düğmeli takımlar çok trend olmalarına rağmen, diğer iki model kadar kullanışlı değiller. Ofiste veya resmi davetlerde vücut tipinize göre iki ya da üç düğmeli takımları seçin. Tek düğmeli takımları giymek için ideal yerler şık gece klüpleri veya çok önemli okazyonlardır. Bu modeli giyerken, en iyi görünümü yakalamak için dikkat etmeniz gereken nokta oturmadığınız müddetçe ceket düğmesini ilikli tutmak. Elbette oturduğunuzda rahat etmek için ve ceketinizin buruşmasını engellemek için düğmenizi açmanız gerekiyor.

Ayakkabının incelikleri

Ayakkabınızın kalitesi kendinize ne kadar saygı gösterdiğinizin de simgesidir. Her zaman için bir erkeğin gardırobunun en önemli stil elemanı ayakkabıdır. Gerçek, ayakkabının erkeği erkek yaptığıdır. Ayakkabı mağazalarına gittiğinizde ne yapacağınıza karar veremediğiniz zamanları artık geride bırakın.

Bir çift ayakkabı için pahalı nedir?

Ayakkabıya ödediğiniz miktar, ondan ne alacağınızın da göstergesidir. Eğer bir ayakkabıya çok para ödüyorsanız, bu onun el işçiliğinin kalitesinin de yüksek olduğunu gösterir. Yani bu da onun kullanım ömrünü uzatır. Eğer gerçek deriden yapılmış, sağlam dikişli ve sert tabanlı bir ayakkabı seçtiyseniz, dolabınızdaki en uzun ömürlü parçalardan biri olur. Çünkü zarar gördüğünde de onları lostracılara götürüp kolaylıkla tamir ettirebilirsiniz.

Ayağınıza en uygununu seçin

Ayakkabı seçmeye gideceğinizde, mutlaka alacağınız tarzda ayakkabıyla birlikte giyeceğiniz çoraplardan giyin. Ya da en azından yanınızda bir çift götürün. Ayakkabı mağazalarının artık hemen hemen hepsinde bulunan deneme çoraplarından kullanmanız, ayakkabının rahat olup olmadığını anlama konusunda yanıltıcı olur. Eğer aniden vitrinde görüp bir ayakkabıyı denemeye karar verdiyseniz, en azından en yakında işportada benzer çoraplar alın. Veya ayakkabıyı ilk defa dışarıda kullanmadan önce evde normal çoraplarınızla deneyin. Rahat edemezseniz de ayakkabıları hiç vakit kaybetmeden değiştirin veya iade edin.

Ayakkabı denemek için öğledensonra iyidir, ama en ideal zaman akşam yemeğinden hemen önceki vakittir. Yeni ayakkabılar sabah saatinde biraz bol gelebilir, ama gün içinde ayaklarınız şiştikçe, ayakkabının içine oturacaktır.

Ayakkabıları nasıl koruyacaksınız?

Ayakkabı kalıpları genellikle tercih edilmez, ama özellikle deri ayakkabılarınızı muhafaza ederken mutlaka içine kalıp koymalısınız. Kullanacağınız kalıpların ahşap olması en idealidir. Bu ayakkabının şeklini korumasına yardımcı olur ve günlük giyimden sonra kururken küçülüp sertleşmesini engeller. Ayaklarınızın ayakkabı içinde terlemediğini düşünseniz de, mutlaka ayakkabı nemlenir.

Unutmamanız gereken bir başka ayrıntı da, ayakkabılarınızı düzenli olarak boyayıp parlatmanızdır. Bu yüzden evinize en azından ucuz bir ayakkabı boyama seti almalısınız. Bir yerde beklerken bir ayakkabı boyacısına da boyatabilirsiniz. Ama bunun aralıkları o kadar düzenli olmaz. Ayrıca, sürekli oturup, ayakkabınızın parlatılması için beklemeye vaktiniz olmayabilir.

1 dolara evsahibi olmak ister misiniz?

Amerika’nın Detroit eyaletinde 75 metrekarelik iki oda bir salon daire sadece bir dolara satıldı. Bu fiyat evin kirası değil, komple tapu masrafı dahil el değiştirme fiyatıydı. Bearing Group adlı bankanın yıllar önce ipotek yüzünden el koyduğu ev hiçbir kiracı ya da alıcı bulamamıştı. Banka son 10 yıldır vergi ve bakım gibi giderler yüzünden eve yılda 800 dolar harcama yaptığını fark edince acilen haraç mezat daireyi satmaya çalıştı. Bunun için anlaştıkları emlakçıya sadece bir dolarlık sembolik ücret istediklerini belirttiler. Ev henüz alıcı bulmadı fakat emlak danışmanlığını yapan Ian Mason’a göre maksimum 1000 dolar harcamayla yepyeni bir görüşüme kavuşabilir. Yani toplam 1001 dolara sıfır kilometre eviniz oluyor.

Ölmeden önce yapılması gereken 50 ŞEY

Yapılanların üstünü çizin. Geriye kalanların selamı var.

1- Lakers maçını en önden izle

Jack Nicholson der ki: “Lakers’ı izlemek benim en büyük tutkum. Şarap gibi, her sezon farklı bir tat.” Bilet Şyatı 1900 dolar.

2- Bir mahalle takımıyla barter yap!

Amatör kümede mücadele eden bir takıma forma, krampon ve top bağışlamayı teklif et. Karşılığında da kendi adını ve fotoğrafını forma reklamı olarak göğüslerinde taşısınlar.

3- Çin mahallesinde Çince küfür et

Yabancı bir ülkede hiç tanımadığın bir mahalleye gidip ülkenin lisanında bağırarak küfür et ve kaç. Çocukça fakat eğlenceli bir adrenalin pompası.

4- Nezarette bir gece geçir

İçeri nasıl gireceğin sana kalmış. Nezarette tanıştğın kişilerin maceralarını dinleyerek sabah

olmasını bekleyebilirsin. Fakat bu kişilerle arkadaşlık kurma.

5- Boğaz köprüsünden koşarak geç

Özellikle bunu traŞğin en yoğun saatinde yaparsan tadından yenmez. Peşine takılacak polis ordusunu da düşünürsen eğlencenin doruklarına çıkacaksın. Eşsiz boğaz manzarasını da unutmamak lazım.

6- Resim yap

Van Gogh, “Ressam olmak için yetenek gerekir ama resim yapmak için gerekmez” demiş vakti zamanında. Yeteneğim yok diye düşünme, ünlü ressamın tavsiyesini dinle.

7- Empire State Building’e gidip

kalabalık asansörde aşağı inerken bütün düğmelere bas! İmkansız bir görev gibi görünse de

imkanlı. Asansörde seni dövebilecek biri olmazsa eğlence faktörü artıyor.

8- Golf oynarken tek vuruşta topu deliğe sok

Şahitler huzurunda!

9- Yanlış şarkıda kareoke yap

Sahneye çıkıp, hangi şarkı çalarsa çalsın, yine de ısrarla “Bodrum Bodrum”u söyle.

10- boxer’ın tüm sayılarını biriktir

11- Ayhan Işık bıyığı dene

Ya yakışırsa?..

12- Fanatiği olduğun takımın maçı için ingiltere’ye git

Stada girebilirsen iyi olur ama daha müthişi rakip takımın holiganlarının toplandığı bir pub’ta, takımın gol atınca çılgın gibi bağırmaktır ki, her delikanlının harcı değildir.

13- Bir dil daha öğren

Öğrenmesi en kolay dil, anadiline işleyiş olarak en çok benzeyen dildir. Antropolog Joseph F. Foster, “Bir Türk için Japonca öğrenmek, İngilizce öğrenmekten daha kolaydır. İspanyol ise Japoncadansa, İngilizceyi daha rahat öğrenir” diyor.

14- Yer çekimini görmezden gel!

Parabolik uçuşlar eskiden sadece astronotlara mahsus bir deneyimdi. Şimdi isteyen Şorida semalarında yapılan bu uçuşlara kaydolabiliyor. Dairesel manevralarla ve çok hızlı giden bir uçağın çizdiği her dairede yerçekimi 25 - 30 saniyeliğine kayboluyor. 90 dakikalık bir uçuşta bu his 15 kere kadar yaşanabiliyor. Uçuş öncesi yerçekimsiz alanda yapılabilecek çeşitli hareketler öğretiliyor, toplam 10 dakika yerçekimsiz anlarda bu hareketleri yapıp eğleniyorsun. Hediyesi beş bin dolar. Detaylı bilgi için nogravity.com bakabilirsin.

15- Köpekbalıklarıyla yüz

Çok zor bir şey değil. Kafese girip denize atlıyorsun köpekbalığı da etrafında dolaşıyor. Dımdım... Dımdımdımdım... Dalmadan önce köpekbalıklarıyla ilgili şunları bilsen iyi olur:

Köpekbalıklarının beş - 15 sıra dişi olur. Bu dişlerin kökü yoktur ve kolayca kırılırlar. ırılmazsa da aşağı yukarı bir haftada kendiliğinden düşerler. Bütün hayatları boyunca taze diş çıkarıp dururlar.

Köpekbalıklarının gözleri renkli görür. Renge insanlardan 10 kat daha duyarlılar.

16- Sessiz meditasyon kampına katıl

Sen Vipassana meditasyon kursuna devam ederken, 10 gün Şkirlerini kendinize saklayıver. Kurs bedava, yemek ve barınaktan bile para istemiyorlar ama öyle herkesin kaldırabileceği türden değil. Kursun ilk safhası öldürmekten, çalmaktan, seksten, yalandan uzak kalmak. İkinci olarak nefes kontrolü öğreniyor katılımcılar. Dördüncü günden itibaren zihin daha sakin olduğundan vücutta olup bitenleri gözlemlemek daha kolay oluyor. Bu bölümün amacı katılımcıya vücuduna hükmetmeyi öğretmek. Kurs boyunca diğer öğrencilerle herhangi bir şekilde iletişim kurmak, not yazarak, hareket ve işaretlerle konuşmaya çalışmak kesinlikle yasak. Kadın ve erkeklerin kaldığı bölme tamamen ayrı. Enstrüman çalmak, TV, radyo, yazı yazmak ve okumak da yok.

17- Beliz’deki Barrier Resifi ve ortasındaki Great Blue Hole’da dal!

Kimse bu deniz altındaki kara deliğini görmeden “Dalıyorum” demesin. Beliz’in Lighthouse Resif sisteminin bir parçası. Neredeyse mükemmel bir daire gibi görünen mavi deliğin çapı aşağı yukarı dört kilometre. Derinliğiyse 150 metre civarında. Yeni başlayan veya sadece tatil köylerinde dalanlar için tehlikeli. Biraz tecrübe gerektiriyor.

18- Travolta’nın yaptığını yap

John Travolta’nın evinin bahçesinde dört uçak kapasiteli bir havalimanı var. Her gün mutlaka uçuyor. Şlm seti dünyanın neresinde olursa olsun mutlaka uçağına binip akşam evine dönüyor.

19- Evden kaç

Kimseye haber vermeden bir akşam evden çık fakat aileni fazla merakta bırakma, birkaç saat sonra telefon edip Antalya’da olduğunu söyle. Tabii ki bunu yaparken eve döndüğünde yiyeceğin dayağı da hesap et.

20- Bebelerin belgeselini hazırla

Çocuklarına doğum anından itibaren hayatlarını kapsayan bir belgesel hazırla. Bir dijital kamera ve bir görüntü işlem programcısı... Hepsi bu. Önce oturup metni yaz. Sonra kaydedip bilgisayarda montajla. Küçük bir sinema kiralayıp Şlmi çocuklarına izlettir.

21- Hazine ara

Sahaşarda tonla satılan hazine haritalarından biriyle hazine aramaya çık. Bu haritaların çoğu sahte ve Arapça yazılı olmasına rağmen belki şans yüzüne güler.

22- F1 aracı sür!

Hazır pistimiz de var artık. Hayır, gokart ve F3 olmaz...

23- Kutup ayılarını izle!

Dünyanın en büyük kara avcılarını yaşarken gözlemlemek gerçekten büyük bir deneyim. Genelikle fok yiyen 750 kiloluk ayılar, Sibirya’nın Wrangel Adası’nda yaşıyor.

24- Eski bir arkadaşınla bir araya gel!

Yıllardır görmediğin, ara sıra aklına gelen bir arkadaşını arayıp bul. Okul yıllığı yüzlerce ipucu verecektir.

25- Düzenli olarak yoga ve meditasyon yapmaya başla

26- Hiç değilse bir tane sanat eserinin sahibi ol

Bir tablo veya heykel... Bakınca

“benim” diyebileceğin bir parçan

olmalı.

26- Bir kere de olsa yamaç paraşütü yap

Uçmaya en yakın his bu.

27- Volkanik bir dağın üzerinden helikopterle geç.

Tabii ki dağın içine bakacaksın!

28- Ölümsüz ol

Kapısı iri kıyım fedailerce kuşatılmış bir bara damsız girmeye çalış.

29- Uzmanından öğren

Ya yemek yapmayı iyi bir aşçıdan ya da golf oynamayı başarılı bir oyuncudan öğren. Ama işin ehlinin sana laf arasında çıtlatacağı tecrübeye asla kendi kendine ulaşamazsın.

30- Özel dikim elbise sahibi ol.

31- Yaşadığın ülkenin bütün

şehirlerini görmüş ol! Artvin ya da Isparta’dan başlayabilirsin...

32- Don Kişot’u oku

Cervantes’in bu romanını oku çünkü hayat boyu savaşman gereken birçok yeldeğirmeniyle karşılacaksın.

33- Altın Tapınak’ı gör

Hindistan’daki Altın Tapınak’ı ziyaret ettikten sonra hayatın başka türlü de yaşanabileceğini anlayacaksın. Orada kalmak, yemek, içmek üç gün boyunca bedava. Yine de kalmak tavsiye edilmez. Zaten başlıkta da “gör” demişiz. Güzel bir şey olsa “kal” derdik.

34- Kutsal kitapları oku

35- 900’lü hatları ara

Band kayıtlarını arama. Karşına kadın çıkıp seninle konuşmaya çalışacak. Onunla konuş. Hayır, telefon seksinden söz etmiyoruz. Sadece konuş.

36- Şarkı yaz

Müziğiyle Grammy kazanamayacağına göre hiç değilse sözlerine özen göster.

Basit ritmden şaşma.

Sevdiceğinin arada adı geçsin.

Sesin bir şeye benzemiyorsa,

konuşma sesiyle söyle.

37- Las Vegas’a sadece

eğlenmek için git İş gezileri sayılmaz.

38- Bağdat’ta bir gece kal

Bağdat’ta bir gece kalmak hayata bakış açını değiştirebilir. Uganda, Şlistin veya Kamboçya’da da... Ama bu yapacağın son şey de olabilir.

39- Bir oyun konusunda usta ol

Tavla, satranç, go veya herhangi bir iskambil oyununda usta ol. Bunlar konusunda yeteneğin yoksa mutlaka bir spor dalını iyi bir şekilde icra et.

40- Çıplaklar kampına git!

41- Mahalle berberinde sinek kaydı traş ol

42- Masaya dansöz çıkar

Her ne kadar oryantalizm koksa da masaya dansöz çıkarmak hayatındaki en önemli tecrübelerden biri olabilir.

43- Yabancı polise rüşvet ver

Türkiye’de yapma ve yaptırma... Yurt dışında dene, özellikle Bulgaristan’da başbakanla bile tanışırsın.

44- Bir sporcuya, bir sanatçıya veya bir yazara fena halde hayran ol!

45- Riskli bir yatırım yap

46- Kültürlü hisset

Phantom of the Opera, Cats veya Jesus Christ Superstar müzikallerinden birini mutlaka izle.

47- Bir zirveye tırman

Klimanjaro olsun, iş dünyasının tepesi olsun...

48- Kamera önüne geç

Bir Şlmde küçük bir rolde oyna. Gerekirse Şgüranlık yap.

49- Tuzağa düş ve kurtul

Laleli, Aksaray civarında akşam saatlerinde dolaş. Yanına “Ortam lazım mı?” diye yanaşan adama “evet” de. O seni “disco”ya götürsün. 10 dakika içinde kızlar gelecek, sonra sigaralar, şampanyalar derken 11’inci dakikada 800 YTL hesap pusulası önüne konacak. Ödemeden çıkmayı başar.

Sivas

İstanbul'un en ünlü dolandırıcıları ve hikayeleri

Roma`nın dondurması, İzmir`in kızları ve üç kağıtçıları meşhurdur... Boğaz Köprüsü`nü satandan tutun da, kendini polislere emniyet amiri diye yutturana... Gelin yakın tarihin büyük üçkağıtçılarına selam verelim.

Yaşar Danacıoğlu, emekli bir Emniyet Amiri... 1949 yılında İstanbul - Bankalar Caddesi`nde yankesici kovalayarak mesleğe başlamış...
Tarih Vakfı`nın "Bankalar Caddesi Sergisi" kapsamında bir sohbet toplantısında, adı geçen caddenin kaldırımlarını az aşındırmamış insanlardan biri sıfatıyla caddenin "tarihi kişiliklerini" anlattı.
Sayesinde, bir devrin ünlü yankesicilerinin çalışma yöntemleri hakkında kapsamlı bilgi edindik... Yaşar Bey, ünlü dolandırıcıları yalnızca "kriminal vak`alar" olarak yansıtmayıp "meziyet" ve "maharet"leri, kişilik özellikleri ve insani yönleriyle anlatıyordu. Bu ballı sohbetin bir yerinde söz Sülün Osman`a geldi... O`nun "öyle abartıldığı kadar büyük bir dolandırıcı olmadığını" düşünüyordu Yaşar Bey...
Söylediğine göre, Sülün Osman`a atfedilen marifetlerin çoğu Eyüplü Halit`in tezgâhından çıkma idi... Ve Halit`in hakkı yeniyordu...
Sözü Yaşar Danacıoğlu`na bırakalım:

"Sülün, çimento dolandırıcısı"
(...) Sülün Osman, ismi kadar büyük bir dolandırıcı olmayıp basit bir çimento dolandırıcısıdır. O yıllarda çimento kıtlığı vardı. Sülün, "Ver beş lira, sana bir torba çimento getireyim" der, parayı alıp sıvışırdı. Hepsi budur...
Sülün`ü o zaman Beyoğlu muhabiri olan Halit Çapın meşhur etti. Sülün`e Eyüplü Halit`in marifetlerini yükledi. Veya Sülün, Eyüplü Halit`in marifetlerini kendi marifetiymiş gibi anlatarak Halit Çapın`ı dolandırdı! Orasını bilemiyorum...

(...) Eyüplü Halit, akla hayale gelmez işler yapmıştır. Kuleyi, Eminönü`ndeki saat kulesini satan Sülün değil, Eyüplü Halit`tir... Bu adam Osmanlı`dan devrolmuş bir dolandırıcı.. Osmanlı`da da sabıkası var. Girit kökenlidir. Çok güzel Rumca konuşur. Türkçe okuma yazması yok ama Fransızcası fevkalade... Mesela bakın ne yapıyor: İstanbul`un işgal altındaki son günlerinde, Türk ordusunun şehre girmesine üç dört gün kala arkadaşı Arap Abdullah`la birlikte Feridiye semtinde bir ev kiralayıp "karakol" açıyor!.. Tam bir otorite boşluğu olduğu için kimse de bunu garipsemiyor. Kendisi "komiser", Abdullah da "bekçi" rolünde... Eyüplü Halit, Arap Abdullah`ı bölgede oturan paralı Rumlar`a gönderip "karakola" çağırtıyor. Ve kızgın komiser rolünde onları sıkıştırıyor:

"Masum insanları ihbar edersin ha?.. Göstericem gününü!.."
Arka odayı da "nezarethane" dekorunda düzenlemişler...
Adamları "nezarete" attırıp "bekçi" Arap Abdullah`ı yanlarına gönderiyor.
Diyor ki orada Abdullah:
- Aslında bakma, komiser göründüðü kadar hiddetli biri değildir, hani diyorum şöyle birkaç kuruş sıkıştırsan...
İki üç gün içinde zengin Rumlar`ı bu numarayla soyup soğana çeviriyorlar. Türk ordusu şehre girmeden bir gün önce bu "karakol" kendiliğinden kapanıyor!..

Mussolini`yi dolandırdı
(...) Eyüplü Halit, Mussolini`yi bile dolandırmıştır... 1935`te Sultanahmet Cezaevi`nde yatarken koğuşta kasa hırsızı bir İtalyan var. Bu adamla Rumca anlaşıyorlar... Halit`in aklına Mussolini`ye mektup yazmak geliyor. Ve adamın yardımıyla oturup yazıyor:

"Sayın Duçe" diyor, "ben sizi çok seven, fikirlerinizi çok takdir eden bir Türküm. Sizin savunduğunuz görüşleri Türkiye`de savunduğum için İstanbul`da hapis yatıyorum. Yardıma muhtacım..." Para istiyor Duçe`den...
El altından postaya verdiği mektup gidiyor, 15 gün sonra Roma`da Mussolini`yi buluyor.. Bir 10 gün kadar sonra da İtalyan Başkonsolos elinde valizle Vali Bey`e geliyor!.. Diyor ki:
"Ben Sultanahmat Cezaevi`nde filan şahsı ziyaret edeceğim...
Şaşırıyor bizimkiler. Nerden çıktı şimdi bu? Çünkü o tarihte Mussolini bizden Antalya`yı istiyor. Adamlarla gerginiz. Vali Bey, "Kimdir bu Halit Keskiner? Araştırın" diye savcıya intikal ettiriyor durumu.. Bir bakıyorlar ki, bu meşhur sahtekar Eyüplü Halit!..
"Bu adam dolandırıcıdır, Sayın Duçe`yle ne ilgisi olabilir?" filan diyorlar ama konsolos dinlemiyor. "Olsun" diyor, "ben göreceğim..."

Sultanahmet`e gidiyorlar. Savcı adamın yanında soruyor Halit`e:
"Oğlum senin Mussolini`yle ne alakan var?"
Halit boynunu eğiyor:
"Efendim" diyor, "param yoktu, o yüzden bu yola başvurdum..."
Konsolos yanında yüklüce bir para getirmiş. Durum anlaşılınca teslim etmeden geri dönüyor tabii...

"Beni bile dolandırdı"
(...) Halit, bir aralar yine aranıyordu. Bir gün ben belediye otobüsündeyim. Camdan dışarıyı seyrediyorum... Unkapanı Köprüsü çıkışında bir de ne görsem.. Bizimki sallana sallana gidiyor.. Şoförden rica ettim, aman durdur arabayı, aranan bir adam var, diye... Koştum yakaladım. İnanır mısınız beni bile tavladı. Elli dereden su getirdi, "Abi" dedi, "Sen müsterih ol, ben kendi ayağımla gelirim, yakalayıp götürmenize gerek yok" filan... Aranma sebebi de basit bir şey... Hadi dedim, kaybol... Bıraktım...


Bankalar Caddesi hikayeleri
(...) Başkasının "cebinden" geçinme huyundaki yankesici, paralı yerde dolaşır Bankalar Caddesi de o devirde paranın merkezi.. Yankesiciden, dolandırıcıdan geçilmiyor. Kimin cebine el atsan para var çünkü.. Dolayısıyla çok güzel polis hikayeleri yaşanmıştır burada.. Onlardan biri de Tünel`in yeni açıldığı günlerden.. O zamanlar hac yolculuğu, yelkenli veya buharlı gemilerle yapılıyor. Toplanma yeri: Galata - Eminönü çevresi... Birtakım kurnaz dolandırıcılar bölgeyi mekân tutmuş, Anadolu`dan gelme saf ve paralı hacı arıyorlar..

Sülün Osman


Bulduklarında da bunları Tünel kapısına götürüp "Bak hemşerim" diyorlar, "Padişahımız bir tünel açtırdı. Kestirmeden Mekke`ye çıkıyor!" Bilet ücreti diye adamın parasını alıyor, Tünel`e bindirip uğurladıktan sonra toz oluyorlar...

(...) Aynı bölgede Mümtaz Tarhan`ın belediye başkanlığına geldiği ilk günler... Ben de orada başkomserim... Mümtaz Bey zabıtaya "Yere sigara izmariti atanlardan, tükürenlerden ceza alacaksınız" diye genelge yollamış.. Tam o ara bir "tükürük müfettişi" peydah oldu.. Bu uyanık, Mümtaz Bey`in talimatını fırsat bilip işe koyulmuş!.. Gayet şık, gang giyinmiş, şapkalı, kovboy gömlekli, boylu poslu bir adam.. Caddede dolaşıp yere tükürenleri, izmarit atanları çeviriyor, ceza kesiyor!
"Gel bakayım buraya! Niye tükürdün?.."
"Abi, nereden çıktı şimdi bu?"
Bizimki hemen bir makbuz çıkarıyor:
"Ver bak`im 5 lira!.. Bak, çok konuşursam 10 lira yaparım cezanı!"
"Pek abi, buyur abi!.."
Adamın ünü Mümtaz Bey`in kulağına kadar gitmiş; "Bu herifi yakalayıp getireceksiniz!" diye emir geldi bize.. Caddede yankesici kovalayan sekiz tane dedektifim vardı. Hepsini topladım, "Yankesicileri bırakın!" dedim, "caddede bir aşağı bir yukarı tükürerek dolaşacak, bu herifi yakalayacaksınız!"
Çocukların boğazları kurudu tükürmekten.. Birkaç ay peşinden koştular. En nihayet bir arkadaşımız adamı yakaladı da rahat nefes aldık...

Jilet operatörleri
(...) Bu kabil sanat erbabı (yankesiciler), hep kendisinin en iyi olduğunu söyler. Ama polisin karşısına geçince de "Yok abi" derler, "biz anlamayız bu işten!.."
Yankesicilikte en zor yöntem jilet kullanımıdır. O yıllarda Türkiye genelinde 3 bin sabıkalı yankesici arasında 8 - 10 tane jilet kullanan vardı. En ustaları da bunlardı. Yani jilet operatörleri... Bunlar jileti iki metal para arasında birkaç parçaya kırar, tırnak ucu büyüklüğünde bir parçasını alıp geri kalanını atar. Polis yakalarsa diğer parçalar üzerinden çıkmasın diye...
Bu adamlar mesela tramvayda sırtlarını dönerek yanaşırlar mağdura... Sağ eliyle arkasındaki kurbanın ceketini açar (ya da yanında bir arkadaşı olur, o açar) Ceket açılınca parmak arasına sıkıştırdığı jileti, iç cebin altına vurur. Vurduğu anda cüzdan düşer. Tramvayın gürültüsünde o ses duyulmaz bile... Sonra cüzdanı usulca eğilip alır ve sıvışır...

Yeğenin yaptığı
Söz jilet kullanımından açılmışken başımdan geçen ilginç bir olayı anlatayım:
Bir gün yine karakolda nöbetteyim. İki yaşlı hanım ve yanlarında genç bir delikanlı çıkıp geldi. Hanımlar kardeşmiş... Çocuk da hanımlardan birinin oğlu... Panik haldeler.. Paramız çalındı diye feryat ediyorlar... Meğer yarım saat önce ev satışı yapmış, parayı da teslim almışlar.. Karşı yakaya geçene kadar taşıması için para zarfını delikanlıya vermişler. Oğlan da iç cebine koymuş.. Tramvayda hep birlikte yol alırken jilet atılmak suretiyle parayı götürmüşler... Üçü de feryat figan...
Jiletlenen cekete şöyle bir baktım... Allah allah.. Bu işte bir gariplik var! İşin raconuna göre iç tarafa, astar kısmına jilet atılır. Halbuki oğlanın ceketi dıştan jiletlenmiş, pabuç gibi açılmış... Çaktırmadan çocuğun parmak uçlarına baktım.. Jiletle oynayan kişinin parmaklarında mutlaka iz kalır. Oğlanda da belirgin jilet izleri var...
"Gel bak`im sen şöyle, biraz konuşalım!" deyip arka tarafa götürdüm.
"Konuş bakalım! Para nerde?.." diye gürlemem yetti;
"Abi affet, şeytana uydum!" deyip arka cepten zarfı çıkardı...
Götürdüm, kadıncağızlara verdim... Şok oldular tabii.. Düşünebiliyor musunuz, biz işe uyanmamış olsak, oğlan "Yankesici kaptı" numarasıyla teyzesinin parasını götürecek!..

"Mesele, ıslah edebilmek"
(...) Bakın, bazıları zorluktan yankesici olur, yaşamak için... Bu tipler işi yaparken bile pişmandır... "Abi bıktım bu işten, polis her dakka gelip kapımı çaldığında çoluk çocuğa ne diyeceğimi şaşırıyorum. Bir iş bulun n`olur!" diye yakınan çok olmuştur içlerinde... Bunlara iş bulmaya gayret ederdim... Amaç muzır ordusundan kurtarıp almak... Çünkü benim asıl işim o... Bir yankesiciyi hapishaneye sokmadan ıslah ettirebilirsem ne mutlu bana. Hapishaneleri doldurmak başarı değil ki... Mesele caydırabilmek...

Mesela Bobi Sabri... Veya Kabagöt Kazım... Uzun yıllar bu işin peşinden koşmuş ama usanmışlardı... Taksim durağına kahya yaptım onları.. Karaköy Palace`ın köşesindeki durağa, sonra Florya`daki durağa bir sürü eski yankesici soktum. Hem ekmek parası kazanıyor, hem de bize yardımcı oluyorlardı. Arkalarında da bir sivil polis olurdu. "Taksiiiim" diye bağırırken çaktırmadan arkaya döner, "Kahverengi gömlekli yankesici abi!" diye tüyo verirdi bizimkilere...

`V For Vendetta` gerçek oldu

"V For Vendetta"da totaliter düzene başkaldıran maskeli süvari V karakteri birçok insanı etkiledi. Fakat aklı başında olanlar "Ne de olsa film" deyip geçtiler. Bir grup internet savaşçısı ise V`yi gereğinden fazla ciddiye aldı ve bir sembol haline getirdi. Kendilerine "Anonymous" diyen oluşumun bir lideri ya da merkezi yok. Onlar internet üzerinde konumlanmış bir muhalefet odağı. Kendilerine "anonymous" yani "isimsiz" adını seçmeleri de bundan. Hiçbirinin ismi, mesleği, görevi belli değil. Bunu vurgulamak için V maskesi takıyorlar. İnternet üzerinden gizli bir mail ağı ile haberleşip buluşuyorlar ve sürpriz eylemler düzenliyorlar. Bunların arasında büyük şirkletlere karşı düzenlenen gösterilerden trafiği tıkama eylemlerine kadar türlü aktiviteler bulunuyor. "Aynı anda otobanda şu saat şu dakikada kontağı kapatın ve arabanızdan çıkıp şehir meydanına gelin" gibi tamamen anarşi yaratmaya yönelik eylemler yüzünden Amerika`da birçok gün trafik felç oluyor.

Anonymous grubunun esas düşmanı ise Scientology. En çok bu yapay din ve onun kurbanlarını korumak adına ufak çaplı terör eylemleri düzenliyorlar. Fakat bu terör de internet bazlı oluyor. Tamamen geek düşünceyle hareket eden Anonymous`un en büyük atağı kara faks denen saldırılar. Kara faks uygulamasında örneğin Scientology ofislerine gün boyu tamamen siyaha boyanmış sayfalar fakslanıyor. bu şekilde karşı tarafın faks makinesindeki siyah kartuş tükeniyor ve Anonymous`un düşmanlarına faks mürekkebi masrafı çıkıyor. Bunun bir de mail ve telefon ayağı var. Bütün gün ücretsiz danışma hatlarını arayarak call center çalışanlarını oyalayıp şirketin zarar etmesini veya otomatik mail gönderme sistemiyle mail adreslerini yağmura tutup bloke etmeyi amaçlıyorlar. Tüm bu eylemlere rağmen yasadışı bir örgüt olmadıkları ve her eylemi legal sınırlar dahilinde yaptıkları için bu maskeli internet anarşistleri tutuklanamıyor.

Rihanna'nın yeni dövmeleri

Son zamanlarda sevgilisinden dayak yemesiyle gündeme gelen Rihanna, o gerzeği terk ettikten sonra bu olayı yeni bir dövme yaptırarak kutlamaya karar verdi. Bütün dövmelerini yaptırdığı Bang Bang isimli dövmeciyi Los Angeles`a çağırarak önce kalemle iki omuzuna birer silah çizdirdi. Ancak silah dövmesini o kadar görünür bir yere yaptırması sonucunda reklam kontratlarını kaybedebileceğini düşünerek dövmeyi kaburgasının üstüne yaptırmaya karar verdi.

Dünyanın en kazık oteli

Yıllardır dünyanın en pahalı oteli unavını rakiplerine kaptırmayan Emirates Palace oteli astronomik oda fiyatlarıyla dudak uçuklatmaya devam ediyor. Sadece inşaatının maliyetinin 2 milyar dolara yani küçük bir ülkenin yıllık milli gelirinden fazla olan otel hizmete açıldığı ilk dört senesinde Madonna, Bill Gates ve Monoca Prensesi Stephanie gibi birçok ünlü isme ev sahipliği yaptı.


Hükümetlerin prestij olsun diye pahalı otomobiller ve lüks döşenmiş ofisler tercih ettiği bilinir. Arap Emirliklerinden biri olan Abu Dabi prestij işini bir adım ileri götürerek, rakibi Dubai`nin önüne geçmek için dünyanın en pahalı oteli olan Emirates Palace`ı açtı. 2005 yılında hizmete giren otelin maliyeti tam 2 milyar dolar yani bırakın kar etmeyi kendini amorti etmesi için bile en az yarım asır geçmesi gerekiyor. Peki bu oteli bu kadar maliyetli hale getiren özellikleri neler?

Oteli farkını daha ilk görüşte konuşturuyr. Karşınıza çıkan yapı devasa bir saray. İçeri girince de sürprizler bitmiyor. Girişte bulunan tak, Fransızların gururu olan Arc de Triomphe`dan biraz büyük, lobi ise Vatikan`daki katedrallerin iki katı büyüklüğünde. Üstelik lobinin tepesinde bulunan onlarca kilo ağırlığındaki kubbe som altından. Lobi o kadar büyük ki sadece gezinmek bile nereden baksanız en az bir saatinizi alır. "Ortadoğu`nun Taç Mahal`i" olarak adlandırılan otele girişte karşınıza çıkan bellboy`lar ve park görevlileri, uyduruk takım elbiseler değil son moda Versace tasarımlar giyiyorlar. Lobideki misafirlere girişte bedava içecek ikramı yapılıyor. En pahalı şampanyadan, Çin`den özel olarak getirilen çaya kadar her türlü içecek bedava olarak içilebilyor. Oteldeki müşterilere en iyi hizmeti vermek için çalışan 3000 garson, iki yıllık özel eğitimden sonra otelde işe başlamışlar.

Otelin ilk iki katında sadece sekiz tane özel suit bulunuyor Her suit 500 metrekare ve fiyatları geceliği 30 bin TL`den başlıyor. Odalara özel asansörlerden çıkılıyor. Her odanın halıları antika ipek Çin halıları. Duvarlar da ise altın süslemeler var. Çarşaflar ipek ve saten. Her suitin içinde Swarowski firması tarafından özel olarak elde yaptırılmış üstleri silme kristal kaplı devasa şamdanlar mevcut. Suitlerin dekorasyonu için kullanılan bütün malzemeler dünyanın en ünlü iç mimarları tarafından özel olarak en nadide antikalar arasından seçilmiş. Otelin diğer odaları ise üst katlarda yer alıyor. En ucuz oda fiyatı 3 bin TL`den başlıyor. Ama bu görece olarak ucuz odalarda bile 125 cm ekranlı plazma tv`ler ve ipek halı gibi bir sürü lüks var. Ayrıca oteldeki yüzlerce odaya 24 saat getir götür işlerini yapmak için uşak tahsis ediliyor. Otelde esas hedef müşterileri rahat ettirmek ve onlara evlerindeki mehremiyet duygusunu sağlamak. Dolayısıyla duvarlar ses geçirmez. Yan odada kıyamet bile kopsa size hiç ses gelmiyor. Otel, emsallerine sadece lük yönünden değil, zarafet yönünden de fark atıyor. Burj Arap ve bezeri yedi yıldızlı oteller çok rüküş ve Arabesk olmkla suçlanırken, Emirates Palace bütün mimarlardan çok zarif olduğuna dair övgüler aldı.

Avrupa'da ucuz seyahat edebilme

Avrupa ve ucuz kelimeleri çok zor yan yana gelir. Özellikle yüksek sezon denilen yaz aylarında kıtayı gezmeyi düşündüğünüzde iş iyice zorlaşır. Uçak biletleri ve konaklama masrafları artar, cebinizden euro’lar birer birer eksilir. Fakat bu sene işler eskisi gibi değil.

Özellikle ekonomik krizle birlikte tatil rezervasyonlarının azalması, Avrupa’da daha ucuza seyahat edebilmeyi sağladı. Havayolu şirketlerinin sayısının artması, bir de batmamak için boş uçak kaldırmamak istemeleri, bilet fiyatlarını düşürdü. Charter uçuşlar tercih edildiğinde, müthiş bir konforla seyahat etmeseniz de, yolculuğunuz oldukça ucuzluyor. Zaten 3-4 saatlik mesafede, yayıla yayıla gitmek zorunda da değilsiniz.

Avrupa’ya bir kere kapağı attıktan sonra, kıta içinde ulaşım daha da ucuzluyor. RyanAir ve EasyJet gibi firmalar, kıta içindeki uçuşlarda çok ucuz fiyat seçenekleri sunuyor. İki ülke arasında 30 ile 40 dolar arasında değişen fiyatlara uçabiliyorsunuz.

Kıtadaki tren yollarının fazlalığı ve her geçen gün yenisi eklenen rotalar da, seyahatinizde trenle farklı ülkeleri gezebilme seçeneği sunuyor. Eğer kıta içinde kendiniz araba kullanmak isterseniz de özellikle Hertz firmasının kampanyaları sayesinde, saatlik olarak bile araç kiralayabilirsiniz.

Konaklama işini ise farklı yerlerde, günlük olarak arkadaşlarınızla birlikte evler kiralayarak halledebilirsiniz. Eğer bu cazip gelmezse internetteki çeşitli siteler üzerinden uygun fiyatlı iki yıldızlı hostellere dahi rezervasyon yaptırabilirsiniz. Avrupa’da iki yıldızlı yerlerin bile oldukça konforlu olduğunu da unutmamak lazım.

Öte yandan büyük otel zincirleri de, kendilerinin farklı yerlerdeki otellerini tercih ettiğiniz takdirde yüzde 25 ile 50 arasında indirim yapıyorlar.

Alternatif sex tercihleri; Suda Sex yapmak

Güvenli seks

Suda ya da yatakta seks yaptığınız her yerde tedbiri elden bırakmayın. Normal şartlar altında prezervatif birçok cinsel yoldan bulaşan hastalığın önünü kesebilir. Fakat sıcak ve klorinli musluk suyu prezervatifin koruyucu özelliklerine zarar verir. Ayrıca suyun aşırı kaygan olması prezervatifin kayıp, düşmesine neden olabilir. Bu yüzden duşta seks yapacağınız partnerinizin hiçbir cinsel yolla bulaşan hastalık taşımadığından ve güvenilir bir doğum kontrol yöntemi uyguladığından emin olmanız gerekiyor. Prezervatifle korunmak isterseniz, kayma tehlikesine karşı yanınızda yedek paket bulundurmaya dikkat edin.

Kayganlaştırıcı krem

Suyun içindeki nemin, seks için daha elverişli bir ortam oluşturduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Zira musluk suyunun içindeki klorin, kadınların seks öncesi uyarılmasıyla oluşan bütün doğal ıslaklığı kurutur. Bu yüzden partneriniz, duşta seks yapmaktan sizin kadar zevk almayabilir. Böyle tatsız bir durumla karşılaşmak istemiyorsanız, eczanelerden temin edebileceğiniz kayganlaştırıcı krem kullanın. Ancak eğer prezervatif kullanmayı düşünüyorsanız, kullanacağınız kayganlaştırıcının prezervatifi kaydırmasını engellemek için su bazlı bir krem seçin.

Mekan seçimi
Korunma ve kayganlaştırıcı sorununu hallettikten sonra aksiyon için artık hazırsınız. Suda seks havuzda, denizde ya da duşta olabilir. Kamuya havuzlarda seks yapmak yasadışı olduğu için size ya da arkadaşınıza ait olan müstakil bir evin havuzu seçilbilir. Sıcak su havuzlarının kadınların doğal salgılarını normal havuzlara göre daha çok kuruttuğunu unutmayın ve böyle durumlarda bol miktarda kayganlaştırıcı kullanın. Duşta seks için ideal pozisyon ayakta durmaktır. Eğer duş daha genişse misyoner pozisyonu gibi diğer pozisyonlarda denebilir. Ancak ayakta durma pozisyonu ile doğal salgılar daha az olumsuz etkileneceği için alacağınız zevk daha fazla olacaktır. Seks esnasında kaymamak için banyonuzun içini inşaat malzemesi satan mağazalardan rahatlıkla bulabileceğiniz ve kaygan zeminlerin nemini alarak kaymayı engelleyen döşemelerle kaplayabilirsiniz. Denizde seks yapmak duş veya havuzda seks yapmaktan daha da zordur. Deniz tuzu klorinden bile daha yakıcıdır bu nedenle hem kız arkadaşınız hem de siz olumsuz etkilenebilirsiniz. Denizin derinliklerinde seks yapmaya kesin kararlıysanız partnerinizin ve sizin çok iyi birer yüzücü olmanız gerektiğini unutmayın.

Eyvah en yakın arkadaşımla takıldık!

Kendinize bile itiraf etmediğiniz bir isteğiniz gerçek oldu ve en samimi kadın arkadaşınızla ateşli bir gece geçirdiniz. O, daha fazlasını istiyor ama sizin tek istediğiniz dostluğunuza kaldığı yerden devam etmek. Peki onun kalbini kırmadan nasıl eskiye dönebilirsiniz?

Ertesi sabah
Sabah uyandınız ve yanınızda en yakın kız arkadaşınız var. Olay sıcakken yüz yüze konuşmak çok zorlayıcı olur. Hemen oradan topuklamanız lazım. Hafta içiyse işe gidiyorum bahanesiyle sıvışabilirsiniz. Hafta sonu ise sağlam bir bahane uydurmanız gerek. "Aile toplantımız var" veya "kardeşimin taşınmasına edeceğim" gibi asla değiştirmeniz mümkün olmayan planlardan bahsedin ve acilen yetişmeniz gerektiğini söyleyip, olay yerinden uzaklaşın. Eğer kahvaltı etmek ya da yürüyüşe çıkmak gibi bir hataya düşerseniz, sıyrılmanız mümkün olmayan işlere girebilirsiniz. Elbette kaçmanızın tek nedeni zaman kazanmak. Yoksa, tek gecelik ilişki yaladığınız bir kadına yaptığınız muameleyi en yakın dostunuza yapamazsınız. İki, üç saat sonra hemen ona dün gece yaşananlarla ilgili esprili bir mail atın ve hemen konuyu değiştirin. Mailinizde esas konunun arkadaş grubunuzla ilgili bir dedikodu veya ilgi çekici başka bir gelişme olması şart.Beraber geçirdiğiniz geceden bahsederek ona kullanılmadığını ancak yaşananların sizin için duygusal bir önem taşımadığını kibarca hissettirin. Hafta sonu sizinle baş başa program yapmak isterse asla kabul etmeyin. Sadece hafta içi vakit ayırabileceğinizi söyleyin ve her zaman gittiğiniz yerlere gidip, her zaman yaptığınız şeyleri yapın. Böylece hayatınızda bir değişiklik yapmaya niyetli olmadığınız anlaşılır.

bir hafta sonra
Olayın üzerinden bir hafta geçtikten sonra sıra ikinci adımda. İlk yedi gün içinde ona hala sadece arkadaş olduğunuzu hissettirdiniz. Elbette, hala onunla yatmak istiyorsanız bile kendinize hakim olmanız gerekiyor. Sadece bir kere seks yapmak anlık bir hata olarak kalabilir ancak aynı hayatı ikinci kere tekrar etmek başınıza çok daha büyük sorunlar açar. İlk haftayı atlattıktan sonra daha sık görüşmeye başlayabilirsiniz. Ancak hala başa başa olmayın ve romantizm çağrıştırabilecek her türlü davranıştan kaçının.

bir ay sonra
Bir ay geçip, sular iyice durulduktan sonra ona başka kadınlardan bahsetmeye başlayın. Hatta hayatımıza biri yoksa bile, onunla değil aşka kadınlarla ilgilendiğinizi bilmesi için iş yerindeki en güzel hatundan veya en beğendiğiniz süper modellerden bahsedin. Ona da ilgilendiği birinin olup olmadığını sorun. Böylece sohbeti iyice arkadaşlık kıvamına getirebilirsiniz.

Göbek cinsel performansı düşürüyor

Fazla kilonun sağlığa ne kadar zararlı olduğu malum. Yapılan son araştırmalar şişmanlığın birçok hastalığa davet çıkarmanın yanı sıra cinsel gücü de azalttığını gösteriyor.

Şişmanlığın sperm sayısını düşürerek kısırlığa neden olduğu yıllardan beri biliniyordu. Kısırlık ve şişmanlık arasındaki bağlantıyı ortaya çıkaran Utah Üniversitesi profesörleri şimdi de şişmanlığın iktidarsızlık nedenlerinden biri olabileceğini kanıtladı. Profesörler 15 yıl boyunca vücut kitle endeksleri 30`un üzerinde olan yani tıbbı açıdan kilolu sınıfından çıkıp, şişman kategorisine giren deneklerin cinsel hayatlarını izlediler. Çalışma sonucunda obez erkeklerin sperm sayılarının normal ya da kilolu kategorisindeki yaşıtlarından daha az sperme sahip olmalarının yanı sıra, cinsel enerjilerinin de daha az olduğu ortaya çıktı. Araştırmalar sürekli ilişkisi olan erkeklerin haftada 2 ila 5 kere cinsel ilişkiye girdiklerini ancak şişman erkekler için bu rakamın 1 ila 3 arasında olduğunu gösteriyor. Şişman erkekler yalnızca sayısal olarak az ilişki yaşamakla kalmıyor, normal ya da kilolu yaşıtlarına göre daha çok erken boşalma ve sertleşme gibi cinsel komplikasyonlarla karşı karşıya kalıyorlar.

Utah Üniversitesi profesörleri bu durumu yüksek vücut kitle endeksinin arttıkça erkeklik hormonu testosteronun azalmasına bağlıyorlar. Profesör Hammoud bir erkeğin yağ oranının arttıkça erkeklik hormonun azaldığını ve ideal kilosunun çok üstünde bir erkeğin cinsel performansının bu nedenle yüksek olamayacağını söylüyor. Doktorlar, cinsel performansını yetersiz bulan obez erkeklerin kilo vermeye başladıkça erkeklik hormonlarının artacağını ve böylece viagra gibi ilaçlar almadan sağlıklı bir cinsel yaşama kavuşabileceklerini söylüyorlar.

Çılgınlıklar kenti Amsterdam

Her türlü çılgınlığın mubah sayıldığı Amsterdam, bütün erkeklerin ölmeden önce muhakkak gezip görmesi gerektiği kentlerden.

Hollanda`nın başkenti olan Amsterdam, aynı zamanda Avrupa`da eğlencenin nabzının attığı yer. İlk bakışta pastaya benzeyen evleri ve şehrin her yerinden geçen kanallarıyla diğer Orta Avrupa ülkelerinden bir farkı yokmuş gibi görünen Hollanda, aslında eşi benzeri olmayan bir şehir. Zira birçok Avrupa kentinin aksine Amsterdam`da liberalizm sadece retorikte kalmıyor, şehrin ve şehir yaşamının her alanında kendi hissettiriyor. Amsterdam yaşamını tek bir kelimeyle anlatmak istenirse "tolerans" sözcüğünü kullanmak gerek. Şehrin dillere destan çılgınlıkları tam olarak bu toleranstan kaynaklanıyor zaten. Amsterdam`ın bir dönem binlerce turistin uğrak noktası olan genelevlerin yoğun olarak bulunduğu Kırmızı Fener bölgesi ve her turistin muhakkak uğradığı "coffe shoplar" Hollanda kültürünün sınırsız hoşgörüsünün ürünü. Bütün bu özellikler de, Hollanda`yı ve özellikle ülkenin en büyük ve en renkli şehri olan başkent Amsterdam`ı, özgürlük ve çılgınlık arayışındaki turistlerin en çok gitmek istedikleri yer haline getiriyor.

Eski tarihi binaları ve yepyeni hayat tarzıyla eski ve modernin hoş bir karışımı olan Amsterdam, her yaştan ve her arayıştan turiste hitap edebilir. Eğlence peşinde olan turistler kentin dünya çapında ünlü olan elektronik müzik yapılan klüplerinde en yetenekli DJ`lerin performansı eşliğinde dans edebilir veya kentin her yerinde bulunan birbirinden güzel kafelerde Hollandalılar ile kaynaşma fırsatı bulabilir. Bu arada Hollandalıların çok arkadaş canlısı olduğunu belirtelim. Özellikle yaz aylarında kente giderseniz parklarda güneşlenen birbirinden güzel hatunlara tanışmak için fazla çaba sarf etmenize gerek olmadığını anlayacaksınız. Tabii aynı durum içkinin ve eğlencenin sınırsız yaşandığı meşhur Amsterdam gece klüplerinde fazlasıyla geçerli. Kentte gezip görülecek yerler elbette klüp ve kafelerle sınırlı değil. Kültür sanata meraklılar Vab Gogh müzesi gibi yerlere gidebilir. İyi vakit geçirmek için ise dünyanın en çılgın müzelerinden biri olan Amsterdam Seks müzesine gidebilirsiniz.

29 Mart 2009

Rusya'nın Kuzey Kutbu stratejisi

Rusya, Kuzey Buz Denizi'ndeki çıkarlarını korumak için özel bir askerî güç oluşturmayı planladıklarını açıkladı. Milli Güvenlik Konseyi'nin internet sitesinde yayımlanan bir belgede, Moskova, 2020 yılı itibarıyla petrol ve doğal gaz için ana kaynağının Kuzey Buz Denizi'ni olacağını belirtti.

Dünyanın en uzun yaşayan insanı tam 256 yıl

Çinli Li Ching-Yuen'in 256 yaşında öldüğü iddia ediliyor. Üstelik bu iddia dünyanın en prestijli dergisi olan Time'da bile yer buldu. Dergi Yuen'in 250 yaşına kadar yaşamasının sırrının ‘Köpek – güvercin – kablumbağa' üçlüsünde olduğunu yazdı.

Çinli bir bitki bilimci, dövüş sporcusu ve taktik veren olan Li Ching-Yuen, 1736'da doğduğunu söylese de kayıtlarda 1677 olarak gözüküyor. Bu doğum tarihlerine göre 1933 yılında öldüğünde ya 197 ya da 256 yaşında olması gerekiyor. İki halde de dünyanın en çok yaşayan insanı.

UZUN YAŞAMIN SIRRINI ARAŞTIRDI

‘Li Ching-Yuen 1677'de Chyi Jiang Hsie, Szechuan köyünde doğmuş olması gerekiyor. Hayatının çoğunu dağlarıne eteklerinde bitkiler toplayarak ve uzun yaşamın sırlarını araştırarak geçirdi.

1748 senesinde 71 yaşındayken Çin ordusuna dövüş öğretmeni ve taktik danışmanı olarak katılmak üzere Kai Hsien'e taşındı. 1927'de kendisi komutan Yang Sen tarafından davet edildi. Komutan yaşına rağmen onun gençliğinden, gücünden ve yiğitliğinden oldukça etkilenmişti.”

Eve döndükten bir yıl sonra öldü. Bazıları onun doğal nedenler yüzünden öldüğünü söylese de bazıları arkadaşları ölmeden önce ‘bu dünyada yapmam gereken herşeyi yaptım. Artık eve gidiyorum' dediğini iddia ediyor.

Uzun yaşamın sırrı sorulduğunda Usta Li'nin cevabı her zaman şunlardı:

-Temiz bir kalbin olsun
-Bir kaplumbağa gibi otur
-Bir güvercin kadar hayat dolu yürü
-Bir köpek gibi uyu.

28 Mart 2009

Anna Kournikova fotoğrafları


Anna Kournikova'nın en güzel fotoğrafları



Yedek organ yetiştirdiler

Pentagon, yaralı ve organlarını kaybetmiş askerler için geliştirdiği çalışmayla “vücutta organ yetiştirmeyi” başardı. İlk deneme balıkta gerçekleştirildi.

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’a bağlı Amerikan Savunma ve Araştırma Ajansı (DARPA), çatışma sırasında yaralanan askerlerin kaybettikleri uzuvlarını yeniden “yetiştirmeyi” amaçlayan bir proje için kolları sıvadı. Ajans, Massachusetts’Worcester Polytechnic Enstitüsü’yle bir anlaşma imzalayarak insan ya da başka bir memelinin vücudundan parmak ya da bacak gibi büyük bir organı yeniden oluşturması için 570 bin dolar ödedi. Bu adım, DARPA’nın “Yeniden Kazandıran Yaralanma Tedavisi” ismiyle sürdürdüğü projenin ikinci aşamasını oluşturuyor. Uzmanlar, ilk aşamada insan ve farenin cilt hücrelerinden aldıkları hücrelerin kök hücre gibi hareket etmesini sağlamıştı. Bu sayede hücreler, vücuttan yitirilen dokuların yeniden “yetiştirilmesi” için kullanılabilecekti.

İnsan içinde denenecek

Projede görev alan araştırmacı Raymond Page, ABD’de yayınlanan teknoloji dergsi Wired’a kök hücre gibi davranan sıradan hücreleri kullanarak laboratuvar ortamında kas dokusu geliştirmeye ve bunu vücuda nakletmeye çalışacaklarını söyledi. İlk aşamada bir balığın yüzgeci vücudunda yetiştirildi. DARPA bu başarının ardından kas dokusunun yanında çatışma sırasında meydana gelen ciddi yaralanmalarda kaybedilen sinir ve cilt hücrelerini de yeniden oluşturmayı planladıklarını açıkladı.

Eva'ya haz testi

Dünyanın en arzulanan kadını seçilen Eva Mendes'e PQ Haz Testi yapılacak

Magnum'un Haz Profesörü Bob Hurling tarafından geliştirilen PQ Haz Testi, hayattan aldığımız hazzı ölçüyor, bunu artırmanın yollarını gösteriyor.

PQ Haz Testi, ilk kez Magnum Haz Elçisi Eva Mendes tarafından Türkiye'de yanıtlanacak. Zeka göstergesi IQ'nun (Intelligence Quotient) ardından, Duygusal Zeka EQ (Emotional Quotient) kavramıyla tanışmış ve IQ'dan daha önemli olduğunu öğrenmiştik. Şimdi de, bugüne dek yapılan en kapsamlı haz çalışmasının sonucu olan PQ (Pleasure Quotient) yani Haz Testi kavramı, dondurma ve çikolata uzmanı Magnum ile hayatımıza giriyor.

Magnum Haz Profesörü Bob Hurling tarafından 6 ayda geliştirilen PQ Haz Testi, hayattan ne kadar haz aldığımızı ortaya koyuyor ve sonuçları yorumlayarak, PQ seviyemizi artırmaya yönelik önerilerde bulunuyor. Bu testi yaparak; haz deneyiminizi ve kişisel lezzet duruşunuzu keşfedebilecek ve nelerden daha fazla haz alabileceğinizi belirleyeceksiniz.
PQ Haz Testi, ilk kez Magnum'un Haz Elçisi Eva Mendes tarafından Türkiye'de özel bir toplantıda yanıtlanacak ve sonuçları da tüm dünya ile paylaşılacak.

PQ Haz Testi, Nisan ayında duyurulacak internet sitesi üzerinden yapılacak. Üstelik çıkan sonuçlar sadece çevremizdekilerle değil, Haz Haritası sayesinde tüm dünya ile de karşılaştırılabilecek.

Ahmet Maranki sağlıklı beslenme için 12 öneri

Besinlerin yeterli miktarda alınarak vücutta kullanılması gerekmektedir. Gerekli besinlerin herhangi biri alınmadığında veya gereğinden az yada çok alındığında, büyüme ve gelişme engelleniyor, sağlıkta bozulmalar başlıyor.

Vücudun büyüme ve gelişmesi, verimli çalışması, dış etkenlere ve hastalıklara karşı dirençli olabilmesi için dengeli ve yeterli beslenmeye dikkat edilmesi gerekiyor.

Vücudun büyümesi, dokuların yenilenmesi ve çalışması için gerekli olan besinlerin herbirinin yeterli düzeyde alınması ve vücutta uygun şekilde kullanılması, yeterli ve dengeli beslenme anlamına gelmektedir.

Besinler vücudun ihtiyaç duyduğu oranda alınmazsa, gerekli enerji oluşmadığı ve vücut dokuları yapılandırılamadığından, yetersiz beslenme ortaya çıkıyor.

Sağlıklı beslenme için dikkat edilmesi gereken 12 adım :

-Günlük olarak tüketilen besinlerin çok çeşitli olması gereklidir. Besinlerin büyük kısmının hayvansal gıdalar yerine bitkisel gıdalardan seçilmesi gerekmektedir. Günde; sabah-öğle ve akşam olmak üzere 3 öğün yenilmeli. Öğün atlamamaya özen gösterilmeli. Daha çok doğal ve taze besinler tercih edilmeli.

-Günlük beslenme programında bulgur, mısır, pirinç, makarna gibi ekmek ve tahıl grubu gıdaların bulunmasına dikkat edilmeli. Günlük enerji ihtiyacının en az yüzde 55'i karbonhidratlardan sağlanması gerekir.

-Günde 5-7 porsiyon taze sebze ve meyve yenilmesi gerekmekte. Sebze ve meyveler vücudumuzun vitamin, mineral ve posa gereksinimlerini karşılamakta. Posa özellikle bağırsak hareketlerini düzenler, kan şekeri ve kolestrol seviyelerinin düşmesine yardımcı olur.

-Her gün orta seviyede fiziksel egzersiz yapılarak, vücut ağırlığı tavsiye edilen sınırda kalmasına dikkat edilmeli. Düzenli olarak yürüyüşler yapılmalı. Yeterli ve dengeli beslenme ile birlikte düzenli yapılan fiziksel aktivite, kalp ve solunum fonksiyonlarını düzenler, osteoporozu önler.

-Günlük alınan yağ miktarından gelecek enerji miktarı toplam enerjinin yüzde 30'unu geçmemesine dikkat edilmeli. Yemeklerde hayvansal yağlar yerine, zeytinyağı, ayçiçek yağı, mısırözü gibi sıvı yağlar kullanılmalı. Yemekler hazırlanırken haşlama, ızgara ve fırında pişirme gibi yöntemler uygulanmalı. Kızartmalardan ve kavurmalardan uzaklaşılmalı. Etli olarak pişirilen yemeklere ayrıca yağ konulmamalı.

-Sucuk, salam, sosis gibi yağlı et ve et ürünlerinin yerine; balık, tavuk, hindi eti veya kuru fasulye, nohut, mercimek gibi kurubaklagiller tercih etmelisiniz.

-Yağsız veya az yağlı süt ve süt ürünleri tercih edin.

-Az şekerli gıdaları tercih edin. Tatlıların ve şekerli içeceklerin tüketimini azaltın.

-Günlük tuz tüketimi, ortalama 1 çay kaşığı olmalı. Salamura, konserve, zeytin ve turşu gibi tuzlu besinlerin tüketimini azaltın.

-Mümkün olduğunca alkol kullanılmayın.

-Besinler hazırlanırken veya pişirilirken hijyen kurallarına dikkat edin. Yiyecekler pişirilirken haşlama, fırında ve buharda pişirme yöntemlerini tercih edin. Kızartmalardan kaçının.

-Bebeklerinizi ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslemeye önem verin ve 6 aydan sonra ise gerekli besinleri kullanılarak yeterli ve dengeli beslenmelerini sağlayın.

Prof. Dr. Ahmet Maranki

Ahmet maranki stres-hiperaktivite ve depresyon için

Prof. Dr. Ahmet Maranki stres ,hiperaktivite ve depresyona karşı bitkisel çözüm önerilerini açıkladı:

1- Stresden gerginlikten kurtulmak için ; yeşil çay demlerken içine 3-4 adet tane karanfil atın. Güzel bir sakinleştiricidir,aynı zamanda yorgunluk gidericidir.

2- Yarım litre suyun içine 5 gr. Kediotu (Valeriana officinalis) koyarak 5 dakika kaynattıktan sonra sabah akşam 1 yemek kaşığı için.

3- Her gün 5 adet badem yiyin ve sabah yüzünüze badem yağı sürün.

4- Depresyon ve hiperaktivite için 1 litre suya 5 gr tane kimyon ve 5 gr. sarı kantaron koyarak 15 dakika kaynatın. Günde 2-3 su bardağı için.

Prof. Dr. Ahmet Maranki

MS hastaları için bitkisel çözüm önerisi

Prof. Dr. Ahmet Maranki Ms ve kas hastaları için bitkisel destek önerilerini açıkladı.

• Soya fasulyesini kaynatarak suyunu için. Fasulyeleri de kavurarak yiyin.

• Doktor kontrolünde sülük tedavisi uygulamak çok yarar sağlar.

• Yakıcı yağlardan kekik yağı, hardal yağı, zencefil yağı, havlıcan yağı, biberiye yağı, gibi yakıcı yağları biraz zeytinyağı ile karıştırıp belden, omuriliğin yukarısına doğru, omuz ve dirseklere nokta masajı yapın.

Önemli Uyarı: Hardal, havlıcan, zencefil, biberiye ve kekik yağları yakıcı yağlardır. zeytinyağı, badem ve ceviz yağı gibi yumuşatıcı yağlar ile karıştırılmadan sürüldüğünde cildinizi yakar, zarar verir.

Ahmet Maranki Meme kanseri için pratik bitkisel destekler

Meme; süt bezeleri ve süt bezlerinde üretilmiş sütü meme başına taşımakla görevli kanallardan oluşmaktadır.

Bu süt bezlerini ve kanallarını oluşturan hücrelerin kontrol dışında çoğalmaları ve vücudun çeşitli yerlerine yayılarak çoğalmaya devam etmelerine 'meme kanseri' denilmektedir.

Son zamanlarda meme kanseri tedavisi için oldukça önemli gelişmeler meydana gelmiştir. Birçok tedavi imkanları ortaya çıkmıştır.

Bu imkanlar, önemli ölçüde, hastalığın tespit edildiği safhaya göre değişmektedir. Hastalık ne kadar erken safhada saptanırsa tedavi olanağı ve seçeneği o kadar fazla olmaktadır.

Meme kanseri için pratik bitkisel destekler

• 2 su bardağı kaynar suyun içine 10 gram civanperçemi koyarak kısık ateşte 5 dakika demlendirin.Sabah ve akşam aç karnına bir bardak bu civanperçemi çayını içiln. Öğlenleri tok karnına 1 bardak sarı kantaron çayı için. Akşam tok karnına bir bardak biberiye ve mürver çiçeği çayı için. Gece saat 22.00 de karabaş otu çayı ile şerbetçi otu çayı için. Bu uygulamaya 45 gün devam edin.

• Soya fasulyesi ılık su ile ıslatın, bir gece bekletilerek süzün. Kavrularak yendiğinde kanser riskini önlemektedir.

Ahmet Maranki Menopoz için civanperçemi kürü

Menopoz öncesinde başlayan terleme, iç sıkıntısı, depresif halleri, menapoz döneminde daha da şiddetlenen sıkıntı verici durumları tölare etmek için kullanılacak en etkili bitkilerden birisi de Civanperçemidir.

Kullanımı:
Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış civanperçemi bir bardak kaynar suya atılır. On dakika üstü kapalı olarak demlenir.

Süzüldükten sonra tatlandırmadan aç karnına veya öğün aralarında günde 2-5 bardak içilir.

Kullandığımız bitkinin çayına destek olarak da banyo suyunda kullanabiliriz. 2-3 avuç kuru bitkiyi 3 saat bir litre soğuk suda bekletin.

Banyo küvetini 37 dereceyi geçmeyecek şekilde su ile doldurun. Soğuk suda beklettiğiniz bitkiyi bir taşım kaynatıp süzün. Hazırladığınız banyo suyuna ekleyin.

Bu su ile 15 dakika banyo alın. Banyodan sonra 15-20 dakika dinlenin. Haftada 2-3 kez bu banyoyu tekrarlayabilirsiniz.

Günlük çay içiminizi de aksatmadan 4 haftalık bir kür düzenlediğinizde Civanperçeminin menapoz sıkıntıları üzerindeki olumlu etkisinin fark edileceğini belirten uzmanlar Civanperçemini gebelik sürecinde kullanılmamasını öneriyorlar.

Prof. Dr. Ahmet Maranki

Ahmet Maranki mide yanması ve reflü için

Prof. Dr. Ahmet Maranki mide yanması ve reflü için patates-lahana kürünü önerdi:

Sarı patates ve iri yapraklı beyaz lahananın çiğden suyunu sıkarak sabah-akşam birer bardak suyunu için. içmeden önce içine 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ilave edin.

Bu küre 3 hafta devam edin. Mide yanması ve reflü şikayetiniz geçecektir.

Kot reklamıyla büyüledi!


'The Hills'in yıldızı Audrina Patridge, kot reklamında verdiği cesur pozlarla dikat çekti.

27 Mart 2009

Koku kodları

Renkler, “renk psikolojisinde” görsel duygular olarak biliniyor ve kişilerin o anki ruh halleri hakkında ipuçları veriyor.

Hangi renk koduna sahip olduğunu bilirsen, parfümünü seçerken zorlanmazsın. En beğendiğin renk aynı zamanda kişisel koku sırrını da ortaya koyar çünkü.

Yeşil; tazeliğin rengi

Modern renk semboliğinde yeşil tazelik, saflık ve doğallık olarak kabul ediliyor. Eğer sen de yeşil rengi sevenler grubuna dahilsen, o zaman koku seçimini turunçgiller, baharat ya da ağaçsı notalar arasından yapabilirsin.

Kırmızı; aşk, cazibe, öfke

Kırmızı, enerji ve yoğun duyguların rengi olarak öne çıkıyor. Gerçekten de bu renk, sinir sistemini harekete geçirmesiyle ünlü. Adrenalin salgısını artırıyor, kan basıncını hızlandırıyor, nefes alıp vermeyi sıklaştırıyor ve nabzı yükseltiyor. Kırmızı tutkunları, renk psikolojisinde çekici, dikkat çekici olarak tanımlanıyor. Koku literatüründe ise bu renk baharat ağırlıklı kokularda kendini ortaya koyuyor.

Mavi; suyun ve gökyüzünün rengi

Renk dilinde rahatlığın ve huzurun rengi... Maviyi en sevdikleri renk olarak işaretleyenler, içinde bulunduğu ruh haline ve hayallerine göre hareket edenlerden oluşuyor. Bu grubun koku seçiminde, parfüm bedenden ruha kadar ulaşmalı. Vanilya, badem, süt ya da pudralı çiçek türleri tam sana göre...

Pembe; hem romantik hem çekici

Gökkuşağının yedi tonu arasında, pembe en büyülü renk olarak bir adım öne çıkıyor. Çekiciliği ve romantizmi sembolize ediyor. Gül, yasemin ve orkide tüm bu duyguları harekete geçiren notalar arasında sayılıyor.

Parfüm almak, seçim yapmak, doğru koku

Parfümler, görünmeyen ama baştan çıkaran en önemli aksesuarlardandır. Tek bir damlası bile çevredekileri büyülemek için yeterli. İyi bir kokunun, onu kullanan kişinin karakterini yansıtması ise en belirgin özelliği. Bu yüzden bu kadar geniş bir koku yelpazesi içinde herkesin kendine uygun parfümü bulması, biraz zaman alan bir deneyim.

Parfüm alırken sorulması gereken 10 soru

1- Doğru parfümü nasıl bulursun?

Bir parfüm satın almanın en doğru zamanı sabah saatleridir. O süreçte henüz koku alma duygusu uyanıktır ve gündelik kokular henüz havaya karışmamıştır. Ama yine de burnun çok kolay yorulduğunu belirtmekte fayda var. Öyle ki, sadece üç koklamanın ardından aradaki farkı ayırt etmekte zorlanmaya başlar. Buna rağmen değişik notalar arasında altı kokuyu birbirinden ayırabilir. Bu yüzden uzmanlar koku duyumuzu yeniden temizlemenin en iyi yolunun taze bir kahveyle mümkün olabileceğini belirtiyor. Kahve aroması diğer tüm kokuları etkisizleştiriyor ve sonraki seçimlerin için sana yeniden fırsat yaratıyor.

2- Parfüm ne zaman ve nasıl kullanılmalı?

Uzmanlar, parfümün en ideal sürülme zamanının duş sonrası olduğunu belirtiyorlar. Hızlı kan dolaşımı dolayısıyla oluşan vücut ısısı, kokunun cilde daha kalıcı bir şekilde alınmasını sağlıyor ve aromasının değişmesini önlüyor. El bileğine sürülen parfüm ise ovuşturmanın etkisiyle molekülleri zarar gördüğü için koku kimliğini kaybediyor. Şu yöntemi de unutmamak gerek; kokuyu önce havaya sık, ardından oluşan koku bulutunun altında dur!

3- Parfümün en kalıcı olduğu bölgeler

Kokunun kalıcılığını uzatan en ideal vücut bölgeleri arasında şakaklar, iki göğüs arası ve kol içleri öne çıkıyor. Vücudun bu belirtilen bölgeleri kan damarlarının cilde en yakın olduğu yerler, dolayısıyla daha sıcaklar. Bu da kokunun bu bölgelerde mükemmel şekilde tende hapsedilmesini sağlıyor. Uzmanlar ayrıca kulak arkasına koku sürme alışkanlığının derhal değiştirilmesini tavsiye ediyorlar! Çünkü bu bölgede cilt daha fazla yağ üretiyor, o da kokuyla bir araya geldiğinde içeriğinin değişmesine yol açabiliyor.

4- Parfüm nerede saklanmalı?

Hepimizin parfümlerimizi sergilemeyi en sevdiğimiz yerlerden biri banyolar. Ancak bu aydınlık, sıcak ve nemli ortam, parfümün ömrünü kısaltıyor. En iyisi kapağı kapalı olarak nemsiz, serin ve karanlık bir yerde, örneğin dolapta ya da çekmecede saklamak... Hatta buzdolapları, parfümler için ideal yerler olarak tavsiye ediliyor.

5- Kokuları karıştırabilir miyiz?

Aslında her kokunun kendi içinde bir uyumu söz konusu. Birkaç farklı kokunun aynı anda kullanılması, hafif bir uyumsuzluk yaratabilir. Dolayısıyla her parfümün kendi kişiliği zarar görür ve ortaya kötü kokular da çıkabilir. Eğer parfümlerini karıştırarak kullanmak istiyorsan, en azından aynı koku ailesinden olmalarına dikkat edebilirsin. Örneğin; çiçek ya da taze kokular gibi...

6- Neden parfümler her tende farklı kokar?

Parfümler alkol, bir dizi aromatik yağ ve sudan oluşmaktadır. Bu yağlar ciltte buluştuğunda her ten tipine göre farklı reaksiyon gösteriyor. Bir tende hafif, diğer tende güçlü reaksiyonlar da kokuların farklı şekilde kokmalarına neden oluyor.

7- Gün içinde parfümü değiştirmek mümkün mü? Bunun için önceden mutlaka duş alınmalı mı?

Duş almak parfüm değiştirmek için mutlaka yapılması gereken bir eylem değil. Kokular yaklaşık dört saat içinde notalarının büyük kısmını kaybettiklerinden, bu süreden itibaren başka koku kullanmanda sakınca olmayacaktır.

8- Bir kokunun kalıcılığı ne kadardır?

Genel kural; bir parfümün alkol içeriği ne kadar fazlaysa kalıcılığı da o kadar uzundur. Saf bir parfümün koku konsantrasyonu yüksektir. Ancak düşük alkol oranına sahip kokuların en geç altı ay içinde tüketilmesi gerekmektedir. Eau de parfum ve eau de toilette, alkol oranı yoğun kokular olduğundan üç yıla kadar dayanabilir. Eğer parfümünün kokusu ve rengi değişmişse yapacağın tek şey onu atmaktır.

10- Parfümün tendeki kalıcılığı nasıl sağlanır?

Parfümün kalıcılığı cildin tipiyle yakından alakalıdır. Kuru ciltler kokunun aromatik içeriklerini yağlı ciltler kadar iyi muhafaza edemez. Bu yüzden parfümerilerde parfüm denerken, cildinin küçük bir bölgesine hafif yağlı ve kokusuz vücut losyonu sürüp parfümü bunun üzerine sık.

Güzelliğin 6 kuralı

Eğer genç ve güzel görünmek istiyorsanız bu altı ipucunu dikkate almalısınız.

Kuru saçlara muz

Saçlarınızın çok kuru olduğundan yakınıyor, daha parlak görünmesini mi istiyorsunuz? İşte işe yarayacak bazı öneriler:

Bir muzu iyice ezin. Bir çay kaşığı bademyağıyla karıştırıp saçınızın diplerinden başlayarak uygulayın. 20 dakika beklettikten sonra durulayın.

Bir başka öneri ise şöyle; 1 yumurtayı, 1 çorba kaşığı sirkeyi, 2 çorba kaşığı bitkisel yağı karıştırın çırpın. Bu karışımı baş derinize ovarak iyice yedirin. Saçlarınızı tarayarak bütün karışımın saçlarınıza eşit yayılmasını sağlayın. 15 dakika böyle bekledikten sonra saçlarınızı yıkayarak durulayın.

Salatalık sürün canlanın
Salatalık ile cildinizi canlandırmaya ne dersiniz? A, B ve C vitaminleri ile fosfor, potasyum, demir, magnezyum ve gençlik iksiri olarak tanımlanan selenyum deposu salatalık, her türlü cilt sorununa iyi geliyor. Susuzluğu giderici özelliği ile cildin nem oranını dengeliyor. Canlandırıcı ve yumuşatıcı etkisi nedeniyle kozmetik ürünlerinin vazgeçilmez besinlerinden biri. Cildiniz için her gün
1 salatalık yiyin. Ayrıca salatalığın kabuğunu biraz kalın soyup yüzünüze sürün, cildinizde ani canlanma ve yumuşama etkisini hissedeceksiniz.

İyi bir uyku çekin
Cildimiz kendini onararak yenilenmek ve beslenmek için organizmanın derin uyku halini, yani geceyi bekler. Cilt, gece yarısından sonra hormonlar tarafından daha iyi sulanır; kılcal kan dolaşımı da aynı şekilde bu dönemde canlanır. Cildin uygulanan ürünlerden en yoğun olarak yararlandığı saatler ise sabahın dördüdür. Gecenin cildimize sunduğu en büyük hizmet sakinleşmektir. Yani gün boyunca kendisini güneşe, rüzgara karşı savunurken, yaptığı strese bağlı ya da mimiklerle ilgili kırışmaların asıl nedeni olan adale kasılmaları gece boyunca sakinleştiğinde ortadan kalkar ve cilt rahatlar.

Kırışıklıklara meyve
Bilim adamları, güneş ışınlarından meydana gelen cilt kırışıklıklarının yiyeceklerle de ilgisi olduğunu açıkladı. Araştırmacılar; sebze, baklagiller, zeytinyağı ve bazı meyvelerin, güneş ışınlarının olumsuz etkisine karşı cildi koruduğunu belirtiyor. Cildi güneş ışınlarının etkisinden koruyan diğer anti-kanserojen besinler ise balık, erik, elma ve çay. Öte yandan ciltte kırışıklıkların, et, sütlü besinler, şeker, tereyağı ve margarin tüketenlerde daha fazla meydana geldiği gözlendi.

Dudaklar balla parlasın
Bal, içeriğindeki vitamin mineral, antioksidan ve aminoasitlerle değerli bir besin maddesi olmasının yanı sıra, tedavi edici özelliklere sahip. İşte çatlayan dudaklar için tedavi edici bir dudak parlatıcısı:

1 fincan tatlı badem yağını ve yarım fincan balmumunu, mikrodalga fırında balmumu eriyene kadar tutun. 2 kaşık balı ilave edip karıştırın. Soğumaya bırakın. Karışımı kapaklı minik kaplara döküp kullanın.

Kuru cildin ilacı gül
Yağlı cilt kadar kuru cilt de sorun yaratır. Özellikle soğuk aylarda kuru cilt yeteri kadar beslenmezse, çatlaklar ve tahrişlere açık hale gelir. Kuru bir cildiniz olduğundan yakınıyorsanız gülden yararlanabilirsiniz. Gül suyu ve gül yağı kozmetikte de oldukça yaygın olarak kullanılıyor. Üç damla gül yağını, üç damla lavanta yağı ile karıştırarak cildinize sürün. Cildinizin bir anda gerginlikten kurtulduğunu hissedeceksiniz.


15 dakikada düz fön

Saçlarınız orta uzunluktaysa ve fazla kıvırcık değilse düz fön için kuaföre gitmenize gerek yok.

Birinci adım

Saçlarınızı yıkadıktan sonra biraz nemini almak için kurutmalısınız. Kuruturken saçlarınızı kırmayacak yumuşak bir fırçayla bir yandan taramanızda fayda var.

İkinci ve üçüncü adım

Saçlarınızın tepesinden bir tutamı tokayla tutturun.Böylece hareket alanınız genişleyecektir. Yanlarını dipten uca doğru saç kurutma makinesi yada saç düzleştirici makineler yardımıyla fön çekerek şekillendirin. Tüm işlemi bitirmeden uçlarını bir kez daha fönle düzleştirin. Çünkü saçın en çabuk yıpranan ve darbe alan kısımları uç kısımlardır.

Dördüncü adım

Sıra, saçlarınızın arkasına geldiğinde öncelikle tepeden topladığınız saçlarınızın ensede kalan kısmına fön çekmelisiniz .

Beşinci adım

İşte son kısım! Başınızın tepe kısmında kalan saçlarınızı en son ve en yoğun şekilde fönlemelisiniz.

Elma sirkesi güzellik iksiri

Elma sirkesinin ciltteki lekelerden sağlıksız saçlara kadar bir çok derde deva olduğunu biliyor musunuz?

Elma sirkesi özellikle pırıl pırıl saçlara, lekesiz bir cilt ve incecik bir vücuda kavuşmada çok önemli katkılar sağlıyor.

Elma sirkesiyle cilt güzellik seansını herkes evinde kolayca uygulayabilir. Bugüne kadar sadece sofrada kullanılan elma sirkesinin cilt güzelliği için doğurduğu 'inanılmaz' sonuçlar ise söyle sıralanıyor:

Kepeksiz saçlar: Saçınızı yıkadıktan sonra, son durulama suyuna elma sirkesi ekleyin. Saçlarınızın kepekten arındığını ve parlaklaştığını göreceksiniz.

Akne tedavisi: Su ile seyreltilmiş elma sirkesi ile yüzünüzü temizleyin ve su ile durulayın. Elma sirkesi cildinizi yumuşattığı gibi, antiseptik özelliği ile akneye neden olan mikropları öldürecektir.

Ciltteki lekelere: Dörtte bir litre suya, üç çorba kasığı elma sirkesi ekleyip, kaynayıncaya kadar ısıtın. Başınıza bir örtü örtüp, yüzünüzü buhara tutun. Yâri yarıya sulandırılmış elma sirkesi ile yüzünüzü silin. Haftada iki kez tekrarlayabilirsiniz.

Varisli damarlara: Bir bezi elma sirkesine batırıp sıkın. Bezi varisli bölgeye sarın ve 30 dakika bekletin. Bu süre içinde bacaklarınızı yukarı kaldırarak dinlendirin. Sabah-aksam tekrarladığınız da varislerde azalma olduğunu göreceksiniz.

Zayıflamak için: Bir bardak suya bir-iki kahve kasığı elma sirkesi ve bir kahve kasığı bal ekleyip, karıştırın. Bu karışım uygun bir rejimle birlikte kullanıldığında, düzenli kilo vermenize katkı sağlar .

Teninize uygun ruju seçin

Gördüğünüz ve çok beğendiğiniz ruj dudaklarınızda istediğiniz gibi durmadı mı?

Beyaz tenliyseniz

Doğal tonlar

Çekici karamel tonları cildini doğal gösterir.

Pembe tonları

Parlak pembe tonları sadece masumiyet kazandırmaz, ayrıca çekici de kılar.

Kırmızı tonları

Çilek kırmızısı cazibeli bir kırmızı tonudur. Sürene de, bakana da enerji verir.

Buğday tenliyseniz

Doğal tonlar

Şekerleme gibi parlak bir renk uygun olacaktır. Angelina Jolie de bu tonları tercih ediyor.

Pembe tonları

Metalik pembeler buğday tenlilere çok yakışacaktır.

Kırmızı tonlar

Orkide çiçeğinin kırmızıya yakın tonları cildine uyar.

Turuncu tonları

Bu ateşli renk mükemmeldir ve sana çok akışır.

Esmer tenliysen

Doğal tonlar

Kayısı tonları yüzüne sıcak bir ifade kazandırır.

Pembe tonları

Altın tonlardaki şeker renkleri esmerlerde her zaman şık ve asil durur.

Kırmızı tonlar

Dut rengini düşünün. Bu renk dudaklarınızı çekici gösterir.

Turuncu tonları

Balkabağı renginin özellikle mat tonları esmerleri ayrı bir çekici kılar.

İnce görünmenin püf noktaları

Kıyafet hileleriyle daha zarif, daha ince, hatta daha uzun görünebilmek mümkün. Ama önemli olan doğru kombinasyonlar yapmak...

Kıyafet hileleriyle daha ince görünmen mümkün. Öncelikle duruşun çok önemli; dik durduğun zaman daha ince görünebilirsin. Kıyafetlere gelince, kullandığın renklere ve kumaşlara dikkat etmelisin. Koyu renkli, hafif ve yumuşak kumaşlar, seni daha ince gösterecektir. Kayık ve yuvarlak yakalı giysiler yerine V yakalı elbiseler ya da V yakalı dar bluzlar, üst bölgeni olduğundan daha ince gösterir. Ya da armut tipi vücudun varsa, yuvarlak yaka kesimler tercih etmelisin. Alt taraf için de düz kesimli etekler ya da normal kesim pantolonlar uygun olacaktır. Ayrıca düz kesim yerine asimetrik şekiller ve kesimler fazla kiloları ve problemli bölgeleri gizler. Pantolonunun paçası ne kadar uzunsa, bacakların da o kadar uzun görünecektir.

Basen bölgesi geniş olanlar nasıl giyinmeli?

Kıyafet seçiminde dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan biri kusurlarını bilmen ve ona göre giyinmen gerektiği. Örneğin; basenini kamufle edip, beğendiğin bir bölgeni öne çıkartarak kusurunu kapatabilirsin. Pantolonlarda, uzun boru paça olanlar senin için ideal. Dapdar, kalçayı sımsıkı saran pantolonlar yerine kalçanın şeklini ele vermeyen boru paçaları tercih etmelisin. Etek olarak pilili değil kloş ya da dar etekleri seçmelisin. Pilili etekler, seni olduğundan kilolu gösterir. Kaçınman gerekenler ise iri desenli kıyafetler, beyaz renk ve jarse kumaşlar. Ama boyuna çizgili bir elbisenin seni olduğundan daha ince göstereceğinden emin olabilirsin. Basenlerini kamufle etmek için etek ve pantolon giydikten sonra kalçalarını örtecek kadar uzun bir bluz giyebilirsin. Ama cepli ya da teferruatlı modellerden kaçınmalısın.

İnce görünmek için her zaman siyah giyinmeye gerek yok

İnce görünmek için hepimizin siyaha sarıldığı bir gerçek. Ancak sadece siyahın esiri olmak yerine başka koyu renkleri de tercih edebilirsin. Lacivert, füme, gri gibi renkleri deneyebilir, tepeden tırnağa bir renk giymektense kıyafetine kontrast bir renk katarak daha ince görünebilirsin. Örneğin; canlı renkte bir ceketle kıyafetini tamamlamaktan çekinmemelisin.

En büyük 10 giyim yanlışı

Evden çıkarken son kez aynaya baktığınızda çok şık olduğunuzu düşünüyor olabilirsiniz, peki gerçekten öyle mi..

Evet taytlar birkaç sezondur çok moda ama eğer bacaklarına yeterince güvenmiyorsanız, asla taytı tek başına giymeyin. Uzun tunikler ve topuklu çizmelerle çok daha çekici görüneceğiniz kesin!

Sadece tayt giymek

Evet taytlar birkaç sezondur çok moda ama eğer bacaklarına yeterince güvenmiyorsanız, asla taytı tek başına giymeyin. Uzun tunikler ve topuklu çizmelerle çok daha çekici görüneceğiniz kesin!

Yerine göre giyinmemek

Şık bir partiye salaş bir pantolonla, bir sokak festivaline gece kıyafetiyle katılamazsınız. Bu en basit görgü kuralıdır. Eğer rahatlığınızın ön planda olacağı bir aktiviteye katılıyorsanız, kıyafetinizi buna göre seçmeye özen gösterin.

Şık da olsa beyaz çizme

Modanın çılgın çocuğu Galliano bile, beyaz; topuklu çizmelerin bir kadını bayağılaştırmaktan başka bir işe yaramadığını söylüyor. Siz onu dinleyin ve eğer böyle bir çizmeniz varsa, hemen ondan vazgeçmenin yollarını arayın.

Vücutla orantısız aksesuvar kullanmak

Evet kesinlikle çok rahatlar... Özellikle de uzun seyahatler için. Ancak o bile herkese yakışmıyor. Eğer gereğinden fazla kiloluysanız, küçük bir sırt çantası yerine daha büyük omuz çantalarını tercih edin. Böylece fazla kilolarınızı da kamufle edebilirsiniz.

Yaşına göre giyinmemek

Eğer yaşınız 30 ve üzeriyse kamuflaj desenli kıyafetlerinizi hemen gardırobunuzun derinliklerine gömün ya da yeğeninize verin. Çünkü onlar gerçekten gençler için.

Tek bir aksesuvarla şık olacağını sanmak

Şıklık bir bütündür ve bunu asla tek bir aksesuvarla sağlayamazsınız diyor Vakko un tasarımcısı Zac Posen. Eğer her tarafınız dökülüyorsa, sadece çok trendy bir çanta veya ayakkabı giyerek kendinizi asla kurtaramazsınız. Tümüyle salaş ve özensiz olmak mı? Bu bile bazen daha iyi!

Her türlü abartı

Eğer kış aylarını karın aylarca erimediği bir yerde geçirmiyorsanız, asla böyle bir bota ihtiyacınız olmayacak. Özellikle de metropollerde! Havanın her daim değiştiği bahar aylarında daha makul kıyafetler giyerek komik görünme ihtimalini sıfırlayabilirsiniz.

Tonları tutturamamak

Renk uyumu konusunda takıntılı olabilirsiniz ama eğer tonları tutturamayacaksınız, boşverin gitsin! Hem de bütün modacılar renk uyumunun çok demode olduğunu söylediği bugünlerde!

Kilolu olduğu halde beyaz pantolon giymek

Dünyanın en riskli kıyafeti beyaz pantolonu giymeden önce eminiz çok düşünüyorsunuz. İşte size biraz daha düşünmenizi sağlayacak bir fotoğraf! Pantolonunuz önden gayet şık görünebilir ama ya arkadan?

Vücuduna göre değil, trendlere göre giyinmek

Bir moda kurbanı gibi görünmek istemiyorsanız, kıyafet alışverişi yaparken çok iyi düşünün. Kabinde giydiğiniz parçaların her birini ayrı ayrı inceleyin, vücuduna yakışıp yakışmadığına bakın ve öyle satın alın. Popo kısmı taşlanmış jean pantolonlar moda olsa da bunun ancak çok formda birine yakışacağını unutmayın.

Bolero nedir? nasıl giyilir?

Boleronu hala ne şekilde giyeceğine karar vermediysen bu haberi okumalısın…

Romantik

Buluşma ve özel günle için özel kombinasyonlar gerekir. Sade bir boleronun altına etnik desenli olan uzun bir etek giyersen, iddialı bir kombinasyon yapmış olursun. İşlemeli siyah bir kemer ise belini ortaya çıkardığı gibi boleronu da gözler önüne serecektir. İçine straplez bodyleri öneriyoruz ama degajeni boş bırakma. Son dönemde çok moda olan uzun ve büyük taşlı kolyelerden tak. Bilezik ve sade bir çantayı da sakın ihmal etme. Topuklu ayakkabılarını da giydin mi gittiğin yerde gayet gözde olacağın kesin.

Sportif şıklık

Boleronun altına giyeceğin kolsuz, renkli bir body ve mini bir şort sana rahatlık sağlayacaktır. Kemer, boleroyu ortaya çıkartan bir öğe olduğundan vazgeçilmezdir, bu yüzden siyah bir kemer tak. Renkli bileklik kıyafetini canlandıracak hoş bir aksesuar olabilir. Elbetteki bu kombinasyon babetsiz olmaz. Minik omuz çantanı da sakın unutma!

Seksi

Yazın en keyifli yanı denizden sonra duş alıp, sahile ya da çarşı merkezine inmektir. Arkadaşlarına ne kadar cesur olduğunu göstermek istiyorsan boleronun içine büstiyer giy. Büstiyerin yoksa, uygun bir bikini üstü de aynı işleyi görecektir. Şık bir kot pantolon ve tabii ki kalın kemerlerle kombinasyon neredeyse tamam. Kot pantolonun üzerinde işlemeler olmasına dikkat et. İnce ama az topuklu, açık ayakkabılar ve uzun askılı bir çanta seni çok çekici yapacaktır., tabii biraz ışıltılı olmak kaydıyla! Bu yüzden ayakkabılarını seçerken taşlı olanlarından almalısın.

Eteğini vücuduna göre seç

Eğer hala vücut tipine uygun bir eteğin, nasıl olması gerektiğini kestiremiyorsan, önerilerimize kulak vermelisin!

1- Popon küçük, bacakların ince ve uzun: En şanslı gruptan sayılırsın. İstediğin tüm etek modellerini rahatlıkla deneyebilirsin. Ama sana ultra mini ve dar eteklerin daha çok yakışacağını hemen belirtelim. Fazla abartılı olacağını düşünüyorsan, evazesiz ve diz altı modeller de uygun bir seçim olabilir.

2- Bacakların hafif kalın, popon çıkık: Tıpkı Jennifer Lopez gibi yani! Bu durumda ultra mini etek giymesen iyi olur. Aksi taktirde eteğin çıkık popon yüzünden arkadan havaya kalkıp, çirkin bir görünüme neden olabilir. Dizin birkaç parmak üstünde ve evaze etekler senin için çok daha iyi!

3- Bacakların kısa, kalçan dar: Sen de istediği her eteği giyebilecek tiplerdensin ama diz altı etekler bacak boyunu olduğundan daha uzun gösterecektir. Özellikle topuklu çizmelerle!

4- Bacakların çok ince/ kalın: Her iki durum için de mini etek risk! Ama yine de giymek istiyorsan bazı hilelerle durumu kurtarabilirsin. Bacakları çok ince olanlar, fırfırlı etekler giyip, altına tozluk takarak daha dolgun bacaklara sahip olabilirler. Kalın bacaklılar ise mini etek giyeceklerse mutlaka koyu renk opak çorap ve topuklu çizme giymeliler. Tabii yine de en iyisi diz altında biten ve fazla iddialı olmayan basic etekler!

Akıllı alışveriş tüyoları

Sen de alışverişe çıktığında, birbirinden alakasız şeyler alıp, sonra da neyle giyeceğini düşünenlerden misin? O halde önerilerimize kulak ver!

Fazla para harcamadan, sadece temel birkaç parça kıyafetle bütün sezonu atlatabilirsin. İşte adım adım yapman gerekenler...

Gardırobunu boşalt: Baharlık kıyafetlerin gözünün önünde olmadan neye ihtiyacın olup olmadığını kestiremezsin. Bunun için, gerekirse bütün gardırobunu boşaltıp, kıyafetlerinin hepsini elden geçir. Çöpe atılacakları, birisine verilecekleri ve tamir gerektirenleri tek tek gruplandır.

İhtiyaçlarını belirle: Sezon ne olursa olsun, temel bazı kıyafetlerin gardırobunda bulunması şart. Siyah klasik kesim bir pantolon, kaliteli bir jean etek ve her yerde giyebileceğin mevsimlik bir elbise her zaman hayatını kurtarır. Tabii modaya fıransız kalmamak için bu kıyafetlerle kombine edebileceğin trendy birkaç parça kıyafete de ihtiyacın olacak.

Trendi takip et: Dergilerden, vitrinlerden, ve TV’deki moda programlarından sezonun trendini öğrenerek, çok sevdiğin, ancak modası geçtiği için artık giyemediğin parçaları nasıl değerlendirebileceğini öğren. Mesela uzun jean eteğini, sadece bir makas yardımıyla verev keserek asimetrik bir eteğe sahip olabilirsin. Aynı şekilde modası geçen jean ceketlerine, çeşitli biyelerle yeni bir görünüm kazandırabilirsin.

Ucuz yerleri keşfet: Yeni sezonda her şeyin çok pahalı olduğu bir gerçek. Eğer bütçeni zorlamadan modayı takip etmek istiyorsan, kıyıda köşede kalmış ama çok trendy parçalar satan mağazalardan yararlanabilirsin. Bunları kaliteli temel kıyafetlerinle kombinlediğinde çok havalı olacağından emin olabilirsin. Paraya kıyıp aldığın kaliteli jean pantolonunla, pazar işi tişörtün kimsenin dikkatini çekmeyecek.

Aksesuara yüklen: Eğer kıyafetlerinin çok sıradan olduğunu düşünüyorsan, tezgahlarda satılan değişik aksesuarlarla görünümünü zenginleştirebilirsin. Kıyafetine uygun bilezik, kolye ve son günlerin trendi büyük plastik küpelerden edin. Böylece öyle olmasa bile çok tarz görünebilirsin.

Renkli taytlar nasıl giyilir

Evet çok ama biraz cesaret işi. Birbirinden canıl renkteki tatları nasıl giyeceğini öğrenmek için tıkla!

1- Eğer bacakların çok kalınsa mutlaka koyu renk tayt giy, açık renkler bacaklarını çok daha kalın gösterir.

2- Düz elbiselerin altına çizgili taytları giyebilirsin.

3- Tek parça kıyafet görünümü için üzerindekiyle taytını kombine et veya siyah elbise ile siyah botlarını giyerek uyumlu bir kombinasyon yarat.

4- Kırmızı taytını siyah etek ve siyah üstünle giy.

5- Florosan renkli taytını diğer kıyafetlerinle uydurmak zorunda değilsin. Sadece taytın yeterince idialı olabilir .

Kıyafete uygun çorap seçimi

”Dost başa düşman ayağa bakar” derler. Kıyafetine göre çorap seçimi için işte öneriler...

• Erkeklerin giydikleri çoraplar kıyafetlerinden daha çok önem taşır. Beyaz çorap giyen erkek baştan kaybeder. Erkekler soket çorap giymemeliler, diz altına kadar çıkan çorapları tercih etmemeliler.

• Çorap rengini ayakkabı ve pantolonun rengine göre seçmeliler. Çorap hem pantolona hem de ayakkabıya uyumlu olmalı.

• Beyaz çorabı erkekler spor yaparken beyaz bir spor ayakkabıyla giyebilir.

• Kızlar pantolon giydiğinde erkekler için geçerli olan kurallar kızlar için de geçerlidir.

• Elbise veya etek giyenler, doğal görünüm vermek için ten rengini tercih etmeli. Elbise ya da eteğe uygun renkte çoraplar da seçilebilir.

Kilonuza göre giyinin

Çok zayıflar ne giymeli, şişmanlar kilolarını nasıl kapatmalı? İşte size öneriler...

Kısa boyluysanız...

Pantolon: Eğer vücudunuzun üst kısmını uzun göstermek istiyorsanız düşük belli pantolonlar tercih etmelisiniz. Bacaklarınızı olduğundan uzun göstermek için ise yüksek belli ve düz inen pantolonlar seçin. Kontrast renklerden ve iri desenlerden kaçının. Canlı renkleri üstünüzle aynı tonlarda olmak kaydıyla rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Ceket ve gömlek:
Fazla uzun veya belde biten kısa ceketlerden kaçının. Bele oturan ve kalça hizasında kalan modeller seçin. Düşük belli bir pantolon giymek istiyorsanız üzerine saçaklı, püsküllü veya payetli bir gömlek kullanabilirsiniz. Altla üst arasında renk kontrastları yapmayın, illa bir kontrast yapmak istiyorsanız, kumaş türü kontrastları uygulayın: ipek bir elbise üzerine jean ceket gibi.

Elbise: Tek renk ve düz kesim elbiseler silueti daha uzun gösterir. Ayrıca kadınsı ve seksi kesimleri de rahatlıkla kullanabilirsiniz. Etek boyu baldırların ortasına hatta topukların hemen üstüne kadar inebilir.

Kiloluysanız

Pantolon: Pantolonlarınızı mümkün olduğunca krep gibi dökümlü kumaşlardan seçin.

Üst: Özellikle pantolon üzerine, bacaklarınızın üst kısmına dek inen uzun tunikler giyin. Göz alıcı, dikkat çekici büyük desenler yerine tek renk ve koyu tonları tercih edin. Dekolte kullanmaktan kaçınmayın ama kalın ve belinizi saran kemerlerden Kaçının!

Ceket: Dökümlü kumaşlardan olanları tercih edin; mümkünse önünü iliklemeden giyin. Ceketlerinizde büyük vatkalar yerine daha küçük, omuzlarınızı hafifçe yükseltecek vatkalar kullanın.

Elbise - etek: Asla vücudunuzu sarmamalı, streç kumaşlara veda edin! Vücuda yapışmayan, uçuşan kumaşlar idealdir. Renk olarak daha çok tek renk ve koyu tonlar kullanın. Emprime seviyorsanız minik desenlileri tercih edin. Etek boyu baldırlarınızın hemen altına dek inmeli; daha uzun boylar da rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Geniş kalçalıysanız...

Pantolon: Geniş pantolonlarla kalçalarınızı kamufle etmeye çalışmayın. Dökümlü kumaştan dikilmiş, düz kesim pantolonlar giyin. Her zaman koyu ve tek renk tercih edin. Asla ve asla tayt giymeyin!

Üst: Üstünüz ince ve kalçalarınız genişse, vücudunuzdaki bu farkı yok etmeniz gerekiyor. O halde, dikkati vücudunuzun üst kısmına çekecek tarzda gömlek, kazak, tişört giymekte tereddüt etmeyin. Çiçekler, geometrik şekiller, karışık renkler, hatta büyük aksesuarlar kullanın, minik dekolteler uygulayın. Göz ve dudak makyajına ağırlık verin.

Elbise - etek: Eteklerinizde dökümlü kumaş ve nötr renkler (siyah, gri, bej gibi) kullanın. Verev kesim ve büzgülü modellerden kesinlikle kaçının. Bel oyuğu kalçanın hemen üzerinden başlayan kesimler tercih edin. Elbisede dikkat etmeniz gereken nokta, göğüslerinizi belirginleştirmek, kalçanızı ise saklamaktır. En doğru model, bel hattı olan ama bele fazla oturmayan, kalça yuvarlağını çıkarmayan düz kesimlerdir. Diz altı etek boyu en ideal olandır.

En seksi 10 tarz

Kadınların bir türlü vazgeçmediği erkeklerin ise seksi bulduğu tarzları merak ediyor musunuz?

Bazı trendler o kadar tutuldu ki, büyük olasılıkla önümüzdeki sezonda aynı güzellik akımlarını takip edeceğiz. İşte bu trendlerin önde gelenleri.

1. Kedi gözler

Özelliği: Ünlülerin makyözü Matin, sadece dokundurulmuş etkisi verilen bir eyeliner’ın yüzünüzü vurguladığını belirtiyor.

Uygulama: Üst kirpiklerin diplerine krem bazlı bir eyeliner çekin. Çektiğiniz bu çizgiyi bir santimetre kadar dışarıya taşırarak, ucunu kaşınıza doğru kalkık halde bırakın. Yumuşak renklerde göz farları ve siyah bir maskara ile görünümünüzü tamamlayın.

2. Yandan atkuyruğu

Özelliği: Saç uzmanı Ken Paves, eskiden at kuyruğunun saçın cansızlığını saklamak için yapıldığını söylüyor. Ancak günümüzde yandan toplanan bir at kuyruğu taze ve seksi bir görünüm kazandırıyor.

Uygulama: Sabitleyici bir saç jölesi kullanın. Ardından saçınızı kulağınızın altında toplayın ve lastik bir bant ile tutturun. Çok fazla derli toplu görünmemesine dikkat etmelisiniz.

3. İpeksi dalgalar

Özelliği: Herbal Essencesin stilisti Ashley Javier, bu harika dalgaların parlak göründüğünü ve her erkeğin dokunmak isteyeceği kadar yumuşak ve baştan çıkarıcı olduğunu belirtiyor.

Uygulama: Nemli saçınıza köklerinden ucuna kadar hacim veren bir köpük uygulayın. Saç kurutma makinesiyle kuruttuktan sonra, tutamlarınızı kıvırın ve dalgaları hafifçe tarayın.

4. Kısa küt saç

Özelliği: Ünlülerin saç stilisti Oscar Blandi, kısa ve küt olan bu modern saç kesiminin yanakları ve gözleri ortaya çıkardığını belirtiyor.

Uygulama: Saçınızın tepesini hafifçe kabartarak dağınık bir hava verebilirsiniz. Elektriklenmeyi önlemek için yumuşatıcı bir sprey uygulayın.

5. Frambuaz renkli dudaklar

Özelliği: Makyöz Rachel Goodwin, frambuaz renkli dudakların yüze ciddi ama abartısız bir ifade kattığını söylüyor.

Uygulama: Solmasını veya tamamen silinmesini engellemek için rujunuzu uygulamadan önce dudağınıza kompakt fondöten uygulayın. Rujunuz dağılırsa, kapatıcı bir kalem ile düzeltebilirsiniz.

6. Kalın kaşlar

Özelliği: Ünlülerin makyörü Tim Quin, güçlü bir ifade verilmiş kaşların yüzü çerçeveleyeceğini, böylece çevrenizdekilerin ilgisini üzerinize çekebileceğinizi belirtiyor.

Uygulama: Kaşlarınızı daha dolgun göstermek istiyorsanız, kaşlar için özel üretilen renkleri kullanmalısınız. Köklerinizden bir ton daha koyu renk bir farı, kaşlarınızın kalın kısmına sürün. Daha açık bir rengi de incelen şeffaf bir kaş jeli ile kaşlarınızı düzeltin.

7. Metalik gözler

Özelliği: Makyaj uzmanı Mally Roncal, metal bazlı göz farlarının da dumanlı gözler kadar bakışları üzerine çekebileceğini hatırlatıyor.

Uygulama: Simleri sabitlemek için göz çevrenize kapatıcı uygulayın. Ardından göz kapağınıza parlak bir renk sürün. Gümüş tonları açık renklerde göze çarparken, koyu tonlar bronz rengi ortaya çıkartır.

8. Dağınık Tutamlar

Özelliği: Ünlülerin kuaförü Ted Gibson, doğal halde değişik yönlere taranmış gibi duran saç uçlarının müthiş seksi bir hava kattığını söylüyor.

Uygulama: Bu dokuyu nemli saça hacim veren bir şekillendirici ile elde edebilirsiniz. Saç kurutma makinesiyle kuruttuktan sonra bazı tutamlarınızın ucunu yuvarlak bir fırça ile kıvırın. Geri kalanları olduğu gibi bırakın.

9. Flörtöz kaküller

Özelliği: Kuaför Byron Williams, ister yana yatırılmış olsun, ister ortadan ayrılmış, kakülün yüzü ön plana çıkaracağını vurguluyor.

Uygulama: Kendinize en çok yakıştırdığınız saç şeklini bulmak için ıslakken saşlarınızla bir süre oynayın ve sonrasında büyük bir fırça yardımıyla onları kurutun. Elektriklenmeyi ve kabarmayı önlemek için saç uçlarınızı yumuşaklık katan şekillendirici bir serum ile şekillendirin.

10. Işıldayan cilt

Özelliği: Dünya çapında renk yöneticisi olan Jillian Dempsey, ciltteki hafif parlaklığın herkese çekici bir ışıltı kazandıracağını söylüyor.

Uygulama: Önce cildinizi yumuşatmak için renkli bir nemlendirici kullanın. Parmaklarınızı kullanarak pembe renkli bir krem allığı yanaklarınıza uyguladıktan sonra, üzerine dore renklerde bir pudra sürebilirsiniz.

Modada örgü çılgınlığı

Bundan bir yıl öncesine kadar demode bulduğumuz örgü kıyafetler bu sezona damgasını vurdu!

Uzun kazaklarla şıklık ve sıcaklık bir arada
Alacağın örgü kazaklar seni hem kışın soğuğundan koruyor hem de şık bir görünüm elde etmeni sağlıyor. Kazağı giydiğinde zaten el ögrüsünün farkını da anlamış oluyorsun. Eğer düz model bir kazak giyeceksen üzerine takacağın takılar, kıyafetine ayrı bir hava katacaktır. Sıradan modellerin dışında yepyeni örgü modelleriyle gardolabına yeni bir raf açabilirsin.

Örgü bolerolarla şık kombinasyonlar
Hangi mevsim olursa olsun örgü boleroları istediğin kıyafetinle kullanabilirsin. Kışın alacağın yün ve yazın alacağın merserize modeller, sıradan bir bluzunu veya gömleğini şık bir hale dönüştürebilir. Tercihe göre kısa ya da uzun kollu bolerolar, kıyafetlerine ayrı bir hava katacaktır.

Örgü hırkalarla kişiliğini yansıt
Örgü hırkaları her tarz kombinasyonda kullanabilirsin. Klasik giyimler için, spor giyimler için çeşit çeşit modelleri olan örgü hırkalar, kışın adeta bir mont görevi görüyor. Kıyafetlerine ayrı bir hava katan farklı modellerdeki hırkalara çok ucuz fiyatlara da sahip olabilirsin. Hele ki bu indirim zamanlarında mağazalara göz atmadan geçme!

Örgünün farklılığını ayaklarına yansıt
Sezona damgasını vuran modellerden biri de örgü çizmeler oldu. Hemen hemen herkesin beğenisini kazanan bu çizmeleri, kot pantolonlarla veya mini eteklerle çok güzel kombinasyonlar yapabiliyorsun. Ayaklarını sıcak tutmasının yanında dikkat çeken görüntüsü de seni diğerlerinden farklı kılıyor.

Kışın vazgeçilmez aksesuarı: Bere
Kışın soğuğundan bere takarak korunuruz. Ama taktığımız berenin de atkı ve eldivenle takım, modaya uygun olmasını tercih ederiz. Bunun için de farklı örgü modelleriyle hoş bir görünüm elde edebilirsin. Modelin yanında kabanına da uygun rengi seçmeyi ihmal etmemelisin!

Erkeklerin favori yalanları

Biricik sevgilimiz bizimle ilgilenmeyip de başka faaliyetlere yönelirse, biz kızların dünyası başına yıkılabilir. Hele ki bu faaliyet….

Onların bitmek tükenmek bilmeyen, bu tuhaf play-station oynama tutkularını bir türlü anlayamadık ve korkarım anlamamaya da devam edeceğiz. Güzelim güneşli havalarda erkek arkadaşılarıyla toplanıp saatlerce eve kapanmak suretiyle çevirdikleri turnuvalarda ne buldukları çok merak ediyorsun öyle değil mi?

Erkekler play-station oynamayı kız arkadaşlarıyla vakit geçirmeye tercih etmelerinin 5 nedeni nedir?

Naz yapmaz, ne zaman istesem çalışır.

Onunlayken ekstra para harcamak gerekmez.

Bu şekilde erkek arkadaşlarımla daha fazla zaman geçirebilirim.

28 saat kesintisiz sürse de sıkılmak mümkün olmaz.

Aman yanlış anlamasın, her şeye rağmen kız arkadaşımı çok seviyorum.

Kadir Saygılı 20

Daha rahat

Daha kolay

Konuşmuyor

Daha eğlenceli

Sıkıntıları anında unutturuyor

Deniz Atasay, 25

Kız arkadaşının dırdırını çekmektense dört erkek evde toplanıp eğlenmeyi tercih edebilir.

Play-station’u istediğin zaman kapatabilirsin

Seni asla terk etmez

Tek ihtiyacı elektiriktir

Her ne kadar bu soruya cevap vermiş olsam da play station oynamayı asla kız arkadaşıma tercih etmem.

Bilge Kösebalaban

Erkek arkadaşlarımla vakit geçirmek istiyor olabilirim.

Kız arkadaşımla çok zaman geçirmiş olmaktan sıkılmış olabilirim

Erkek muhabbeti yapmak istiyorumdur

O an için eğlenceli gelmiş olabilir

Evde zaman geçirmek istiyor olabilirim

Tuna Yalçın, 23

Yormuyor

Canım isteyince kapatıyorum

Anlamsız konuşmuyor

Kapris yapmıyor

Makyajı bitsin diye beklemek zorunda değilim

Kız olmanın 31 iyi yönü

Her ne kadar kızsal sorunlarla boğuşmaktan bitap düştüğümüz durumlar olsa da, kız olmak gerçekten güzel bir şey.

1- Erkek kıyafetleri giydiğimizde kimse bize dönüp bakmaz.
2- "Damsız girilmez" yazısı bizim için hiçbir şey ifade etmiyor.
3- “Kas yapacağım” diye kasmamıza gerek yok.
4- Kas gücü gerektirecek işleri zevkle yapacak birilerini her zaman buluruz.
5- Dünya yerle bir olsa da, önce kadınlar ve çocuklar!
6-Çirkin bile olsak kendimizi makyajla güzelleştirebiliriz.
7- Sünnet olmayız.
8- Kısa boy mu? Topuklu ayakkabılar ne güne duruyor?
9- Yaşımız ne olursa olsun sokakta gezinirken pamuk
helva ve elma sekeri yiyebiliriz.
10- Her sabah tıraş olmak zorunda değiliz.
11- Genellikle istediğimizi almamamız için söylememiz yeterlidir.
12- Blue-jean'lerimizin çeşitli kısımları diğer taraflarına göre dengesiz biçimde beyazlamaz.
13- Bebeklik albümlerimiz sırtüstü çıplak resimlerimizle dolu değil.
14- Horlamıyoruz.
15- Birbirimize beklenmedik eşek şakaları yapma adetimiz yoktur.
16- Arada bir yemek yapabilir, kötü de olsa herkese yedirebiliriz.
17- Tükürmeyiz...
18- Ayaklarımız kokmaz.
19- Sevinince, üzülünce, korkunca çığlık atabiliriz.
20- Aradığınız adresi, kaybolmadan önce sormayı akıl edebiliriz.
21- Askere gitmiyoruz...
22- Hayatimizin hiçbir döneminde kravat takmak zorunda değiliz.
23- Aksesuar kullanabiliyoruz.
24- Yağmurda şemsiyesiz kalmayız.
25- Kol saatimizin ayni zamanda hesap makinesi, takometre, barometre, termometre ve radyo olması şart değil.
26- İstemezsek hesap ödemeyebiliriz.
27- Yürürken ceplerimizden bozuk para, anahtar, çakmak vs.
sesleri gelmez...
28- Gece, şartlar ne olursa olsun evimize
bırakılırız.29- Kel olmuyoruz.
30- Toplu taşıma araçlarında ayakta kalmayız.
31-
İstediğimiz her yerde ve her koşulda ağlayabiliriz.

Burçların arapça karşılıkları

Davranışları ve kişiliği etkilendiğine inanılan burçların arapça karşılıklarını biliyor musunuz?

Koç : Davar-ül kurban

Boğa : Sığır-ül camış

Ikizler : Adem-ül çift-i aynen

Yengeç : Mahluk-ül derya-ül böcekvari

Aslan : Malukat-ül vahşi

Başak : Nebatat-ül arpa vü yulaf

Terazi : Endaze-i kantar

Akrep : Haşerat-ül zehr-i zıkkım

Yay : Silah-ül zemberek

Oğlak : Davar-ül sakal-ı sivri

Kova : Damacana

Balık : Mahsulat-ı derya

Erkeklere bunları söylemeyin!

Çoğu zaman erkeklerin söylediği kırıcı sözlerden şikayet etseniz de onların da ara sıra sizin gibi düşündüğü ve söylediklerinize sinirlendikleri hiç aklınıza geldi mi?

Erkekler bazen öyle sözler söylerler ki duyduklarınıza inanmakta zorluk çekersiniz. Fakat suçu sadece onlara atmak marifet değildir. Çünkü erkeklerin de duymaktan hoşlanmadığı sözler vardır.

Ay çok şirin

Siz sevdiğiniz erkeğe iltifat etmeye çalışıyor olabilirsiniz; fakat şunu bilmenizde yarar var: erkekler ‘şirin’ sözcüğünden nefret ederler. Eşiniz şık bir kıyafetle karşınıza çıktığında ona ‘çok şirin olmuşsun’ demek erkeklik gururuna hakaret etmek anlamına gelebilir. Bu nedenle ‘şirin’ sözcüğünü mümkün olduğunca az kullanmalısınız.

Konuşmamız gerek

Bu iki kelime erkeklerin arkasına bakmadan kaçmak için yer arayacağı kelimelerdir. Bu nedenle eğer bir sorununuzu paylaşmak için konuşacaksanız direkt olarak ‘konuşmamız gerek’ demeyin. Konuya girmek için uygun anı kollayın ve beklemediği bir anda konuyu açın.

Sadece bir oyun

Eşiniz futbol maçı izlerken ona ‘ Niye bu kadar önem veriyorsun, sadece bir oyun’ derseniz kalbini kırmış olursunuz. Çünkü erkekler için spor karşılaşmaları hayatlarının vazgeçilmezidir. Ona saygı gösterdiğinizi bilmesini istiyorsanız, bu tür spor aktivitelerinde ona destek olmalı, gerekirse birlikte seyretmeyi teklif etmelisiniz.

Hiçbir şey yok

Suratınız beş karış ve sinirli olduğunuz her halinizden belli. Eşiniz yanınıza gelip size ne olduğunu sorduğunda kesinlikle ‘hiçbir şey yok’ demeyin. Çünkü yüzünüz zaten sizi ele veriyordur. Onun tahmin etmesini beklerseniz daha çok beklersiniz.

Ne giymişsin öyle?

Erkekler kadınlar gibi ne giyeceklerini saatlerce düşünmezler, bu nedenle kıyafetlerin eleştirilmesinden nefret ederler. Eğer üzerindekini beğenmezseniz ona güzel bir şekilde ‘bence sana öteki daha çok yakışıyor’ demeniz yeterlidir.

Sence güzel mi?

Birlikte bir yerlere gittiğinizde gördüğünüz güzel kadın için ‘sence güzel mi?’ diye bir soru sormanız erkekleri çileden çıkartır. Çünkü hangi cevabı verirlerse versinler mutlu olamayacağınızı bilirler. ‘hayır’ deseler inanmayacaksınız, ‘evet’ deseler kavga edeceksiniz. Bu ikilemi yaratmamak adına bu soruyu da sormayın.

En güzel kamyon yazıları

Kamyon şoförleri arasında yapılan bir yarışmayla en güzel kamyon yazıları seçildi. İşte komik sözler...

Birinci: 'Kamyon Çeker 10 - 20 Ton, Gönlüm Çeker Paris Hilton.'

İkinci: 'Hayatımı Yazsam, Duble Yol Olur...'

Üçüncü: 'Araman İçin İlla Hata mı Yapmam Gerekir?'

Mansiyon 1: 'Küresel Isınmaya Karşı Su Tankerlerine Geçiş Üstünlüğü Verilsin.'

Mansiyon 2: 'İyi Mazot Selülit Yapmaz.'

Mansiyon 3: 'Gazla Uçabilirsin, Ama Frenle Konamazsın!..'

Mansiyon 4: 'Bas Gaza, Frene, Debriyaja... Götür Ver Parayı Vergiye, Stopaja.'

Mansiyon 5: 'Ne Müslüm'den Ne de Orhan'dan, Sevdiğim Tek Parça 'Yedek Parça'.'

Jüri Özel Ödülü: 'Arabada Yalnız Var!'

Aşkın 9 belirtisi

Karşınızdaki insan size gerçekten aşık mı? Bunu anlamanız hiçde zor değil. İşte önemli ipuçları!

Antropolog Dr. David Givens'in yazdığı ''Aşk Sinyalleri (Love Signals)'' adlı kitap, Prestij Yayınları tarafından Türkiye'de yayımlandı. Şule Gülmen'in Türkçe'ye çevirdiği kitapta ilişkiyi 5 evreye ayıran David Givens, bunları "Dikkat çekmek", "Gözdeki pırıltı nasıl okunur?", "Kelime alışverişi", "Dokunmanın dili" ve "Sevişmek" olarak sıralıyor.

"Aşkın sözsüz dili" alt başlığıyla yayımlanan kitapta, tanışan iki insanın birbiriyle ilgilenmelerinin göstergeleri şöyle sıralanıyor:

Göz kırpma hızının artması: Göz kırpışının hızlanması, uyarıcı nöro-kimyasal dopaminin beyin tarafından salınmasıyla ortaya çıkan duygusal coşkunun yansımasıdır.

Bukalemun etkisi: Vücut hareketlerinin taklit edilmesi partnerinizin gerçekten de sizin dalga boyunuzda olduğunu gösterir.

Yüz kızarması: Kulakların üstlerinden, yüzün tamamına dek yüzdeki kızıl renk tonu, partnerinizin sempatik sinir sisteminin işe karıştığının göstergesidir.

Saçları düzeltmek: Kendine çeki düzen verme ile ilgili jestler, 'İlgileniyorum' manasına gelir.

Niyet işareti: Tesadüf eseri masanın üstünde size doğru uzatılan bir kol, dokunma isteğinin işaretidir.

Öne eğilme: İnsanlar her zaman en önemli buldukları şeye ya da kişiye doğru eğilirler; buna yönelme refleksi diyoruz.

Kocaman gözler: Partnerinizin merkezi sinir sistemi uyarıldığında göz kapaklarının istemsiz visseral kasları gözlerini normalden daha yuvarlak bir hale getirir.

Sarkmış çene: Bütün ilgiyi ele geçirdiğinizde, partnerinizin dudakları görünür bir şekilde aralanır. Sarkmış bir çene biraz daha yaklaşmanız için bir işarettir.

Bakışların kesişmesi: Partnerinizin sizin görüş alanınız içerisinde sürekli aşağı yukarı göz gezdirmesi göz teması kurmayı arzuladığını gösterir."

"Aşk Sinyalleri"nde tanınma devresindeki olumsuz ipuçları da şöyle anlatılıyor:

Tepki yok: Dikkat çekme davetleriniz tamamen görmezden gelinirse kur yapmanın en cesaret kırıcı işaretini almış olursunuz.

Donma: Durgun bir vücut tepkisiz gibi görünse de umursamazlık yerine utangaçlık sinyali veriyordur. Tüm yetişkin nüfusunun yüzde ellisini oluşturan utangaç kişilerin nazik vücut dili, kendilerini olduğundan daha az yaklaşılabilir gibi gösterir.

Soğuk muamele: Başka bir yöne doğru umursamazca dönmek, 'beni rahatsız etme' manasına gelir. Dudakların sıkıştırılması: Sıkıştırılmış dudaklar partnerinizin size kur yapacak bir ruh durumunda olmadığı izlenimi uyandırır."

Eski aşka yeni şans

İlişki bitti, kendinizi zor da olsa toplamayı başardınız ve eski günlere sünger çektiniz. Bir gün kapı çaldı gelen eski sevgiliniz...Ya şimdi?

İlişkiniz yeni bitti, kötü bir şekilde ayrıldınız. Fakat bir yandan da size geri döneceğini düşünüyorsunuz.Belki günler, belki aylar geçiyor ve sonunda hayırsız sevgiliniz kapınızı geç de olsa tekrar çalıyor. Ne yapacaksınız?

Ne olacak şimdi?

Hepimiz insanız ve genelde birinin değerini o kişiyi kaybettiğimiz zaman anlarız. Erkek arkadaşınız için de öyle olmuş olacak ki, geri dönmek istiyor. Belki siz bu arada başka biri ile tanıştınız, belki de ona karşı olan tüm duygularınızı yitirdiniz. Peki şimdi ne olacak?

Siz de bir anda kötü günleri unutur ve geçmişteki iyi günleri hatırlamaya başlarsınız. Fakat onu tekrar kabul etmeniz doğru olacak mı? Ya aynı hatalar tekrar yaşanırsa... Aslında bu konuyu düşünmek için ilk önce neden ayrıldığınızı hatırlamanız gerekir. İlişkiniz neden bitmişti?

Eğer sizi aldatmışsa, tekrar aldatacaktır, eğer size kaba davranmışsa bunu tekrar yapacaktır. Bunları düşünmeli ve öyle karar vermelisiniz. Eğer ayrılık sebebinizin tamiri mümkünse işler farklılaşır. Bu durumda ona bir şans daha vermenizde yarar var. Sorunları gözden geçirmelisiniz.

Yine incitirse...

Bu ilişkinin yürümesi için iki defa şans verdiniz, fakat sıra üçüncüye geldiğinde arkanıza bile bakmadan yürümeli ve sıradaki insanları gözden geçirmelisiniz. Bir erkek sizi iki defa incitmeyi başarmışsa, bunu hep yapacak demektir. Başka insanlara şans vermeli ve bu ilişkiden kurtulduğunuz için kendinizi şanslı hissetmelisiniz.

Sms'ler ve anlamları

Onun cep telefonu ile sizinki arasında arasında gidip gelen mesajlarda bazı anlam kayıpları olabilir. Bu şifreleri sizin için kırdık.

Birlikle olmaya başladığınız erkekten yeni bir mesaj geldi. Yaşasın! Ancak bu mesajı okurken bu heyecanınız yerini bir anda şaşkınlığa bırakıyor. “Ne demek istiyor bu?” Şaşılacak bir şey yok.

Mesajlaşmada tonlama göz teması ve duraklama gibi işaretler kayboluyor. Oysa ki bu işaretler karşımızdakinin amacını bize apaçık anlatabilir. Erkeklerin gönderdiği sıradan mesajları toparladık ve sizin için uzmanlara bunların gerçek anlamlarını sorduk.

Yazan: Bir ara beraber bir şeyler yapalım.

Anlamı: Senden hoşlanıyorum ama senin benden hoşlanıp hoşlanmadığın konusunda tereddütlerim var. Mesajlaşma Zevki adlı kitabın yazarı Kristina Grish böyle bir mesaj göndeen erkeğin belli bir zaman tayin edemediği için kendini riske atmadan sizi denediğini söylüyor.

Yazan: Bu gece çok eğlendim.

Anlamı: Seni tekrar görmek istiyorum.

Belli ki o gece harikaymışsnız yoksa bu mesajı göndermezdi. Akıllı Adam Avlama kitabı yazarı ve ilişki uzmanı Liz Kelly, bir erkeğin eğer sizden hoşlanmasa ve görüşmeyi gerçekten istemese peşinizi bırakmakta tereddüt etmeyeceğini söylüyor. Bu mesaj duygularını göstermekten korkmayan b,r insan olduğunun kanıtı.

Yazan: Üzerinde ne var?
Anlamı:
Bu yeni görüşmeye başladığınız ve ya uzun süredir birlikte olduğunuz adam, kesinlikle cinsel eğlencelerin peşinde ve topu size atıyor.

Sizin topu kendisine atıp atmayacağınızı merak ediyor fakat siz bizim tavsiyemize kulak verin ve biraz nazlı olun. Erkeğin kişiliğina bağlı olarak fazla ileri giderseniz bu geri tepebilir.

Yazan: Daha sonra ne yapacaksın?

Anlamı: Buluşup eve beraber gitmek istermisin?

Bu mesajı genelde akşam saatlerinde alırsınız. Erkeğin bu mesajı çoklu olarak geceyi beraber geçirebilme ihtimali olan her kadına yollayabileceği konusunda uyarıyor.Herkesin cevaplamayacağını tahmin ediyor ama gelen cevaplara göre kimlerin etrafta olduğunu bilecek. Bu çapkın. Tüm gece boyunca iletişimi koparmayacak ve geceyi kimle geçirmek isteyeceğine dair olasılıkları değerlendirecektir.

Yazan: Çok yoğundum.

Anlamı: Bitti.

Eğer siz ona mesaj attıysanız ve cevap olarak bu geldiyse artık size karşı bir şey hissetmiyor. Bunu duymak üzücü olabilir ama kısacası sizi başından atıyor. Uzmanlar hiçkimsenin beş saniyelik bir mesaja bile vakit ayıramayacak kadar meşgul olmadığına dikkat çekiyor.

Yazan: Şu anda müsait değilim. Sonra arayayım...

Anlamı: Seni beğenmiyorum.

Bu mesaj ilk görüşmede sizden pek hoşlanmadığının eğer anlamak isterseniz en açık belirtisi. Bu gibi olumsuz mesejlarda hep ima etmek istediğinin üzerini kapasak da yeni aşklara yelken açmanın keyfini düşünüp bizle ilgilenmeyenı salıvermek adetini edindiğimizde bu mesajlara gülüp geçeriz.

"Oyuncuya oyuncudan başka sevgili olmaz"

Selen Seyven Seni Genco dizisiyle tanıdık. Genco’dan bu yana olumlu ve olumsuz yönde hayatında neler değişti?

Ünlü olmak insanın hayatını derinden ve ciddi bir şekilde etkiliyor. Ama beni çok rahatsız eden bir şey olmadı. Normalde de sokakta yürürken insanların yüzüne gülümseyen bir insanım. Ünlü olduktan sonra da daha fazla gülümsemeye başladım. Parasal anlamda güzel değişiklikler oldu. Yapmak istediğim mesleği yapıyorum. Genco benim ilk gözbebeğim ve çok başarılı bir iş oldu. Bu mesleğe Genco’yla birlikte değil de başka bir projeyle başlasaydım bu kadar mutlu olamazdım diye düşünüyorum. Genco sayesinde mesleğimi istediğim statüde yapıyorum. Diziden sonra da, hayatımı A standardında sürerken bir anda A artı standardında bir hayat sürmeye başladım. Bu yaşam biçiminde de bir daha eskisi gibi yaşama şansı olmuyor. Herkes tarafından tanınmak köklü bir değişim oldu.

Şu an “Doludizgin Yıllar” da yer alıyorsun. Oradaki karakterinden bahseder misin?

Gülşen karakteri aslında dizi içinde değişime uğrayan bir karakter oldu. Çünkü dizi başladığında erkeksi, aşkı hiç tatmayan, ata binmeyi seven bir kızdı. Şimdi ise Gülşen aşık bir kız oldu. Yine delikanlı ama bir yandan da aşk kızı oldu. Aslında aşkı hayatında ilk defa tadıyor ve ilk defa yaşadığı için de o kadar heyecanlı ki! Büyük aşklar kavgayla başlar cümlesi altında bir aşk başladı.

Gülşen ile Selen’in ortak yönleri var mı?

Gülşen’in bazı hareket ve tavırları bana benziyor. O zaman o sahneleri çok rahatlıkla canlandırıyorum. Örneğin; Gülşen’in Feraye’yi azarlaması gibi Selen de arkadaşlarımı azarlıyor. O yönleri bana çok benziyor. Gülşen ve Selen’in arkadaşlık görüşü aynı. Ayrıca ikimiz de atları seviyoruz. Onun dışında pek benzemiyoruz.

Bu dizinin Genco kadar tuttuğuna inanıyor musun?

Genco çok özel bir diziydi. İşlenmemiş bir konuyu, depremi işledi. Genco’nun hitap ettiği kitle çok genişti. Doludizgin Yıllar da çok özel bir dizi. Bir Osman Sınav işi. Ama Doludizgin Yıllar’ın kitlesi hayvan severler, at severler, binicilik yapmış olanlar ve lise öğrencileri. Yani aşkı yeni yaşayanlar. Genco’nun kitlesi çok daha büyük bir kitleydi. O yüzden Genco daha çok sevildi.

Dizinin kanal değiştirmesi bir düşüş yaşattı mı?

Aksine yükseltti. Ben ona inanıyorum. Genelde dizi bir kanaldan diğerine geçtiği zaman biter. İzleyici kitlesi o diziyi bırakır. Ama biz kanal değiştirince dizi bitmesin diye insanlar gruplar açtı. Ben diziye bitti gözüyle bakıyordum. Ama bir anda inanılmaz mailler yığmaya başladı. Başka kanallar da istiyordu ama şu an olduğumuz kanal ile anlaştık ve ondan sonra dizi çok daha yükseklere gitti. Çok mutluyum çünkü bölümlerimizde hiçbir aksaklık yaşamıyoruz. Bir oyuncu olarak kendimi ve dizimi çok daha güvende hissediyorum.

Şu an olmak istediğin yerde misin?

Şu an için evet. Genco ile başladım. Aslında jan jan diye bir sinema filmim de var. O zamanlar 17 yaşındaydım. Şu an 22 yaşındayım ve doğru bir yerde olduğumu düşünüyorum. Dizi, televizyon oyunculuğu anlamında insanı çok geliştiriyor. Örneğin; Al Pacino’ya bir tane senaryo gönderiyorlar ve o “8 ay sonra konuşalım” diyor. 8 ayda bu senaryoyu çalışıyor. Ama bize bir senaryo geliyor, biz 2 gün içerisinde o senaryoyu çekiyoruz. O yüzden daha hızlı bir tempoda, daha fazla şey öğrenerek ilerlemek zorunda kalıyorsunuz. Bu benim 2’inci dizim. İkisinde de başrol oynuyorum. Bir tane de sinema filmim var. 22 yaşına gelene kadar daha ne yapabilirdim ki! O yüzden kendimi güzel bir yerde buluyorum.

İleride olmak istediğin nokta neresi?

Sinemaya hayran bir insanım. Beyaz perdenin büyüsü vardır ya, herkes ona kapılır. Kocaman beyaz perdede küçücük bir karede bile kendi suratınızı görmek bambaşka bir duygu. İleride kimin ne olacağı belli olmaz. Ama en büyük hedefim sinema oyuncusu olmak ve Türkiye’de büyük filmlere imza atmak.

Televizyon oyunculuğuyla sinema oyunculuğu farklı deniyor…

Çok farklıdır. Televizyonda bir senaryoyu iki günde oynuyorsunuz. Ama sinema filminde 1 buçuk ay önceden hazırlanmaya başlıyorsunuz ve bir sahneyi bir günde bile çekebiliyorsunuz. Geniş zaman diliminde daha özel ve kalıcı bir çalışma oluyor.

Ezel Akay dayın olmasaydı da şu an yine aynı yerde olacağını düşünür müydün?

Evet kesinlikle! Ekran bilgisi, sinema bilgisi olarak çok fazla yararlandığım birisi Ezel Akay. Annemle birlikte aynı şirkette çalışıyorlardı. O yüzden onlar sayesinde benim çocukluğum setlerde geçti. Her şeyden önce asıl işin nasıl işlediğini Ezel Akay sayesinde öğrendim. Ama oyunculuğa girmemde bir etkisi olmadı. Sadece “Hacivat ve Karagöz” setinde bana ufacık bir rol verdi ve oyuncu olarak seti tanımamı istedi. Bu sektöre girmemde de şöyle bir faydası oldu; bana gelen senaryolarda dayıma danışıyordum. Ondan fikir alıyordum. Sonuçta dayım. Çok zeki bir adam olduğunu düşünüyorum. Onun zekasından yararlanmak en doğrusu.

Bir erkek arkadaşının, Ezel Akay’ın yeğeni olduğun için seninle birlikte olmayı bir basamak olarak görebileceğini düşündün mü?

Hiç düşünmedim. Ve oyuncu erkek arkadaşım da oldu. Zaten oyuncuya oyuncudan başka sevgili de olmaz.

Neden?

Yapamazlar. Olacaksa da çok mülayim biri olması gerekir. Çünkü eve geliş gidiş saati belli değildir, ekran önündedir, insanlar onu tanıyordur… Bir makine mühendisi benim sevgilim olsa ve ben onunla vakit geçiriyorsam o benden rahatsız olur. Yolda her gördüğüm insan yanıma gelip fotoğraf çektirmek isteyebilir. Bunlar olan şeyler. Ekran önünde olan insanlar olarak bunlar da bizim seyirciye görevimiz. Tabii ki de fotoğraf çekilip sohbet edeceğim. Eğer ben buna karşıysam o zaman bu mesleği yapmayacağım. Yanımdaki insan da bunu görüp bundan rahatsız olmayacak biri olmalı. Bunu anlayışla karşılayacak biri olmalı. Ben sabah 6’ya kadar çalışıyorsam o bunu anlamak zorunda. Çünkü oyuncu her an çalışabilir. O yüzden oyuncuya oyuncudan başka sevgili olmaz.

Aşkı nasıl tanımlarsın?

Aşkın gerçekten bir tanımı yokmuş gibi geliyor bana. Aşk, insana ayrıldıktan sonra onu beyninden silmek için bir icat yaratacak kadar yüksek dozda olabiliyor. Aşk insanoğlundaki en yoğun, insan vücudunun yaşadığı zaman en çok hormon salgıladığı duygudur. Beynin en çok çalıştığı duygu aşktır. Bir insana duyulan aşk bambaşkadır. “Neden aşık olursun” sorusunu da kimse açıklayamaz. Ben sadece aşkı bana en çok hormon salgılatan, beni en çok mutlu edebilen ve üzebilen duygu olarak tanımlayabilirim.

En son ne zaman aşık oldun?

2 sene önce oldum. Ayrıldıktan sonra bir şey icat edip onu silmek istedim.

Aşkın tek olduğuna mı inanırsın?

İnsan her zaman yaşayamıyor. İnsanlarla vakit geçirmeyi seviyoruz ama aşk çok kolay olmuyor.

Özel hayatına vakit ayırabiliyor musun?

Birçok insan “o kadar çok yoğun çalışıyorum ki özel hayatım kalmadı” diyor. Ama herkes özel hayatına zaman ayırabilir. Ne kadar çok çalışırsan çalış eve geldiğinde bir DVD film izleyebiliyorsan bu senin özel hayatındır. O DVD filmini de oturup sevgilinle izleyebilirsin. Ben de çok çalışıyorum ama özel hayatıma da vakit ayırıyorum.

Sevgilin olduğunu da öğrenmiş olduk…

Evet var.

Tanıdığımız birisi mi?

Olabilir. Ama kim olduğunu söylemek istemiyorum.

Faik Ergin’le neden ayrıldınız?

Biten bir şeyin üzerinden çok fazla konuşulmaz. Faik benim çok sevdiğim bir insan. Yaklaşık 1 buçuk yıl boyunca güzel bir ilişki yaşadık. Her noktası güzeldi. Ama bir yerden sonra bitmesi gereken şeyler biter. Gitmeyen bir şeyi de yürütmek çok kolay olmuyor. İki tarafın da çok yüksek egoları varsa ve çok yüksek duygulara sahipse biraz duygu şiddeti yaşıyorsunuz ve bu yüzden çatışmalar çıkıyor. Çatışmalara da bir süre sonra katlanamıyorsunuz. Bunlar kavga gürültü de değil. Sadece iç içe çatışmalar. İkimiz de akıllı ve olgun insanlar olduğumuz için böyle bir karar verdik.

Temmuz Karikutal ile el ele görüntülendiğiniz iddiaları hakkında ne düşünüyorsun?

Doğru değil. Bir mekandan çıkarken kalabalık esnasında “gel arkadaşım” diye kolundan tutup çekmişimdir. Temmuz benim çok yakın bir arkadaşım. Öyle bir şey olamaz.

Kendini güzel buluyor musun?

Hayır. Güzellik kavramı insandan insana değişir.

Sen güzel değilsen sadece oyunculuğunla mı başrol oynuyorsun?

Oyunculuğumla mı oldum bilmiyorum. Aslında onu beni seçenlere sormak lazım. Ama şimdiki dizimde oyunculuğumla olduğumu Osman Hoca’yla da konuştuğumuz için biliyorum. Kendimi güzel değil ama genelde sempatik, şeker, enerjik bir kız olarak görüyorum. İnsanlarla sohbetim iyidir. Aynı zamanda kötü bir oyuncu olduğumu düşünmüyorum.

8 ay dayanan fön

Her gün fön çektirmekten bıkanlardansanız bu yöntem size göre.İşte 8 ay dayanan fönün sırrı...

Kalıcı Saç Düzleştirme işlemi ile artık 8 ay boyunca düz ve daha sağlıklı saçlara sahip olabilirsiniz.

Birçok saç tasarım merkezi tarafından uygulanan kalıcı saç düzleştirme işlemiyle saçlarınız 8 ay boyunca yeni fönlü gibi düz ve parlak gözüyor. Uygulamanın sağlığa zararı olmadığı belirtiyor.

Saç düzleştirme işlemi nasıl yapılıyor?

*Öncelikle Saç analizi yapılarak saçın durumu kontrol edilir.

*Saça Koruyucu sprey sıkılır ve hafifçe taranır.

*Saçta yıpranmış kısımlar varsa ön bakım yapılır.

*Saçın pul tabakasını açabilecek ürün saçın tamamına sürülür ve bekletilir.

*Saç yıkanarak ısıdan korumaya yardımcı bakım spreyi sıkılır.

*Saçın her bir bölümü kağıt inceliğinde ayrılarak düzleştirici maşa ile düzleştirilir. Bu işlem saçın uzunluğuna göre gür olma durumuna göre yaklaşık 1-1,5 saat sürer.

*Düzleştirilen saça 'Sabitleyici süt' sürülerek beklenir.

*Sabitleyici üründen sonra saç durulanır ve son bakım yapılır.

*Bu işlemden sonra fırça kullanmadan fön ile kurutulur.

*3 gün boyunca saç yıkanmamalı, saçında klips ya da toka kulanılmamalıdır.

Yapılan tüm işlemlerden sonra denizden, havuzdan, banyodan çıkıldığında saçlarınız yine dümdüz fön çekilmiş gibi durur. İstenildiği zaman maşa yapılabilir ya da dalgalı olarak da kullanılabilir.

Yürürken elektrik enerjisi üreten ayakkabı

Zonguldak Anadolu Teknik, Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi öğrencilerinin atıl malzemelerden yaptıkları, ayakkabı topuğuna yerleştirilen sistemle, yürümeye bağlı olarak üretilen enerji depolanarak cep telefonu şarj edilebiliyor, çok sayıda elektronik eşya çalıştırılabiliyor.

Lisenin elektronik bölümü 3. sınıf öğrencileri Ecevit Baştürk, Oğuz Gedikli ve Emre Berat Yılmaz, atıl durumdaki bilgisayar parçaları ve oyuncaklarda kullanılan bazı malzemelerle yer çekiminden faydalanarak enerji üreten sistem tasarladı.

İnsanların yürürken attıkları adımlarla oluşan hareket enerjisini çok basit ve düşük maliyetle elektrik enerjisine dönüştüren sistem hazırlayan öğrenciler, bunu ayakkabı topuğunun iç kısmına yerleştirdi.

Sistem, atılan her adımda topuğa uygulanan güçle 3 volt üretilen ve depolanabilir elektrik enerjisiyle gün içindeki yürümeye bağlı cep telefonu şarj edilmesinin yanı sıra acil durum sinyal vericileri, navigasyon, telsizler ve portatif mayın tarayıcı cihazlarla yaşam destek ünitelerinin çalıştırılmasında kullanılabiliyor.

Günde atılan adım sayısına bağlı ortalama 180 vat saat elektrik enerjisi üreten sistem, özel tasarımlı kıyafetlerin ısıtılması ya da serinlik sağlayabilmesi için ihtiyaç duyulan enerjiyi de sağlayabiliyor.

Öğrenciler tarafından cep telefonu şarjına yönelik hazırlanan örnek sistem kapsamında, ayakkabı topuğuna monte edilen sokete cep telefonu bağlanarak bataryası doldurulabiliyor.

SIFIR MALİYETLİ BULUŞ

Okulun Elektronik Bölümü Atölye Şefi Cem İlçe, projelerinin yaklaşık 1 yıllık çalışma ve araştırmanın ürünü olduğunu, incelemelerinde benzer bir ürünün olmadığını belirlediklerini söyledi.

Eski bilgisayarların, yazıcıların ve oyuncakların hurda malzemelerini kullanarak enerji üreten sistemi gerçekleştirdiklerini anlatan İlçe, şöyle konuştu:

“Hareket enerjisini elektrik enerjisine çeviren sistem, teknoloji çöplüklerinden temin edilen bozuk disket sürücülerin step motorları ile kondansatör (içinde akımsız elektrik yükü biriktiren cihaz) ve diyot (yalnızca bir yönde akım geçiren devre elemanı) olduğu için maliyetleri sıfırdır. Yere basma esnasındaki enerji sağlayan dişli çark sistemini de bozuk oyuncaklardan temin ettik.”

Projeyle ilgili patent çalışmalarını sürdürdüklerini anlatan İlçe, “Bu işlem biraz maliyetli olduğundan kaynakları araştırıyoruz. Meslek kuruluşlarıyla irtibata geçeceğiz. Ürünümüzün kullanımına çalışacağız” dedi.

İlçe, sistemin dünya üzerinde yaşayan tüm insanlar için umulmadık anlarda hayati yarar sağlayacağına inandığını belirterek, şunları kaydetti:
“Ürettiğimiz bir prototiptir. Ticari amaçlı düşünmüyoruz. Projemizle, güncel yaşantıda en kolay yoldan cep telefonu şarj etme imkanı olacak. Bunun yanı sıra ek ürünler geliştirerek ayakkabıların içini ve elbiselerin ısısını artırmada kullanılabilir. Sinyal vericilerin herhangi elektrik enerjisinin bulunmadığı ortamlarda şarj edilmesi de mümkün olabiliyor.”

Öğrencilerden Ecevit Baştürk de normal insanın günde ortalama 20 bin adım attığını, sistemlerinin bunu günde 180 vaat saat enerjiye dönüştürebildiğine dikkati çekerek, “Projelerimizle ülke genelindeki yarışmalara katılarak birincilikler hedefliyoruz” diye konuştu.

En teşhirci ünlü



İngiltere'de yayın yapan sky showbizz adlı site, 35 yaşındaki Amerikalı seksi yıldız Carmen Electra'yı en teşhirci ünlü seçti.

Şanssızlığınızı size hatırlatan saat

Orta kısmı kahverengiye dönüştüğünde saati kullanan kişi bir sıkıntıyla karşılaşıyor. Şanssızlık yaklaştığında alarm çalıyor!

İsviçreli saat firması Borgeaud, Hindistan’daki yerel astrolojik takvimden, falcılardan ve Hint mitolojisinden faydalanarak ilginç bir projeye imza attı. Borgeaud’un ürettiği saatler, insanın o anki ruhsal durumunu hissedip, yapılması gerekenleri ‘alarm çalarak’ bildiriyor.

Merkezi İsviçre’nin meşhur saat üretim bölgesi Neuchatel’de bulunan Borgeaud, Hindistan’daki bazı ürünlerinde ‘Panchangram’ isimli yerel astrolojik takvim ve bazı kâhinlerden yararlanıldığını duyurdu.
Sınırlı sayıda üretilen saatlerin üzerinde küçük bir bölüm bulunduğunu kaydeden Borgeaud yetkilileri, Panchangram’a göre buradaki renklerin değiştiğini ve renklerden değişik anlamlar çıkarıldığını kaydetti.
Saatin tasarımcısı Chitra Subramaniam Duella, Hint basınına verdiği demecinde, “Örneğin bölüm kahverengiye dönüşürse, saati kullanan kişi bir süre sonra bir sıkıntıyla karşılaşabilir” dedi. Duella’ya göre, rengin değişmesinde ‘karanlık ruhsal güçler’ etkili oluyor ve kişinin üzerindeki kötü enerji geçene kadar renk beyaza dönüşmüyor. Hintli girişimci, herhangi bir ‘şanssızlığın’ yaklaşması durumunda saatin alarmının çaldığını aktardı.
Söz konusu küçük bölmede, ‘Rahu periodu’ başladığında ise, saati kullanan kişinin işlerine ara vermesi ve kendisini dinlemesi tavsiye ediliyor. Rahu, Hint mitolojisinde ‘güneşi ve ayı yutarak, tutulmalara neden olan şeytan’ olarak nitelendiriliyor. Saatin üzerindeki bu özel bölme her gün değişik zamanlarda 90 dakikalık bir vakit aralığında çalışıyor. Renklere göre saati kullanan kişi, kendisini “yeniden düşünme ve kontrol etme” fırsatı yakalıyor.

Firmanın diğer yetkilisi Marc Aeschbacher ise, “Tamamen yeni bir mekanik sistem oluşturduk. Dünyada ilk kez böyle bir saat üretildi” diye konuştu.
19 Mart’ta Hindistan’ın Bangalore kentinde ilk kez gösterilen ve türünün tek örneği olan saatlerin ünlü kişilere, politikacılara ve sanatçılara hazırlandığı, 150’si erkek, 500′ü kadınlar için olmak üzere toplam 650 adet üretildiği açıklandı. Saatlerin her birinin 2 bin 200 dolar civarında olacağı öngörülüyor.

Kola kutusu ile asma kilit nasıl açılır?

Kola kutusu ile asma kilit nasıl açılır inanılır gibi degil demekki bu kadar basitmiş her şey herkes güvende değil gibi bir şey en azından bu videoyu izledikten sonra önleminizi alabilirsiniz…



How To Pick A Master Lock With A Coke Can - video powered by Metacafe

Erkekler de estetiğe alıştı

Dış görünümünün önem kazandığı günümüzde daha genç ve yakışıklı olma isteği erkeğinin estetiğe olan ilgisini arttırdı. Estetik konusunda bayanlara göre daha tutucu oldukları bilinen erkeklerin estetikte ilk tercihleri ise estetik diş hekimliği. Erkekler tarafından en çok tercih edilen en yeni ve en trend estetik diş uygulamalarını Diş Hekimi Mehmet Zahid Kazandı’ dan öğrendik.

İşte Uygulanan Metodlar;

Diş Beyazlatma

Dişlerdeki renkleşme hemen hemen herkesin problemidir. Günlük hayatta tüketilen çay, kahve ve sigaranın verdiği bu renkleşmeden kurtulmak isteyenler bu amaçla en son teknolojilerin kullanıldığı diş beyazlatma(bleaching) yöntemine rağbet gösteriyorlar. Bu uygulamayla, dişlerinizin rengini sadece birkaç saat veya seans sonrasında 3 ile 10 renk tonu arasındaki bir oranda açmak ve dişlerinizde çarpıcı bir değişiklik yapmak mümkün.

Diş Hekimi Mehmet Zahid Kazandı beyazlatma(bleaching) uygulamasının iki şekilde olabileceğini belirtiyor ve bu yöntemleri açıklıyor;

Ev Tipi Diş Beyazlatma;

Home Bleaching diye adlandırılan ev tipi beyazlatma yönteminde diş hekiminin ağzınızın ölçülerine göre hazırladığı şeffaf plak, yine hekimin verdiği özel bir beyazlama jeliyle kullanılarak, günde birkaç saat dişlerin üzerine takılmaktadır.

Ofis Tipi Diş Beyazlatma;

Office Bleaching diye bilinen ofis tipi beyazlatma yönteminde ise beyazlatma işlemi tamamen hekim kontrolünde ve klinik ortamda yapılmalıdır. Beyazlatma işleminde LED ışık kaynağı ve plazma arch gibi yoğun ışık kaynakları özel beyazlatma jelleri ile birlikte 45 dakika veya bir saatlik bir süreyle kullanılmaktadır. Bu yoğun ve güçlü ışık kaynaklarının kullanılmasındaki amaç, beyazlatma jeli olarak uygulanan aktif maddeleri harekete geçirmektir. Böylece beyazlatma jelinin dişin minesine nüfuz etmesi kolaylaşmakta ve beyazlatma işlemi kısa sürede gerçekleşebilmektedir.

Laminate Vener

Dişlerin şeklinden ve renginden memnun olmayan, kırık, aşınmış, üst üste binmiş dişlere sahip olanlara ve dişlerinin arasında aralık bulunan kişilere rahatlıkla uygulanabilen laminate porselenlerin en önemli özelliği, dişlerin ön yüzünde minimun bir aşındırma yapıldıktan sonra özel bir teknikle yapıştırılmaları olduğunu belirten Diş Hekimi Mehmet Zahid Kazandı bu uygulamanın doğal dişlerle ayırt edilemeyecek kadar doğal gözükmesi sebebiyle erkekler tarafından da en sık tercih edilen yöntem olduğunu da ekliyor.

Google 200 kişiyi çıkartıyor

Google'ın işten çıkarmalarla ilgili duyurusu, yüksek karlı şirketlerin dahi durgunluğu hissetmeye başlaması olarak algılandı.

İşten çıkarmaların satış ve pazarlama bölümlerinde yoğunlaşacağı bildirildi.

Şirketin resmi blogunda yer alan açıklamada, Google'ın çok kısa zamanda hızla büyüdüğü belirtilerek, ''Şirketler bu kadar hızla büyürken, herşeyi düzgün yapmak neredeyse imkansız ve biz de kesinlikle yapamadık'' denildi.

Google, şirketin hızla büyüdüğü son 4 yılda aynı işi yapan çok sayıda kişi istihdam edildiğini bildirdi.

Şirket bu yıl daha önce de 100 kişiyi işten çıkaracağını duyurmuştu.

İşten çıkarmalar, 20 bin 200 kişinin çalıştığı şirketin işgücünün yüzde 1'inden azını temsil ediyor.

Genç kızların yeni sevgilisi olacak!

"Elveda Deme Bana" şarkısı ile dijital ortamda albüm demo halinde bile
milyonlarca kez tıklanan Ercan Demirel sonunda dinleyicileri ile buluşuyor.

Önümüzdeki hafta Avrupa Müzik markası ile müzik marketlerde yerini alacak
olan "Elveda Deme Bana" albümü gelişen ve değişen teknoloji ile müzik sektörü içerisinde artık çok daha önemli bir yer edinen dijital ortamın ve onun keşiflerinin son örneği olarak karşınıza çıkmaya hazırlanıyor.

Müzik sektörü içerisinde çağı yakalamayı kendisine ilke edinen Avrupa Müzik'in Genel Koordinatörü Deniz Erdem "İnternet müzik sektörü içerisinde de çok büyük yer kaplıyor. Bu gözardı edilemez bir gerçek. Biz yapımcılar da bu noktada değişen teknolojiye ayak uydurmak zorundayız. Gerekli alt yapınızı oluşturmuş ve gelişmeye hazırsanız, internet ya da önümüzdeki yıllarda gelebilecek bir başka yenilik sizin için göz korkutucu olmaktan ziyade sizi başarıya götürecek bir araç olur. Bizde bu noktada interneti yeni isimleri keşfetmek ve müzik sektörüne yeni yetenekler kazandırmak için etkisi çok büyük bir araç olarak görüyoruz. Ercan Demirel de bunun en güzel örneklerinden birisi." dedi.

Beckham'la yatan kazanır!

Geride kalan hafta Milan'da katıldığı Anema E Core Kanser Araştırması Kurumu'nun özel gecesinde etrafı İtalyan sosyetesinin güzel kadınlarıyla çevrilen ünlü futbolcu David Beckham'ın üzerine çok 'ateşli' bir bahis oynandığı anlaşıldı.

20 kadın, Beckham'ı 'yatağa atmak' için bahse girdi. Yakışıklı futbolcunun takıldığı mekanlarda pusuya yatan kadınlar arasında, Beckham ile birlikte olan ilk kadın 20 bin sterlin (45 bin TL) kazanacak.

İngiliz yıldızın Milan'da kiralık olarak oynamaya devam edeceği sürede, Los Angeles'ta yaşamaya devam edecek olan eşi Victoria'nın bu çılgın bahse ne tepki göstereceği ise merak konusu. Bu arada Beckham Milan'daki kiralık sözleşmesi sona erdikten sonra LA Galaxy takımına yeniden katılacak.

Merakla beklenen telefon

Dünyanın büyük saat üreticilerinden biri olan Tag Heuer, geçen yıl cep telefonu üreteceğini duyurmuştu. Duyuruyla beraber telefonu bekleyen meraklılar tarafından büyük ilgi görmüştü. Ancak telefonun fiyatının 3 bin 400 ile 4 bin Euro olması bekleyenleri üzdü. Tag Heuer bu fiyata satacağı telefonun özelliklerinin ne olacağı ise halen merak konusu olmaya devam ediyor. Telefonun mücevher benzeri değerli taşlarla süslü olması nedeniyle fiyatının pahalı olduğu tahmin ediliyor. Az sayıda özel kişilere üretilecek telefonun ekstra özelliklerinin yanı sıra görüntüsünün de mevcut telefonlardan çok farklı olacağı öngörülüyor.

Stil sahibi olabilmenin 10 yolu

Evinizin herkesi kıskandıracak bir stili olmasını istiyor ama yeterli bütçeyi ayıramıyor musunuz? Stil sahibi olmak sanıldığı kadar da pahalı olmayabilir. Ucuza stil sahibi olmak için rehberimizi dikkatle okuyun ve zevklerinize uyarlayın.

1. HEMEN BİR KİTAPÇIYA KOŞUN
O rahat tek kişilik berjerleriniz sizi çağırıyor! Bu yüzden koltuğunuzun altına dekorasyon dergilerini alın ve uzun zamandır oturmadığınız koltuğunuza gömülün. Gördüğünüz şeyleri alın demiyoruz ama en azından bir sürü değişik ve yaratıcı fikre sahip olabilirsiniz.

2. ANTİKALAR (YA DA HEMEN HEMEN ANTİKALAR)
Bir pazarlarından, antikacılardan ve eskicilerden harika şeyler bulabilirsiniz. Bu yüzden gözlerinizi hep açık tutun. Bitpazarları özellikle büyük boyuttaki mobilyalar açısından resmen birer hazinedirler. Çukurcuma’dan mutfağınız için harika parçalar bulabilirsiniz.
İpucu: Bitpazarına akşamüzerine doğru gidin. Bu saatlerde müşteriler azaldığından satıcılarla pazarlık yapmanız daha kolay olacaktır. Pazarlık yapmaktan çekinmeyin, herkes yapıyor!

3. AİLE YADİGÂRLARINA KUCAK AÇIN
Anne ve babanızın size vermek istediği bir sürü şeyi olduğuna eminiz. Tamam, bazı eski şeyler korkunç olabilir(mesela o 70’lerin plastik tabureleri) ama inanın bazıları oldukça retro görüntüsünde olabilir. Utanmayın ve gidin onlara kurtulmak istedikleri bir takım eşyaları olup olmadığını sorun.

4. IKEA, KOÇTAŞ, BAUHAUS
Son derece uygun fiyatlara kaliteli eşyalar ve aksesuarlar...Başka söze gerek var mı?

5. GEÇİCİ EŞYALAR ALIN
Ucuz bir bahçe takımını yemek odası yerine kullanabilirsiniz. İleride daha çok paranız olduğunda onu balkona koyup yeni masa ve sandalyelerle değiştirebilirsiniz. Aynı şekilde oturma odanıza bir açılır kapanır kanepe koyabilirsiniz. Daha güzel bir koltuğa paranız yettiğinde eskisini misafir odasına taşıyabilirsiniz.

6. EV SAHİBİNİZLE PAZARLIK YAPIN!
Eğer kiracıysanız ve evinizin içine kalıcı değişiklikler yapmak istiyorsanız ev sahibinizle bir anlaşma yapın. Ev için harcadığınız parayı kiradan düşün. (tabi mobilyalar için değil, musluklar, elektrik düğmeleri ya da lavabolar gibi kalıcı şeylerden bahsediyoruz!)

7. GÜZEL BİR RENK
Boya badana en ucuz dekorasyon hilesidir. Hatta kendiniz bile yapabilirsiniz. Hiçbir şey odayı bir kat güzle renkte boya kadar canlandıramaz. Beyaz harici bir renk seçmenizi özellikle tavsiye ediyoruz!

8. UCUZA SANAT
Şahane sanat eserleri sergilemek istiyor ama yeterince malzemeye sahip olmadığınızdan mı yakınıyorsunuz? Eski haritalar ve botanik mecmuaları ne güne duruyor? En eski görünüşlü olanları kesip çerçeveletmeyi deneyin. Evde yoksa eski antikacılılardan bu mecmuaları ya da haritaları bulabilirsiniz. Sizden başka hiç kimse o parçanın 10 TL ettiğine inanmaz!

9. ÜSTÜNÜ ÖRTÜN
Eğer sevdiğiniz ve işe yarar bir koltuğunuz varsa ve kumaşından nefret ediyorsanız, örtün. Geçirmeli kılıflar artık çok moda. Tekrar kaplatıp yüzlerce lira para ödeyeceğinize ucuz bir şekilde kılıf diktirebilirsiniz. Kendini yapamazsanız annenize ya da anneannenize rica edin. Eskiler mutlaka nasıl dikileceğini, en azından nerde diktirileceğini biliyorlardır.

10. GELEN HEDİYELERİ ORTAYA ÇIKARTIN
Evlendikten sonra gelen ev hediyelerini hatırlıyor musunuz? Hani şu paketinden bile açmadığınız ve büfenin dibinde bir yerlerde hala sakladığınız bibloları, çanakları, mumlukları? Ne zamana saklıyorsunuz bilemeyiz ama bizce arık onları ortaya çıkarmanın vakti geldi.

Krizde şıklığın beş basit yolu...

Ekonomik krizin maaşları erittiği şu günlerde, iş yerinde şık olmak tahmin edildiğinden daha zor bir hal alıyor. Hele ki bozuk moralleri düzelmek için adeta panzehir nişteliği taşıyan gösterişli giysilere ulaşmak, boş cüzdan veya limiti dolmuş kredi kartı ile neredeyse imkansız.

Dünyaca ünlü aylık ekonomi dergisi Forbes da geçtiğimiz günlerde bu konuya el attı. Derginin editörlerinden Leah Bourne, iş yaşamında şıklığı elden bırakmak istemeyen kadın profesyoneller için, en ekonomik yoldan nasıl şık olabilineceğine dair tüyolar sıraladı. İşte Forbes Dergisine göre kriz döneminde moda diyeti yaparak şık olmanın beş basit kuralı...

Küçük Siyah Elbise: Siyah elbise, her gardırobun en önemli bir parçalarından biridir. Ancak elbisenizi uzun süre kullanmak istiyorsanız, trendy modellerden uzak durmalısınız. Unutmayın, klasik modeler asla ölmez. Ancak siz yine de vucudunuza en uygun modeli bulmak için tüm seçenekleri gözden geçirmeniz gerektiğini aklınızın bir köşesinde tutun.

Beyaz Gömlek: Kasik bir beyaz bluz her türlü kıyafetle uyum içinde kullanılabilir. Gerek iş yaşamında gerekse günlük hayatta asaleti temsil eden eden beyaz, ofiste sizi şık göstereceği gibi, şirketinizin düzenleyeceği kokteyllerde kullanacağınız aksesuarlarla abiye bir kıyafete de dönüşebilir.

Kaşmir Hırkalar: Kaşmir hırka veya süeterler görünümleri açısından her zaman şık durur. Gömlekle kullanabileceğiniz bu giysileri, renklerine uygun aksesuarlarla da kombine edebilirsiniz. İş yerinde, düz siyah kumaş pantolunun üzerinde kullanabileceğiniz kaşmir kazaklar her gün aynı kıyafeti giydiğiniz imajı yaratmayacağı gibi sizi stil sahibi de gösterecektir.

Kalem Etekler: Kalem etekler her ne kadar eski moda gibi gözükse de kumaş etek kategorisinin başat oyuncularından. Beyaz bir gömlekle kombine edildiğinde gösterişli bir iş kıyafetine dönüşen bu etekler, t-shirt ile kullandığınız taktirde de haftasonu için size şık bir alternatif yaratacaktır.

Babet Ayakkabılar:
Topuklulular muhteşemdir ancak onları tüm gün kullanmak siz yoracağı gibi günlük koşuşturmalar içinde rahatınızı da kaçırabilir. Babet ayakkabılar ise sizi hem sık gösterir hem de gün boyu rahat etmenizi sağlar. Bu zarif ve şık ayrıntı, dolabınızın olmazsa olmazları arasında yer almalı...

Yaratıcı depolama çözümleri