25 Şubat 2009

1 milyon dolarlık porno teklifi

Dünyaya getirdiği sekizlerle bir anda ilgi odağa olan Nadya Suleman'a sinema dünyasından da teklif üstüne teklif yağıyor. Bunlar arasında en ilginci de porno sektörünün önde gelen şirketlerinden Vivid Entertainment'ten geleni. Şirket, Suleman'a bir dizi porno filmde oynaması karşılığında tam 1 milyon dolar önerdi. Eğer Suleman bu öneriyi kabul ederse tüm ailesinin beden ve diş sağlığı sigortaları da şirket tarafından yaptırılacak. Nadya Suleman'ın bu teklife ne cevap vereceği henüz belli değil.

hamburgerci sevgili

Esra Özkan, ikinci evliliğini yaptığı Sinan Gürsoy’dan Levent Aydan’a aşık olduğu için boşanmıştı. Geçtiğimiz yaz başlayan bu aşk, Levent Aydan’ın Esra Özkan’ı aldatması sonucunda bitti. Aydan, ünlü şarkıcı Pınar Aylin ile flört etmeye başladı. Esra Hanım ise şimdilerde Etiler’de büfe sahibi olan Kubilay Aksu ile birlikte. Kubilay Bey, eski milli sutopçu Koray Aksu’nun ağabeyi.

Paris Hilton















O çok zengin bir ailenin kızı, dünya jet sosyetesinin gözbebeği...
Kameralar, objektifler onu gerçekten de seviyor... Şöyle bir göründüğü partiler bile günlerde basının gündeminden düşmüyor.
Ama buna rağmen Paris Hilton pek hevesli olduğu sinemada bir türlü şeytanın bacağını kıramadı.
Büyük umutlarla rol aldığı The Hottie and The Nottie, internetteki sinema veri tabanı imdb'nin okurları tarafından bütün zamanların en kötü filmi seçilmişti.
Paris Hilton şimdi de Oscar'ın karşıtı olan Altın Ahududu Ödülleri'ne damgasını vurdu. Törende, Paris Hilton, "The Hottie and The Nottie" filmindeki rolüyle "En Kötü Kadın Oyuncu" ödülüne layık görüldü.
Hilton, aynı filmde beraber rol aldığı oyuncular Christine Lakin ve Joel David Moore ile ayrı ayrı "En Kötü İkili" ödülünü de aldı. Paris Hilton, "Repo! The Genetic Opera" filmindeki rolüyle de "En Kötü Yardımcı Oyuncu" ödülünün de sahibi oldu.

Sevgiliye nasıl şiir yazılır?

Kadın için kendisine yazılmış şiirin değeri ölçülemez...

Daima değişen dünyanın değişmeyen kuralları var. “Kadınlar çiçektir” bunlardan biri. Her şart ve şerait altında, her cins ve model kadın çiçektir. İkinci kural ise şu: “Kadınlar şiirden etkilenir.” Kadın için kendisine yazılmış şiirin değeri ölçülemez derecededir.

Sevgiliye şiir yazabilmek için evvela söyleyecek bir şeyiniz olmalı. Ona söyleyemediğiniz, itiraf etmek istediğiniz, bir türlü anlamadığı ya da altını çizmek istediğiniz bir husus olabilir. Duruma göre kafasına çeşitli bombalar yerleştirmek veya asla aklından çıkarmasını istemediğiniz bir şeyi dizeler aracılığıyla iletmek gibi hadiseler için de şiiri kullanabilirsiniz. Lakin unutmayın: Önce ne söyleyeceğinizi bilmelisiniz.

İkinci olarak duygusal bir yoğunluk yakalamanız lazım. Bu duygusal yoğunluğa ulaşabilmek için ekseriyetle boks filmlerinde rastladığınız “Eskiden dayak yediği bir anı hatırlayıp, birlikte antrenman yaptığı boksöre bodoslama dalan esas boksör” gibi bir gaz alma vasıtanız olmalı. Bu noktada en cebbar ilacınız romantik, acılı, böğürten ve yoran şarkılardır. Cüzi miktarda damar, acı ve keder sizi şiir yazabilecek duygusal yoğunluğa ulaştıracaktır. Eğer neşeli bir şeyler yazmak istiyorsanız işiniz kolay. Absürdizme sığının. Aklınıza gelen ne varsa ucuca ekleyip, ortaya çıkan şeyden bir anlam çıkarmasını umacaksınız. Örneğin...

-Öykündüm çitlembiğe-
salıncakta bir kız,
sallanıyor,
duygu doluyorum, sallanıyor, sendeliyorum.
Aşk mı ki, tutulmak mı ki bu ola?
Gladyatör filminde komiser Maximus’un
sevgilisinin hologramını gördüğünde
sendeleyip hain düşmana yenilmesi gibi,
yenileceğim gibi geliyor hayata ve tüm düşmanlarıma,
aşk aklına gelince insanın,
varını yoğunu unutuyor, sendeliyor falan ya hani
aşk insanı yiyor bitiriyor adeta.
Öykünüyorum işte o zaman çitlembiğe,
mercimekten büyük, yuvarlak,
buruk lezzetteki o meyveyi
kimse yemiyor onu çünkü.
Ne güzel değil mi?
Yerim seni ben, sen çok lezzetlisin çitlembik.

Son tahlilde unutmamanız gereken sunumdur. Şiiri yazan da okuyan da kendisi için anlamlandırır. Onun güzel anlamlar çıkarabilmesi için şiirin sunumu etkileyici olmalıdır. Evet, şiirinizi bir boy aynasına yazmanız etkileyicidir. Fakat çizgili dosya kağıdına yazıp kenarına da bir gül iliştirerek bir pastanede kendisine sunarsanız üzerinize kusabilir. Sevgiliye şiir yazarken ikinizin de içinde bulunduğu anlardan, yerlerden, önemli eşyalardan, filmlerden ve şarkılardan bahsedin. Zararını görmezsiniz. Otomatikman o anı çok önemsediğinizi düşünecektir. Bunun yanı sıra “Sana Pakmaya bulamıyorum sevgili...” gibi Cezmi Ersöz’vari hitaplardan ve “Uzansam sana dokunabilirim ama şu geçen brunch’ta yaptığın hareketten sonra dokunmak ağır geliyor” gibi sohbetle çözülebilecek olumsuz şeylerden bahsetmeyin. Hakeza “Aşkım aşkım diye ağlayacaksın, aşkım diye ağla aşkım, aşkımsın evet aşkım” gibi sürekli tekrar eden kelimeler ve seslenmelerden de kaçının. Ulvi meselelere, ruhani boyuta, “Yoga üstadı tiramisu diyor ki” gibi alıntılara ise hiç girmeyin. Az olun, öz olun. İiirinizi yazın. Üzerinde fazla durmayın. Uzaklaşın. O size konuyla ilgili olarak kısa bir süre sonra dönecektir.

İş yemeğinde nasıl anlaşma bağlanır?

Büyük bir iş anlaşmasını avucunuzun içine almanız an meselesi. Ama bu yemekten sağ çıkarsanız...

Her işadamının başarıya ulaşma yöntemleri farklı. Konu iş yemekleri olunca ise her zaman geçerli kurallar var. Geçerli olan büyük bir kaide müşterileri herkesin damak tadına hitap edecek yemeklerin servis edildiği seçkin bir mekana götürmek. Daha önce hiç yemediğiniz acayip bir yemeği bitirmeye çalışırken kimse sizi ciddiye almayabilir. Bu sebeple tanımadığınız bilmediğiniz yerde iş yemeği randevusu vermeyin. Beğendiğiniz bir yeri seçin ve haftada birkaç kez oraya gidin. Her sektörün yemek saati farklıdır. New York’un en prestijli iş yemeklerinin yendiği lokantalarından Chanterelle’e sadece devlet görevlileri ve yaşlı yöneticiler tam öğle vaktinde yemeğe geliyor. Finans sektörü genelde 12:30’da medya çalışanları da 13:30’da yemeğe çıkıyorlar.

İş yemeğini doğru yöne sokmak için Hollywood taktikleri uygulayın. Yemek masasına oturunca ilk önce havadan sudan konularla ortamı rahatlatın ve samimiyet kurun. Esas konuya girmek için siparişinizin masaya servis edilmesini beklemek en uygun yöntem. İş yemeğini fazla uzatmak da can sıkıcı olabilir. Kahve ve tatlı faslına sadece konuşmanız gereken teknik detaylar uzarsa geçin.

İş yemeklerinde yapılan en büyük hata gündem maddelerini ajandadan okumak. Toplantının restoranda yapılmasının temel nedeni ofis formalitelerinden uzaklaşmak olduğu için bu yola başvurmayın.

Yemekteki amacınız kibar ve güvenilir olduğunuzu göstermek. Bunun için flört ettiğiniz bir kadınla yemeğe çıktığınızda yaptığınız gibi yapın ve ev sahibi olarak hesabı siz ödeyin. Önceden hesabı size getirmesi için garsonu uyarmanız yeterli.

Usta çırak ilişkisi nasıl bitirilir?

Usta -çırak ilişkisini hasarsız bitirmeyi öğrenin
İlk kariyer adımlarınızda kanatları altına girdiğiniz, size mesleğin inceliklerini öğreten bir usta figürü vardır. Bu adam size önayak olur, yolunuzu açar, ufkunuzu genişletir. Fakat bir gün gelir kendi başınıza uçmanız gerekir. İşte o gün ustaya veda etmeyi bilmelisiniz.

Mesleğinize çıraklıkla başlamamış olabilirsiniz. Hiç kimse sizi stajyerlikten yönetici koltuğuna taşımamış olabilir. Fakat yine de çoğumuzun hayatında sizi işe alan babacan bir patron, ya da birikimini ve tecrübelerini sizinle paylaşarak başarı kazanmanızı sağlayan üstünüz gibi kariyerinizi şekillendirmeye ve iş hayatının inceliklerine hakim olmanızı sağlayan bir "usta" vardır. Kendi birikiminizi ve deneyimlerinizi edindikten sonra ustanın kanatları altından çıkma zamanı gelir. Artık kendi vizyonunuzu yaratmışsınızdır. İlerleyebilmek için, çıraklığı bırakmanız ve bağımsızlığınızı ilan etmeniz gerekmektedir. Ama nasıl?

"Özgür Yönetici" kitabının yazarı Steve Chandler`a göre bu durumun zor olmasının nedeni insanların olayları profesyonellikten uzaklaştırıp kişiselleştirmeleri. Chandler şöyle diyor: "Eğer spor hocanızın size öğretecek bir şeyi kalmazsa, durumu dramatik hale getirmeden kendinize yeni bir hoca bulursunuz. Eğer aynı durum işyerinde yaşanırsa kendinizi babanıza ihanet ediyormuş gibi hissedersiniz."

Günümüzde, usta çırak ilişkileri daha da çetrefilli bir hal aldı. Zira artık yöneticiler daha geç emekli oluyor. Korn/Ferry firması tarafından yapılan araştırma sonuçları global firmalarda çalışan 2000 üst düzey yöneticinin 64 yaşından sonra da emekli olmayı düşünmediklerini gösteriyor. Usta rolünü benimseyen bu yaşlı yöneticiler meslek hayatlarını uzatmaya başladıkça, kanatlarının altına aldıkları çırakları kendi yollarını çizebilmek için daha uzun süre beklemek zorunda.

İş yerinde yaşanan usta çırak ilişkisindeki gerilimin nedeni sadece zamanı gelip çattığında bağları kopartma gerekliliğinin yarattığı vicdan azabından kaynaklanmıyor. Çoğu zaman ustalar boynuzun kulağı geçmesini istemiyor. Hatta bunu engellemek için ellerinden geleni yapıyorlar.

Eğer siz de böyle bir usta çırak ilişkisine takılıp kaldıysanız, bu duruma nokta koymak için vakit kaybetmeden harekete geçmelisiniz. Fakat bu hassas durumu sonlandırırken uygulamanız gereken taktikler var. Aksi halde ustanızla en arıza sevgilinizle yaşadığınız ayrılıktan kötü bir kopuş yaşama riski altındasınız.

Her ilişkiye olduğu gibi ustanızla olan ilişkinize de araya mesafe koyarak son verin. Örneğin öğlen yemeklerini beraber yemeyi alışkanlık haline getirdiyseniz artık sadece kahve içmekle yetinin. Yüz yüze konuşmak yerine mail veya telefon yoluyla görüşün. Ustanıza akıl danışmaktan kendinizi alıkoyun. Ustanız size yol göstermeye devam ettiği takdirde güç dengesini değiştirme hedefinizden asla vazgeçmemeniz gerekiyor. Usta yol göstermekte ısrar ettiğinde verilecek en iyi cevap "Tavsiyeleriniz için teşekkür ederim. Fakat ben bu konu için kendi stratejimi geliştirdim" olmalı. Bu tarz bir mesajı kabalık yapmadan iletirseniz kendi ayaklarınız üzerinde durmaya kararlı olduğunuzu da gösterirsiniz.

"Başarılı Usta Çırak İlişkileri" kitabının yazarı Ellen Ensher ilişkinize noktayı koyarken son derece kibar olmanızı öneriyor: "Sektörlerde temel aktörler fazla değişmez. Ustanızın bir daha karşınıza çıkmayacağını garanti edemezsiniz." Ustanıza hiçbir koşul altında teslim bayrağı çekmemeniz gerektiği de uyarılar arasında. Başka birinin gölgesi altında yaşamak kısa bir süre için rahat etmenizi sağlasa da kariyerinizin en büyük düşmanı başka birinin kuklası olmak. İpler her zaman sizin elinizde olmalı.

Ofislerin tehlikeli elemanları

Ofis zararlıları ile nasıl başa çıkılır?
Ofisteki problemli elemanlarla mücadele yöntemleri
Sizin işyeriniz de birbirinden problemli elemanlarla dolu değil mi? Her yöneticinin kabusu olan bu “ofis zararlıları”nı tüm çeşitleriyle deşifre ediyoruz. Onlarla mücadele yöntemlerini iyi öğrenirseniz verim de alabilirsiniz.

Rekabetçi ortamda yanınızda çalışan elemanlardan farklı sesler duymak sağlıklıdır. Ama bazen yaptıkları farklı sesler çıkarmanın ötesine geçer, sizin için zor eleman olmaya başlarlar. Kimisi durmadan yakınır, kimisi hep kendinin haklı olduğunu düşünür, kimisi her şeye muhalefet etmeye başlar. Onlarla çalışmak bir süre sonra kabus haline gelir. Ama bunlarla mutlaka başa çıkmak zorundasınız. Her zaman durumu idare edebilmeniz, hatta problemi temelinden halledecek çözümler bulmanız gerek. Maksimum verim alabilmek için hangisine nasıl davranacağınızı iyi bilmelisiniz. İşte ofisteki insan türleri ve sizi çözüme ulaştıracak formüller...

Defansif eleman

Yapıcı olanlar da dahil, hiçbir eleştiriyi kabullenmez. Ona kalsa mükemmel çalışandır. En yumuşak biçimde bile söyleseniz, sizin doğrularınızı kolay kolay kabul etmez. O ne yaparsa doğrudur, asla yanlış bir şey yapmaz. Siz aksini ne kadar mantıklı iddia ederseniz edin, hiçbir şey onun fikrini değiştiremez.

Nasıl başa çıkılır? Defansif Eleman’la yakınlaşmanın en kolay yolu eleştirileri yapmadan önce pozitif bir şeyler söylemektir. (Kısaca: Doldurmak...) İlk eleştiriyi kendi üstünüzde yapın ve çok benzer bir hatayı daha önce sizin de nasıl yaptığınızı anlatın. Böyle bir hatayı hiç yapmamış olabilirsiniz, önemli değil, uydurun. “Asla”, “daima” gibi kesinlik içeren cümlelerden mutlaka kaçının. Kollektif cümlelerle konuşun ve “sen” yerine “biz”i tercih edin. “Yapmalısın” değil “yapmalıyız” deyin. Kesinlikle elektronik posta aracılığıyla eleştirmeyin.

Her daim muhalefet eleman

Topluluğun içinde sadece kendi sesini duyabilmek için bağıra çağıra konuşan kişidir. En akılcı, tüm dünyanın kabul ettiği, tartışılmasına gerek dahi olmayan konuları bile tartışmaya açabilme yeteneğine haizdir. Diğerleriyle farklı fikirde olmak onun için bir yaşam tarzıdır.

Nasıl başa çıkılır? Bir alt derecedeki pozisyona atamak onun için iyi bir ders olabilir. Ama verilecek en iyi ders sözünü hiç kesmeden savunduğu şeyi sonuna kadar dinlemek, iddialarını bitirmesine izin vermektir. Bundan sonra kozlar sizin elinizde demektir. Çünkü artık elinizde malzeme vardır. Böylesi bir adamın bütün konuşması boyunca saçma sapan birkaç şey yumurtlamaması mümkün değildir. Bu kısımları öne çıkarmalı, nasıl da saçmaladığını yüzüne vurmalısınız. Karşınızdaki ne kadar islah olmaz bir tartışmacı olursa olsun mantık her zaman kazanacaktır. Haklı olduğu kısımlarda hakkını teslim edebilirsiniz, önemi yok. Saçma sapan düşüncelerini yüzüne vurun yeter. Önemli olan sizin soğukkanlılığınızı devamlı koruyabilmeniz ve son derece sakin konuşmanızdır.

Ben merkezci eleman

Adeta bir “ego” simgesidir. Bütün dünyanın onun çevresinde döndüğüne inanır. İhtiyaçları önceliklidir ve bir an önce yerine getirilmelidir. Takım çalışması söz konusu olduğunda, hiç hak etmese bile en büyük krediyi o ister. En büyük problemleri her zaman kendinin yaşadığına inanır ve bu problemler diğer herkesin yaşadıklarından daha önemlidir.

Nasıl başa çıkılır? Bu tip bir elemanla başa çıkmak için biraz ekstra çaba göstermeniz gerekli. Bunun için de onunla ve takımızdaki diğer elemanlarla ilgili devamlı olarak not tutmanız gerekecektir. Yine büyük bir problemle karşı karşıya olduğunu iddia ettiği anda daha önce yaşanan benzer problemlerden birini tarih ve isim vererek önüne koyun. Diğer elemanınızın bu konuyu hiç büyütmeden ne kadar da kolay aştığını anlatın. Bu yaklaşım, işleri anlamasına yardımcı olacaktır.

İnatçı eleman

Kendi yöntemlerine son derece sadıktır ve kesinlikle açık fikirli değildir. Diğer insanların onun yöntemleri hakkında ne düşündüğünü önemsemez. Kendisi hariç herkes uygulamalarını etkisiz ve eski moda buluyor olabilir, onun için önemi yoktur, en iyi metodu kullandığına yürekten inanır. Çoğu zaman bu konuda tartışmaya girmeyi bile gereksiz enerji israfı olarak görür.

22 Şubat 2009

İnternetten nasıl para kazanılır?

1000 dolar arasında ek gelir için bilgisayar başından kalkmanıza gerek yok. Nasıl mı?

Çoğu insan blog yazmaktan büyük keyif alıyor. Her gün sırf yazma zevki için yaşadıklarını, fikirlerini ve beğendiği şeyleri blog aracılığıyla tüm internete açıyor. Blogculuk ciddi bir zaman ve enerji gerektiriyor. Karşılığında da eş dosttan kuru bir “Dünkü yazdığını okudum, çok güzel yazmışsın” duymak yetmez. Blogculuğu paraya dönüştürebilirsiniz. Bunun için birden çok yöntem var. İlk olarak internetin fakir babası Google’ı siz de sömürebilirsiniz. Blogunuza reklam almak için Google’ın açtığı ücretsiz AdSense sistemine dahil olabilirsiniz.

AdSense’e kayıt olmak ve reklam yeri açmak tamamen ücretsiz. Sitenize ya da blogunuza üç parçalı bir reklam ünitesi yerleştiriliyor. Burada çıkan reklamlar da içeriğe göre otomatik belirleniyor. Yani son model otomobiller üzerine bir blog yazıyorsanız orada otomobil firmalarının reklamları, oto galerileri ya da aksesuar firmaları falan çıkıyor. Eğer müzik üzerine fikirlerinizi paylaşıyorsanız yeni çıkan albümler reklam olarak beliriyor. AdSense’in size maliyeti sıfır. Buradan para kazanma sistemi ise şöyle işliyor: Blogunuzu ziyaret eden bir adam reklama tıklarsa Google reklam verene bir tıklık ücret fatura ediyor. Bu ücretin de bir miktarı sizin kasanıza geçiriliyor. Fakat Google’ın aldığı reklam ücreti de bu ücretin yüzde kaçını AdSense kullanıcısına aktardığı da gizli tutuluyor. O sebeple ne kadar para gelirse ona şükür diyeceksiniz. Ödeme de hemen yapılmıyor. 100 dolarlık parçalar halinde size havale çıkarılıyor. Dolayısıyla haftada 10 reklama tıklanmış olsa ve her reklamdan 2 dolar size kalsa haftada 20 dolar havadan para yapıyorsunuz.

Blogunuz para getirsin

AdSense kesmiyorsa biraz daha profesyonel olan BlogAds ve AdBrite sistemine üye olabilirsiniz. BlogAds’a üye olmak da bedava. Üstüne bir de fiyat belirlemesi de yapabiliyorsunuz. Yani reklam ücretini kendiniz belirliyorsunuz. Burada şirketler kendi hedef kitlelerine yönelik yayın yapan blogları tespit edip reklamlarının oraya yönlemesini sağlayabiliyor. Yani filmler üzerine bir blog yapıyorsanız ve epey takipçiniz varsa Warner Bros. size reklam vermeye talip olabiliyor. Bu noktada BlogAds sadece aracı kurum. Belirlemiş olduğunuz fiyat üzerinden reklamı onlar satıyor. Bir aylık reklam aldınız diyelim. Bu durumda reklam ücreti Google AdSense gibi tıklamayla da belirlenmiyor. Fiks olarak aylık ücretinizi şak diye kazanıyorsunuz. Karşılığında da sizden yüzde 20 kesiliyor.

Taşeronluk yapın

Birçok internet şirketinin ortaklık programları var. “Affiliate” adı verilen bu sistem şöyle işliyor. Diyelim ki sitenizde Amazon.com reklamı var. Bir okuyucu sizin siteden Amazon’a tıklıyor. Oradan da bir kitap satın alıyor. Bu durumda Amazon o kitaptan elde ettiği kârın belli bir yüzdesini size ödemek durumunda. Tabii Amazon.com reklamını bedavaya koymuyorsunuz. Önceden affiliate programı olan bu siteyi tespit edip oradan ortaklık anlaşmasını yapıp reklam bandını öyle alıyorsunuz. Örnek verdiğimiz Amazon etiket fiyatının yüzde 10’unu vaat ediyor. Elbette internet dev bir okyanus. Ortaklık sunan siteleri dolaşarak bulmanız mümkün değil. Bu iş için de LinkShare sitesini kullanmak gerekiyor. Bu sitede internetteki ortaklık sunan 600 büyük reklam verenin dökümü var. İstediğiniz siteden reklam alabiliyorsunuz.

Online dilencilik

İnsanların severek okuduğu bir blogunuz varsa dilenmek hakkınız. Özellikle PayPal sistemi online dilenciliği oldukça yaygınlaştırdı. Bu sisteme göre sitenize basit bir buton koyuyorsunuz. Tabii yanına da, “Sevdiyseniz biraz bağış yapın, hosting giderimi karşılamama yardımcı olun” gibisinden teşvik edici cümleler yazıyorsunuz. Karşılığında okuyucu eğer sizi yeteri kadar seviyorsa online ödeme sistemi PayPal aracılığıyla size gönlünden kopanı hediye ediyor. Para geldikçe PayPal size biriken bakiyenizi gösteren bir mail atıyor. İstediğiniz zaman bakiyeyi gerçek banka hesabınıza aktarabiliyorsunuz. Amazon’un da Honor System adında buna benzeyen bir bağış sistemi var. Çok müşterisi olmasa da BitPass de bağış sistemi sunuyor. Biri işinize yarar.

İmalattan halka satış

Reklam olayı aklınıza yatmıyorsa ve bağış sistemini kurmak istemiyorsanız bir başka çare de satış yapmak. Blogunuz sizi iyice halka mal etmiş ise kendi sitenizin ürünlerini oluşturup satabilirsiniz. Bunun için evinizden çıkmanıza bile gerek kalmıyor. CafePress sitesinde 50 çeşit ürün tipi var. Bardaktan tişörte kadar yazılı, resimli ya da logolu ürünler yaptırabiliyorsunuz. Önceden depozito vermenize de gerek yok. Sadece siteye kayıt olup gerekli görsel materyali gönderiyorsunuz. Karşılığında da size sanal ürün fotoğrafları gönderiliyor. Yani otomatikman 100 bin tişört basıp depoya koymuyorlar. Eğer bir sipariş gelirse hemen o üründen imal edip müşteriye gönderiyorlar. Siz de arada telifinizi alıyorsunuz. Tişörtlere, bardaklara, anahtarlıklara istediğiniz fiyatı çekebilirsiniz. Yeter ki bol bol satılsın ve CafePress size havaleyi göndersin. Elinizi klavyeden ve fareden kaldırmadan ürün imal edip satmış oluyorsunuz.

Stok fotoğrafçılık

Herkes dijital kamerası ve cep telefonuyla kendini profesyonel fotoğrafçı sanarak kuş böcek ve tatil beldesi fotoğrafları çekiyor. İnternetle içli dışlı olan çoğu insan da bunu Flickr ya da Picasa gibi bir online fotoğraf albümünde biriktiriyor. Muhtemelen orada bedavaya duran fotoğraflar hiçbir işe yaramıyor. Fakat stok fotoğraf hesabınız olursa bunları kullananlardan mikro ölçekte telif hakları toplayabiliyorsunuz. Bunun için profesyonel fotoğrafçı olmanıza da gerek yok. Web siteleri, sunumlar, broşürler ve yayın organları sürekli olarak stok fotoğraflara ihtiyaç duyuyor. Örneğin bir şirket broşürü için sandalye bacağı resmi arıyor. Bunu “sandalye bacağı” yazarak aratabileceği bir mecra yok gibi. İşte bu noktada stok fotoğraf siteleri işe yarıyor. Sandalye bacağı fotoğrafını cüzi bir ücret karşılığında ihtiyacı olanın kullanımına sunuyorlar. Fotoğrafçısına da telif hakkı ödüyorlar. Haliyle bu kişi siz olacaksınız. iStockPhoto, ShutterStock ya da Fotolia gibi bir siteden öncelikle ücretsiz hesap açtırıyorsunuz. Daha sonra çektiğiniz ve işe yarayacak stok fotoğrafları buraya gönderiyorsunuz. Tabii fotoğrafınız için tagler belirliyorsunuz ki arayan bulabilsin. Eğer biri gelip sizin fotoğrafınızın kullanım hakkını satın alırsa o zaman hesabınıza telif payınız geçiriliyor. Fotoğraflarınızı bedavadan Picasa’da yayına sunmaktan iyidir. Sitenin kurallarına riayet edin yeter. Kimi siteler stok fotoğrafların iyice anonim görünmesini istiyor. Yani marka yasak.

Yazarak kazan

Eğer daktilonuz iyiyse dizgicilikten para kazanabilirsiniz. İnternette belgelerini online ortama geçirmek isteyen yığınla şirket kendilerine sekreter arıyor. Yapılacak tek şey kağıt üstündeki bu belgeleri daktilo ederek bilgisayar ortamına aktarmak. Dakikada 100 kelime yazabiliyorsanız ve bol vaktiniz varsa bu işten para kazanabilirsiniz. GetProfits sitesi bu iş için taşeronluk yapıyor. Sayfasına 1,5 dolar ödüyor. Sitede bir hesap açtırıyorsunuz. Adres bilgilerinizi giriyorsunuz. Size daktilo yeteneğiniz doğrultusunda iş veriliyor. Eski ve tozlu belgeler evinize getiriliyor. Siz de belirlenen süre içinde peyderpey bilgisayara aktarıp belgeleri gönderiyorsunuz. Paranız hesabınıza geçiriliyor. www.getprofitsnow.com sitesine girip mail adresinizle kayıt olduğunuzda size oturduğunuz yerden internet başında para kazanabilmeniz için yöntemler anlatan forumlar ve e-booklar çıkıyor. Fakat site Amerika menşeli. Türkiye`den para kazanmak için site sahipleriyle birebir irtibata geçmeniz gerekiyor.

Eğer başkalarının yazdıklarını temize çekmek değil sıfırdan yazılar ortaya koymak istiyorsanız tabii ki blog yazmak bedava. Fakat emeğiniz karşılığında para da kazanabilirsiniz. Yani internet yazarı olabilirsiniz. Yurtdışında yazıya para veren birçok site var. Helium ve AssociatedContent gibi şirketler blog yazıları ve makaleler topluyor. 200 dolara varan telifler veriyorlar. Amaçları dev bir makale arşivi oluşturmak. Bir yayın organı bir gün bu makalelerden birinden alıntı yapmak isterse onlara telif ödemek durumunda kalacak. Dolayısıyla o yazı sizin yazınız olabilir. Her iki sitede de yığınla ayrıntılı kategori var. Yazılarınızı bu kategorilere göre siteye yolluyorsunuz. Bir tür başvuru yapmış oluyorsunuz. Eğer yazılar kabul edilirse size ödemeler başlıyor. Zamanla performansınızdan memnun kalındığında telifiniz de artıyor.

Erken yaşta emekli nasıl olunur?

Planlı çalışın, kafanızı kullanın ve 30 küsur yaşında emekli olun.

Total ekonomik özgürlük ve erken emeklilik birçok insanın ideali. Dokuzdan altıya haftada beş, hatta altı gün çalışırken bir yandan da zamanın hayallerinizin yok ederek akıp gitmesini izliyorsunuz. Oysa günlerinizi gezmek, hobilerinizle ilgilenmek veya günün tadını çıkarmak için harcayabilirdiniz. 30`lu yaşlarda işi bırakıp güzel bir hayat sürmemek için hiçbir nedeniniz yok. Önemli olan erken emekliliği hayatınızın en öncelikli amacı haline getirmek ve disiplinli bir program uygulamak.

Öncelikle ütopik olmadan hayalinizi tanımlayın. Emeklilik sonrasında nasıl bir hayat istiyorsunuz? Nerede yaşayacaksınız? Ne yapmak istiyorsunuz? Bunlardan en önemlisi, bu şekilde yaşarken geçirdiğiniz her yıl size ne kadara patlayacak? Bunu belirlerseniz ne kadar para biriktirmeniz ve emekli olmadan önce nelere sahip olmanız gerektiğini bilirsiniz. İstediğiniz emeklilik hayatı için ne tür yatırımlarda bulunmanız gerektiğini de görebilirsiniz. Hesabınıza sağlık sigortası ve enflasyon gibi etkenleri de katmayı unutmayın. Tüm bu değişkenleri içeren ayrıntılı bir çizelge hazırlayarak hedefinizi netleştirin.

Çok para lazım, çok!
Bu hedefe giden tek yol var: Çok para kazanın. Az zamanda çok ve büyük işler yapın. Bunu yapmanın en hızlı ve güvenli yolu, çok para getiren bir işte çalışmak. Psikolojik doyumsuzluk yaşatan ağır bir iş olması ya da sizi her türlü sosyal faaliyetten kısıtlamasına rağmen maaşı iyi olsun. Sonuçta bunu hayatınız boyunca yapmayacaksınız. Hayalleriniz için dişinizi sıkıyorsunuz. Çalışmaya herkesten daha fazla hevesli olduğunuz gerçeğini ve fedakârlıklarınızı maddi olarak ödüllendirecek işler bulun.

Örneğin yatırım danışmanlığı… Bu tür bir mesleğin maaşı çok iyidir fakat karşılığında ruhunuzu satmanız gerekir. İş saatleri çok uzundur. İş sıkıcıdır ve patronunuz garanti egomanyağın biridir. Ama sonuca giden en kısa yol buradan geçer. Diğerleri 40 yıl boyunca sürünecekken siz sadece bir dönem bu işi yapacağınızı biliyorsunuz.

Yüksek teknoloji ürünleri veya yazılım firmalarında satış temsilciliği de kaçırılmaması gereken bir meslek. Kazanacağınız para yapacağınız satışla doğru orantılı. Satışınız da çalışma isteğinize ve hırsınıza bağlı. Tüm olayı IT devlerinin patronlarına yağ çekmekten ibaret olan bu sıkıcı işte normale nazaran çok daha fazla para kazanabilirsiniz. Görüşme yaptığınız patronların kibirleri, zevksizlikleri ve gösterişleri midenizi bulandırsa bile onlara daha fazla yalakalık yapacaksınız. Onları, yaptığınız iltifatlarla bulutların üzerine çıkarıp sarhoş ettikten sonra adam ayılmadan satışı gerçekleştireceksiniz. Dayanın. Bu tür işlerin ayrıca primleri de vardır. Hedefe sizi daha da yaklaştırır.

Mühendislikte şansınız az
Eskiden olduğu gibi "mühendisim" dediğiniz anda bütün kapılar ardına kadar açılmıyor. Aksine milyonlarca mühendis şu an işsiz. Mühendislikle voli vurmak için çağın gözde işleri yazılım geliştirme, biyoteknoloji veya benzeri üst düzey teknik pozisyonlar. Hepsi sizi zenginliğe götürecek yolun yüksek risk içeren durakları sayılabilir. Yatırım bankacılığı ve satıştan farklı olarak mühendislik işinde kazanılacak para borsada işinizin yaver gitmesine bağlı. Ama bu işe erken yaşta başlar ve doğru tercihleri yaparsanız dört yıl çalıştıktan sonra kendi adanızı bile satın alabilirsiniz. Şanssızsanız genç ve beceriksiz bir CEO`nun ve onun sermaye yöneticilerinin kölesi olursunuz. Bu da bir yol. Fakat fazla sabır istediği ortada.

Her ne yaparsanız yapın arada sırada molalar vermeyi, doğaya çıkmayı ve yaratıcılığınızı farklı biçimlerde ifade etmeyi unutmayın. Erken emekli olduğunuzda bol bol yapacaksınız ama çalışırken de bisiklete binin, parklara gidin, resim yapın, bir şeyler yazın, şarkı söyleyin, dans kursuna gidin. Hobilerinizle ilgilenin. Kim olduğunuzu tamamen unutmayın. Yoksa emeklilik hayalinizi de unutursunuz. Önemli olan hedef değil yolculuktur. Yolculuğun içinde kaybolursanız, hedefinizi de bulamazsınız.

Cebinize akrep koyun
Harcamalarınızı mutlak surette azaltmanız da kölelik sürenizi kısaltır. İyi kazanan insanların 50 yaşına geldiklerinde bile halen aynı işte ve çok çalışıyor olmalarının nedeni harcamalarını kontrol edememeleridir. Bu berbat, mahvedici işin zorluklarını hafifletmek veya görmezden gelebilmek için kendilerine pahalı hediyeler alırlar: Güzel bir ev, son model bir araba, yeni teknoloji oyuncaklar, pahalı geziler... Diğer çalışanlar gibi lüks yeme, giyinme ve alışveriş etmenin çekiciliğine karşı koyup ortalama bir hayat sürdürün. Sıradanlık ve ortalamalık arasında bir fark vardır.

Öncelikle ortalama bir ev tutun. Aşırı lükse, size çok geniş gelecek bir eve, sadece muhitinden dolayı ederinden fazla kira ödeyeceğiniz bir daireye gerek duymuyorsunuz. Zamanınızın çoğu iş yerinde geçecekse paranızı eve harcamayın. Temiz ve size yetecek büyüklükte olması yeterli.

Çok lüks yerlerde yemek yememeye kendinizi alıştırın. Bu ara sıra bir ihtiyaç olsa veya motivasyon sağlasa da, iki restoran arasındaki fiyat farkının sebebi çoğu zaman servis tabağının güzelliğidir. Bir de dekorasyon var tabii. Dekorasyonu kısa bir süre sonra unutacaksınız. Tabağı da orada bırakıyorsunuz zaten. Genel bir kaide olarak bütçenizi bilin. Harcamalarınızı hep not edin. Her ay ne kadar biriktirebileceğinizi belirleyip o hedefe ulaştığınızda bunu kutlayın.

Akıllı yatırımlar yapmaya çalışın. Paranızı tam olarak nasıl kullanacağınızı öğrenmenin yeri burası değil ama araştırma sonucunda en kârlı yatırım tekniğini bulabilirsiniz. Zenginler genellikle emlağa ya da borsaya yatırım yaparlar. Yatırım risk demektir. Risksiz bir yatırımı seçtiğiniz ölçüde emekliliğiniz gecikir. Buna karşın ne kadar çok kumar oynarsanız, kaybetme şansınız da o kadar yüksek olur. Erken emekli olmak için katlandığınız hayat çok zor olabilir. Muhtemelen vazgeçmek ve havlu atmak istediğiniz anlar da olacaktır. Bunlara karşı hazırlıklı olun. Net düşünün ve kendinize sık sık bu zorluklara ne için katlandığınızı hatırlatın.

Operasyonun incelikleri
Emekliliğinizi çalıştığınız şehirde geçirmeyin. Büyük şehirler pahalıdır ve hayat zordur. Örneğin İstanbul`da çalıştıktan sonra hayatın çok daha ucuz ve basit olduğu bir kıyı kasabasına yerleşebilirsiniz. Çalıştığınız süre içinde emekliliğinize odaklanmış ve çok çalışıyor olacağınız için bu hayat şartlarınıza katlanacak birisini bulmanız zor olabilir. Ayrıca birini bulsanız bile hedefleriniz aynı olmayabilir. En azından emekli olana kadar evlenmeyin. Veya ortak olarak aynı hedefe ulaşmak için çalıştığınız bir sevgiliniz olabilir. Yine de evliliği unutun. Sonradan taraflardan biri karar değiştirebilir. Çalışırken bunlarla uğraşmayın, enerjinizi işe yöneltin. Ola ki evlendiniz. O zaman da çocuk sahibi olmayın. Çocuklar masraflıdır. Ekstra zaman isterler. Hedefleri yok ederler.

Elinizdeki para tüm hayatınızı sürdürmeniz için yeterli olmayacağından 10 yıl içinde emekli olmasanız bile diğer insanlara göre avantajınız, yaptığınız yatırımlar olacak. İşte o zaman bu stresli işten ayrılıp, daha rahat, severek yapabileceğiniz bir işe geçebilirsiniz. Bu süre içinde yatırımlarınızın faizleri de birikir. Emekli olduktan sonra yatırımlarınızın getirilerini beklerken yeteneklerinize bağlı olarak, bir şirkete girmek yerine evden yapabileceğiniz işler bulabilirsiniz. Böylelikle standart yaşamsal masraflarınızı karşılamış olursunuz. Birçok iş insanlarla yüz yüze görüşmeye gerek kalmadan internet üzerinden yapılabiliyor ya da yaptığınız işi internet üzerinden gönderiyorsunuz. Bu şekilde iş yapabilmek için gerekli kurslara gidebilirsiniz.

20`lerin sonundaysanız geç kaldınız
Bu taktiklerle emekli olduktan sonra lotoyu kazanmış biri gibi lüks yaşamayacaksınız. O yüzden aşırı hayallere kapılmayın, çok daha ortalama bir hayatınız olacak. Maalesef 20`li yaşlarınızın sonuna geldiyseniz 30`lu yaşlarınızda emekli olmanız biraz zor. Bu maceraya atılabilmek için erken yaştan gerekli eğitimleri almış olmanız gerekiyor. Tabii çalışmanın ve azmin elinden hiç bir şey kurtulmaz. Kendiniz için doğru olana karar verebilmek adına iyi düşünün.

Belki de erken emeklilik sizin için ideal olan değildir. 65 yaşına kadar çalışıp çok daha hareketli ve eğlenceli bir hayat sürebilirsiniz. Bu arada birçok insanın hayali olan iyi bir ev, güzel giysiler, gösterişli bir araba gibi şeylerden de feragat etmemiş olursunuz. İstediğinizin bu olup olmadığı konusunda iyice düşünüp adımlarınızı ona göre atın. Seçiminiz halen emekli olmaksa ve bunu başardıysanız da pişman olmayın. Çoğu insan sizin gibi yaşamak isterken siz hedefinize ulaşmışsınız. Artık hayatın tadını çıkarın.

İş görüşmesinde nelere dikkat etmeniz gerekiyor?

Kriz sürüyor, birçok kişi iş arıyor. Rakiplerinizi ekarte etmek için yöntemler.

01. İşverene karşı disiplinli bir çalışan tablosu çizmelisiniz. Başvurduğunuz pozisyona uygun bir kıyafet seçimi bu yolda giden ilk ve en önemli adım. Resmi görünmeseniz bile ağır başlı, sade ve temiz kıyafetler giyin. Beyaz gömlek ve kumaş pantolon profesyonel bir hava verir.
02. Adınızı ve soyadınızı söyleyerek kendinizi takdim edin.
03. Mülakatı yapacak olan kişiyle göz kontağı kurun. Her zaman pozitif puan getirir.
04. Yetkiliyle sıkıca tokalaşın. Gevşek veya yapışkan bir şekilde el sıkmayın. Avuçlarınız terliyorsa, görüşmeden hemen önce elinizi kurulayın.
05. Sürekli elleri hareket ettirmek endişe belirtisidir. Rahat görünmek için ellerinizi ya masanın üzerine ya da kucağınıza koyun. Ellerinizi kavuşturmak meydan okuma gibi yorumlanır.
06. Kambur oturmak yenilmişlik ve eziklik göstergesidir. Kendinizden emin bir hava yaratmak için dik oturun. Sandalyede kımıldayıp durmayın ya da gevşeyip kendinizi salmayın. İlgili görünün.
07. Kendinden emin insanların sesleri tok olur. Sizde yeterince yüksek ve anlaşılabilir bir ses tonu ile konuşmaya gayret edin. İnsan kaynakları yetkilisi sürekli olarak yanıtlarınızı tam olarak duyamadığı için tekrar etmenizi isterse, ürkek bir hava yarattınız demektir.
08. Mülakatı gerçekleştiren görevliler siz farkında olmadan yaptığınız bütün hareketleri kişilik analizi yapmak için inceler. Sürekli yüzünüze dokunmak, gömleğinizi çekiştirmek veya yutkunmak gibi endişeli imaj yaratan hareketlerden sakının.
09. Maaş, ikramiye gibi maddi konulardan bahsetmek için mülakat yetkilisinin konuyu açmasını bekleyin. Aksi halde paragöz biri gibi değerlendirilirsiniz.
10. "Neden bizim şirketimizi seçtiniz?" ya da "Şirketimize neler katabilirsiniz?" gibi soruları düzgün bir ifadeyle yanıtlayın. "İşe başladığımda", "işi aldıktan sonra" tarzı yüzde yüz kabul edilmişsiniz gibi cümleler kurmayın. İnsan kaynakları yetkilileri bu tip cümlelerden nefret eder.

Karşınızdakinin beyni nasıl okunur?

Gözler kafanızdaki düşüncelere göre şekillerini belirler. Birinin gözlerini izleyerek ne düşündüğünü kolayca anlayabilirsiniz. Yalan mı söylüyor, sizinle ilgili mi ya da aklı başka yerde mi? Anlamanın tek yolu göz hareketlerini izlemek.

Göz teması
Bir kişinin sürekli göz temasında olması sohbetinizle ilgilendiği anlamına gelir. Fakat bu uzun süreli olursa karşınızdaki size güvenmiyor olabilir. Göz teması kurmamaksa o sohbetle ilgilenmediğinize ve samimi olmadığınıza işaret eder.

Gözlerin yukarı bakması
Sıkıntı, kızgınlık ve alaycılığa işarettir. Eğer bu hareket size doğru yapılıyorsa pek hayra alamet değil.

Gözlerin sağ üste bakması
Eğer biri bu hareketi yapıyorsa gözünde bir şey canlandırmaya çalışıyor demektir. Mesela birine arabasının rengini sorsanız ya da bir şeyi tarif etmesini isteseniz gözleri istemeden bu yöne doğrulur.

Gözlerin sol üste bakması
Hızlı bir şekilde yapıldığında kişinin kafasında nesneler canlandırmaya çalıştığı anlamına geliyor. Tamamen hayal gücünün çalıştığı anlarda bu hareket yapılır. Denemek için birine mavi mermerden büyük bir evin yandığını hayal etmesini söyleyin. Gözleri bu şekli alır.

Gözlerin sağa bakması
Gözleri sağa bakan kişi bir sesi veya bir şarkıyı hatırlamaya çalışıyordur. Birine şarkı adı sorduğunuzda gözlerinin sağa kaydığını gözlemleyebilirsiniz.

Gözlerin sola bakması
Yeni bir melodi yaratmaya çalışırken yapılan bir hareket. Eğer su altında arabanızın kornasının nasıl ses çıkartacağını düşünecek olursanız aynadan gözlerinizin sola kaydığını izleyebilirsiniz.

Gözlerin sağ aşağı bakması
Kişinin kendi kendine konuştuğu anlamına gelir. Ya da kafasında ne söyleyeceğini tasarlıyordur. Birine son sohbetinizde konuştuklarınızı soracak olursanız da bunu yapacaktır.

Gözlerin sol aşağı bakması
Genelde bir his açıklarken bu hareket yapılır. Mesela doğum gününde ne kadar mutlu olduğunuzu tarif etmeye çalışırsanız gözleriniz sol aşağı kayar.

Gözlerin aşağı bakması
Kişinin çekingen olduğunu ve konuşmaya katılmak istemediğini gösterir. Bir anlamda utanma ve sıkılma ibaresidir. Bazı Asya ülkelerinde göz teması kurmadan aşağı bakmaksa bir gelenek sayılıyor.

Gözlerden yalan nasıl anlaşılır?

Konuşma süresince karşınızdakinin gözlerini izleyin. Basit sorulardan başlayın. Gözleri yukarı sağa doğru bakarsa verdiği yanıtlar doğrudur. Bu testten en emin olacağınız işaret, insanların göz hareketlerinin gündelik rutinden bahsederkenkinden farklı hareket ettiği zamanlar olmalı.

Örneğin arkadaşınız işyerinde size bir şey anlatıyor. Bu durumda sağa doğru bakıyor. Fakat son tatilinden bahsederken gözleri sağ üste kayıyor. Ancak o tatilde yaz aşkı yaşadığı kadından bahsederken sol üste bakıyor. Böylece bu kadınla ilgili yalan söylediğini anlayabilirsiniz. Ya da gündelik hayattan bahsederken sağ üste bakan arkadaşınıza ne kadar para kazandığını sorduğunuzda direk gözünüzün için bakıp müthiş bir rakam söylüyorsa kesinlikle palavra sıkıyordur.

Ucuza kaliteli şarap nasıl alınır?

Kredi kartı limitlerinizi zorlamadan kaliteli ve lezzetli şarap nasıl seçilir?

İlk göz önünde bulundurmanız gereken faktör, kendi şarap zevkiniz. En çok hangi tür şarapları içmekten zevk aldığınızı düşünün. Eğer beyaz şarap seviyorsanız ve tatlıya meyilli bir damak zevkiniz varsa en pahalı Chardonnay şarapları bile sizi tatmin etmez. Eğer tok kırmızı şaraplardan hoşlanıyorsanız, ucuz bile olsa Beaujolis şaraplarından uzak durmalısınız. Nasıl şarap içmek istediğinize karar verdikten sonra, hata payını azaltmak için en çok tercih ettiğiniz şarabın özelliklerini düşünün. Örneğin bazı insanlar şaraplarında narenciye aromaları arar. Kimi de meşe tatlarından vazgeçemez.

Bu bir keyif işi. Manavdan sebze almak gibi bir rutin alışveriş değil. Hayyam.com gibi şarap sitelerinden ve içki kültürü dergilerinden faydalanabilirsiniz. Favori şarap markanızı seçebilmek için piyasadaki pek çok şarabı denemeniz gerekiyor. Hem ucuz hem de damak tadınıza uygun şarabı bulmak için bütçenizin el verdiği kategorideki şarapları tadın. Ekonomik ama kaliteli şarabı kalitesiz ucuz şaraptan ayıran şey kokusudur. Kalitesiz şaraplar oksitlenir. Bayat ve ağır bir koku yayarlar. Bazen de kükürtlenme nedeniyle gırtlakta keskin ve batıcı bir tat bırakabilirler. Eğer şarap şişesinde ucuz bir mantar kullanıldıysa, şarabın tadı da bozulur. Bu sefer de küf ve toz kokusu alırsınız. Kaliteli şarap her zaman hoş kokar ve leziz bir aroma barındırır.

Beyaz çorap neden giyilmez?

Erkek stilinin evrensel kurallarından biri beyaz çorap giymekten kaçınmaktır. Neden peki? Açıklayalım.

Erkek stilinin evrensel kurallarından biri kemer ve ayakkabının aynı renklerden seçilmesidir. İkinci evrensel stil kuralı da beyaz çorap giymekten kaçınmaktır. Nedenleri bu yazıda.

En ölümcül giyim günahının beyaz çorap olmasının bir numaralı nedeni gardırobunuzun geri kalanıyla uyum sağlayamamalarıdır. 1980`li yıllarda takılıp kalmadıysanız beyaz pantolon giyiyor olmanız imkansız. O halde üstünüzde ne olursa olsun, beyaz çoraplar sırıtacaktır. Erkeklerin büyük çoğunluğu spor yaptıkları zamanlar haricinde, sürekli kot pantolon, kumaş pantolon veya kargo pantolon giyerler. Bu pantolonların hiçbiri beyaz değildir. Altlarına kendi renklerinde çoraplar giyilmelidir. O halde bütün beyaz çoraplarınızdan kurtulun. Gardırobunuza uyum sağlamaları için pantolonlarınızın renginde yani siyah, mavi, gri ve kahverengi çoraplar edinin.

Beyaz çorapların hiçbir zaman stil sahibi erkekler tarafından talep görmemesinin en büyük ikinci nedeni de çok çabuk kirlenmeleri. Oysa, stilin birinci kuralı her zaman temiz ve derli toplu görünmektir. Hiç beklemediğiniz anlarda, örneğin tesadüfen tanıştığınız bir kadının evinde soyunurken, üstü lekelerle dolu beyaz çoraplarınız sadece zevksiz değil iğrenç görünecek ve bütün gecenizi ziyan edecektir. Beyaz çorapların en büyük giyim hatası olarak görülmesinin diğer bir nedeni de, çok özensiz bir görüntü yaratmalarıdır. En güzel kıyafetlerin altına giyilen beyaz çorap büyük özenle seçilmiş kıyafeti bile son derece sakil hale getirir. Kendinize olan saygınızı kıyafetleriniz yansıtmanız şart. O zaman beyaz çorapları kendine saygısı olmayan eziklere bırakın ve pantolon renginize uyumlu çoraplarla her zaman iyi görünün.

Tekila poker nasıl oynanır?

Beş kağıt poker dedelerinizin döneminde kaldı. Artık yeni nesil modern poker varyasyonlarını oynayabilmek önemli. Tekila pokerle başlayın.

Başlangıç bahsi yapılır ve her oyuncuya masada kapalı duracak şekilde dörder kart verilir. Üç bahis hakkınız var: Yüksek tekila bahsi, tekila poker bahsi ya da pas. Yüksek tekila bahsi yaparsanız iki kart daha alırsınız. Blackjack değerlerine göre kartlarınızın kaç puana tekabül ettiğini hesaplayın. En yüksek değerli beş kartın toplamı alınır. 46 ya da daha fazla puanı olan kişiye başlangıç bahsi kadar daha ödenir. Tekila poker bahsi yaparsanız poker eli yapmak için iki kart daha alırsınız. Altı kartın içinden en iyi beş kartı seçip iyi bir poker eli yapmaya çalışın. İki veya daha fazla ası olana bahsi kadar para ödenir. Eli en yüksek olana da önceden belirlenmiş olan değer verilir.

Başlangıç bahsi yapılır ve her oyuncuya masada kapalı duracak şekilde dörder kart verilir. Üç bahis hakkınız var: Yüksek tekila bahsi, tekila poker bahsi ya da pas. Yüksek tekila bahsi yaparsanız iki kart daha alırsınız. Blackjack değerlerine göre kartlarınızın kaç puana tekabül ettiğini hesaplayın. En yüksek değerli beş kartın toplamı alınır. 46 ya da daha fazla puanı olan kişiye başlangıç bahsi kadar daha ödenir. Tekila poker bahsi yaparsanız poker eli yapmak için iki kart daha alırsınız. Altı kartın içinden en iyi beş kartı seçip iyi bir poker eli yapmaya çalışın. İki veya daha fazla ası olana bahsi kadar para ödenir. Eli en yüksek olana da önceden belirlenmiş olan değer verilir.

16 Şubat 2009

İsrail için biriyle yatar mıydım?

İsrail Dışişleri Bakanı Livni, Mossad ajanı olduğu yıllardaki özel hayatıyla ilgili ilk kez konuştu

Başbakan olmaya hazırlanan İsrail Dışişleri Bakanı Livni, MOSSAD ajanı olduğu yıllardaki özel hayatını anlattı: "Duygusal bir ilişki için çiftler arasında dürüstlük şarttır. Ben elbette kimseyle böyle bir ilişki yaşayamazdım. Fakat kurallara sadık kalırsanız, kısa süreli bir ilişki zarar vermez. Peki ülkemin yararı için biriyle yatağa girer miydim? Cevabım hayır."

GEÇEN hafta yapılan seçimlerde partisi Kadima’yı birinciliğe taşıyan ve Golda Meir’ın ardından İsrail’in ikinci kadın başbakanı olmayı uman İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni’nin 14 yıl önce verdiği bir röportaj, Yediot Aharanot Gazetesi’nde dün ilk kez sansürsüz olarak yayınlandı. Koalisyon görüşmeleri sürerken Livni’nin imajını güçlendiren röportaj yıllar önce ilk kez yayınlandığında, İsrail ordusunun katı sansürüne takılmıştı. Siyasete yeni atılan Livni’nin ismi de sadece "L" olarak geçiyordu.

50 yaşındaki Livni’nin, MOSSAD ajanı olarak çalıştığı yıllardaki özel hayatını bu röportajda kamuoyuna açıkladığı ortaya çıktı. Fransa’da okuduğu dönemde, 22 yaşında bir hukuk öğrencisi olarak Paris’in zengin bir muhitinde İsrail istihbaratı için çalışan Livni, o dönemde uzun bir ilişki yürütmesinin imkansız olduğunu söyledi. "Duygusal bir ilişki için çiftler arasında dürüstlük şarttır" diyen Livni, "Ben elbette kimseyle böyle bir ilişki geliştiremezdim. Fakat kurallara sadık kalırsanız, kısa süreli bir ilişki zarar vermez" dedi.

Öldürmeye hazırdım

Ajan olduğunu ailesinden bile sakladığını belirten Livni, bir casus olarak "sürekli iki dünyada birden yaşadığını" vurgulayarak şöyle konuştu: "Gurur duyduğum işler de yaptım. İsrail’in güvenliğini sağlayan özel bir gücün parçası olarak hissettim kendimi. Fakat ağzımı kapamam ve bunu kimseye söylememem gerekiyordu."

Dört yıl boyunca Mossad’ın seçkin "vurucu" timi olan ’Süngü’de yer aldığını ve 1982’deki Lübnan savaşı sırasında gizli görevler üstlendiğini itiraf eden Livni, "Ülkem için öldürmeye hazırdım. Ülkeniz için cinayet işlemek yasal olmasa da, meşrudur" ifadesini kullandı. Sürekli adrenalinle dolu olduğunu söyleyen Livni şöyle konuştu: "Peki ülkemin yararı için biriyle yatağa girer miydim? Cevabım hayır. Ama benden bunu isteselerdi ne yapardım bilmiyorum. MOSSAD’da herkese uygun bir iş vardır."

İki numara olmam

İSRAİL Dışişleri Bakanı Tzipi Livni, partisi Kadima’nın bir sandalye farkla birinci çıktığı geçen haftaki seçimlerinden ardından milletvekillerine hitap etti. Halkın kendilerine yeni hükümeti kurma görevi verdiğini açıklayan Livni, "Aksi halde mücadelemizi muhalefette sürdüreceğiz" dedi. Likud lideri Binyamin Netanyahu da kendisinin başbakan olmasını şart koştu. Böylece "ulusal birlik hükümetinde dönüşümlü başbakanlık" önerisi çıkmaza girdi.

İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, hükümeti kuracağına inandığı lidere hafta sonuna doğru görev verecek.

Tecavüz oyununa büyük tepki

Dünyaca ünlü bir internet alışveriş sitesinde satılan tecavüz oyunu olay çıkardı.

Dünyaca ünlü internet alışveriş sitesi Amazon.com'da birçok bilgisayar yazılımınında satışı yapılıyor. Satılan yazılımların arasında yer alan oyunlar ise genellikle en çok satan yazılımlar listesinde üst sıralarda bulunan ürünler. Fakat geçenlerde Amazon.com'da satışa sunulan bir oyun kullanıcıları çok şaşırttı. Çünkü Japon bir yapımcının ürettiği oyundaki amaç, sanal kadın karakterlere tecavüz etmek!

Oyunda, oyuncular yönettiği karakter yalnız bir kadını metroda takip edip, orada tecavüz ederek puan topluyorlar. Oyun, oyuncuların sanal kadın karakterin hamile kalması durumunda ise onu kürtaja zorlamasını istiyor. Bu oyun Amazon.com'da ortaya çıktıktan kısa süre sonra pek çok kızgın kullanıcının tepkisine yol açtı ve ünlü e-ticaret sitesi bu tarz bir oyunu satması nedeniyle çok ağır şekilde eleştirildi. Amazon.com yetkilileri hızla ilgili sayfayı siteden sildiler ve oyunun Amazon.com tarafından değil, milyonlarca kişisel satış sahibinden biri tarafından satışa sürüldüğünü açıkladılar.

Doğal Viegralar ile güçlenin


Cinsel gücü artırmak için doğal viagra diyebileceğimiz birçok yiyecek mevcut. Günlük hayatta kolaylıkla ulaşabileceğiniz bu yiyecekler mutlu bir cinsel yaşam için size yardımcı olacaktır.

İşte size afrodizyak etkisi yaratan yiyecekler...

Avokado
Avokadoya afrodizyak sıfatını zengin aroması veya armut şekli kazandırmış olabilir. Salatada veya çorbada püre halinde...Nasıl yapıldığı fark etmez, avokado cinsel hayatınız için mükemel bir yiyecek...

Muz
Zengin potasyum ve B vitamini içeriği nedeniyle muz, kendinizi iyi hissettiren bir meyve. Fazla hoşgörü göz çıkarmaz...Bunun için süt, bal ve muz karışımından bir milkshake birebir!

Kırmızı biber
Bu canlandırıcı baharat bağışıklık sisteminizi güçlendirir ve şüphesiz aşkın sembollerindendir!

Bal
Bal, üremenin sembolüdür. “Balayı” (honeymoon), ballı ve alkollü bir içkiden adını alır ve bu içki düğünden sonra mutlu çiftlere içirilir.

Çamfıstığı
Yüksek enerji veren çinko içeriği nedeniyle çamfıstığı en ünlü afrodizyaklardan...

İncir
İncir tarihten beri cinselliği ve seksi sembolize ediyor. Özellikle erkeklerin cinsel gücünü arttıran çok güçlü bir afrodizyaktır.Uzmanlara göre, bir kilogramında iki bin 900 kalori bulunan incir, E ve B vitaminleri yönünden de çok zengin.

Roka
Antik çağda Ege kıyılarında nam salan inanışa göre roka cinsel gücü tavan yaptırıyor. Çok eski çağlardan beri afrodizyak olarak kullanılan roka, seks hayatınız için çok kolay ulaşabileceğiniz inanılmaz bir mucize.

Yetiştirmesi de oldukça kolay olan bu bitki için bahçeye ihtiyacınız yok. Küçük bir pencere önü veya küçük bir kutu bile sizin için yeterli. Üstelik çok fazla ilgi de gerekmez.

İstiridye
Kolesterol oranı birçok balığa göre fazla olan istiridye içindeki demir sayesinde, sperm sayısını ve seks gücünü arttırıyor. Uzmanlar, Omega-3 yağı deposu olan bu balığın, kalp krizine ve bağırsak kanserine karşı koruyucu bir özelliğe sahip olduğunu da belirtiyor.

Kahve
Kahvenin içindeki kafein kalp ritmini arttırarak kan dolaşımını hızlandırıyor. Bu nedenle cinsel gücü arttırıcı bir içecek olarak kabul ediliyor. KAhvenni ayrıca önemli bir antioksidan deposu olma özelliğini de unutmamak gerekir.

Çikolata
İçerdiği seratonin ve daha da önemlisi fenetilamin maddeleri nedeniyle hafif cinsel istek artırıcı etkiye sahiptir.

Renklerin dili

Kırmızı iştah açıyor, siyah gücü ve tutkuyu temsil ediyor! İşte renkler ve bilinmeyen anlamları...

KAHVERENGİ


*Karşınızdakinin kendini resmiyetten uzak daha rahat hissetmesini ve açılmasını sağlar.

*Kahverengi toprak rengidir ve diğer insanlar arasında kaybolur gidersiniz.

*İş görüşmelerinde, profesyonel toplantılarda sakın kahverengi giymeyin.

KIRMIZI

*Kırmızı, iştah açar.

*Kırmızı tansiyonu yükseltir ve kan akışını hızlandırır.

*Dünyadaki gıda firmalarının hepsinin logosunun kırmızı olduğunu hayretle fark edeceksiniz; Cola Cola, *Pizza Hut, Mc Donald's, Ülker, Burger King... bu listeyi binlere çıkarabilirsiniz.

YEŞİL

*Yeşil, güven verir.

*Yaratıcılığı körükler.

*Çünkü rahatlatıcı ve sakinleştiricidir.

*Yeşil alanlarda insanların daha az mide ağrısı çektikleri tespit edilmiş.

SİYAH

*Siyah, gücü ve tutkuyu tercih eder.

*Hırsın da bir ifadesidir.

*Fonda kullanıldığında karamsarlığı çağrıştırır.

*Işığı yok eder.

MAVİ

*Sakinleştirici bir renktir,

*Batıda bu etkisi yüzünden intiharları azaltmak için köprü korkuluklarını maviye boyarlar.

*Çocukların yaramazlıklarının azaldığını tespit etmişler.

LACİVERT

*Lacivert kozmik bir renk olarak kabul edilir

*Sonsuzluğu, otoriteyi ve verimliliği çağrıştırır.

*Mavi, ayrıca yeme içgüdüsünü azaltan bir renktir.

*Uluslararası toplantılarda tüm devlet başkanları lacivert takım elbise giyerler. Neden dersiniz? O yüzden dünyadaki firmaların yarısından fazlası logolarında maviyi kullanırlar.

TURUNCU

*Portakal rengi ise çabuk dikkati çeker.

*Portakal rengi, bulunduğu grubu sayıca çok gösterir.

GRİ

*Gri, diplomatik ve ağır bir renktir ama hareketsizliği, yavaşlığı ve ciddiyeti temsil eder.

*Silahlı Kuvvetlerde her yeri griye boyarız. Kapılar, kaloriferler... Devlette de her şey gridir. Yaratıcılığı öldürdüğü öne sürülür.

BRONZ

*Bronz, genelde negatif bir etki yaratır.

*Tepki almak istediğinizde işe yarar.

* Belki biraz da içki rengi ile benzeşmesi yüzünden içki reklamlarında kullanılır.

*Kimi bankaların yazı karakterlerinde altın-bronz karışımı bir şekil ve renk kullandığını görürsünüz çünkü bu renkler altını ve parayı çağrıştırır.

MOR

*Mor, nevrotik duyguları açığa çıkardığı, insanları bilinç altında korkuttuğu tespit edilen bir renktir.

PEMBE

*Pembe giyenlere, hizmetlerinden dolayı ödeme yaparken kendimizi daha rahat hissettiğimizi tespit etmişler.

*İngiltere'de Boots ve Marks and Spencer mağazalarında tüm tezgahtarların pembe gömlek giymektedirler

SARI

*Sarı, geçiciliğin ve dikkat çekiciliğin ifadesidir.

*Ayrıca Yol çizgilerinin beyazdan sarıya dönüştürülmesindeki sebep de sarının dikkat çekici bir renk olmasından kaynaklanır.

*Sanılanın aksine sarı beyazdan daha göz alıcı bir renktir.

*Geçiciliğin ifadesi olduğu için de tüm dünyada taksiler sarıdır; dikkat çeksin ve geçici olduğu bilinsin diye.

*Araba kiralama firmaları logolarında hep sarıyı kullanırlar. "Ürün geçici, lütfen geri getirin." Demek istiyorlar.

*O yüzden dünyada hiçbir banka ambleminde sarıyı kullanmaz.

(Portakal ve bronz yada bakır kimi zaman yer alabilir.)

BEYAZ

*Beyaz, istikrarı, devamlılığı ve temizliği simgeler. Bu yüzden eğer üzerinde fazla şaibeler olan bir politikacıysanız, beyaz ağırlıklı kıyafetleri seçmelisiniz.

*Beyaz elbiseler sizin temiz olduğunuz imajını verir.

En pahalı poz


MTV'de yayınlanan Making The Band adlı programla tanındıktan sonra kariyerinde hızlı bir yükselişe geçen Aubrey O'Day, şimdi de Playboy dergisine verdiği pozlarla gündemde. Elbette konuşulan O'Day'in bu pozları vermiş olması değil. Ona bu pozlar için ödenen ücret. 24 yaşırdaki yıldızın dergiye çıplak pozlar vermesi karşılığında tal 500 bin dolar ücret aldığı konuşuluyor. İşte o pozlar.

Kiralık eş servisi

Ukrayna'da bir şirket saati 5 dolara kadın ve erkekler için geçici eş sparişi yapıyor.
‘1 saatlik eş' sloganıyla yola çıkan şirket, 20 grivna (2.5 dolar) sipariş ücreti ve 40 grivna (5 dolar) saatlik hizmet ücreti karşılığında, dileyenlere ‘geçici eş' kiralıyor.

Evlere giden ‘kiralık eşler', müşterilerin isteklerine göre her türlü ev hizmetini yerine getiriyor.

Başlangıçta ‘kiralık eş' servisi yapan şirketin, ‘yoğun talep' üzerine erkeklere yönelik de hizmet vermeye başladığı belirtildi.

Saati 5 dolara, kadın eli değmesi gereken bekar erkek evlerine giden kadınlar, temizlikten yemek pişirmeye, çamaşır ve bulaşık yıkamadan ütüye kadar her türlü hizmeti yapıyor. ‘Erkek işlerinin' üstesinden gelemeyen yalnız kadınlara da, ‘geçici koca’ kiralanıyor.

15 Şubat 2009

Buket Saygı Fotoğrafları


BUKET SAYGI'NIN EN GÜZEL FOTOĞRAFLAR








Dekolteli kış modası


Kuzey yarımkürede kış henüz bitmedi. Ama modacılar gelecek kışın kıyafetlerini hazırladı bile. Modaevi Allude tasarımcıları, Almanya'daki defilede söz konusu kış olsa da dekolteden vazgeçmediklerini gösterdi.

Gençlerin internet tutkusu: Sohbet, güzellik ve porno

İngiltere'de yapılan araştırma, gençlerin haftada ortalama 31 saat internette kaldığını, 3.5 saat sohbet ettiğini ve ders çalıştıkları kadar pornografik sitelere girdiğini ortaya koyuyor..
Gençler 3.5 saat MSN'de, 2 saat YouTube ve sohbet sitelerinde geçiriyor. 1 saat 35 dakika göğüslerimi nasıl büyütürüm, dudaklarımı nasıl kalınlaştırırım diye bakıyor. 1.35 saat aile planlaması ve gebeliği önleme sitesi 1 saat 35 dakika diyet ve zayıflama sitelerinde geçiriyor. Çocuklar ve gençler haftada 3 saat ev ödevi yapıyor. Ancak ödev yaptıkları süre kadar da pornografik siteleri ziyaret ediyor.

KRİZ SOHBETİ TETİKLEDİ
Temiz internet için araştırma yapan İngilizler genç ve çocukların kullanım alışkanlıklarını araştırdı. www.cybersentinel.co.uk sitesinde yapılan araştırmada çıkan en ilginç sonuç çocukların internette her türlü riskli konulara da erişebiliyor olması. 3'te biri ailesi odaya girince hangi siteye girdiğini ya da kimle sohbet ettiğini saklıyor. Türkiye'nin Windows Live Hotmail kullanıcı sayısı artmaya devam ediyor. 2008 sonu itibarıyla 24.6 milyon. Bu rakam ile Türkiye, Brezilya ve ABD'den sonra dünya üçüncüsü konumunda. Windows Live Messenger kullanıcı sayısı ise 28.4 milyon. Bu rakamla da Brezilya'dan sonra ikinci ülkeyiz. MSN Türkiye'den verilen bilgiye göre son 3 ayda yani krizin başladığı Ekim ayından beri Windows Live Messenger kullanıcı sayısı 650 bin kişi arttığı belirtiyor. Yine aynı dönemde Windows Live Hotmail'e 700 binin üzerinde yeni kullanıcı geldiği ifade ediliyor.

Elektrikli otomobiller geliyor

Alman otomobil firması Volkswagen, Japon elektronik şirketi Toshiba ile elektrikli otomobil geliştirilmesi ve üretimi konusunda işbirliği yapacağını açıkladı.

Volkswagen'ın güvenli ve geniş kitlelerin ulaşabileceği elektrikli otomobillerin en büyük üreticisi olma isteğini gerçekleştirebilmesi için Japon Toshiba özellikle motorların geliştirilmesi alanında yardımcı olacak.

Volkswagen'dan yapılan açıklamaya göre, dün bir niyet mektubu imzalayan ortakların işbirliği, Avrupa'nın en büyük otomobil üreticisi olan Volkwagen'ın piyasaya çıkarmak istediği halen konsept halindeki yeni aile otomobilleri için elektrik motorlarının ve elektronik cihazlarının geliştirilmesini kapsıyor.

Hedeflerini ''sıfır CO2 salan, hesaplı ve güvenli elektrikli araçların seri üretiminde çözümler önerecek en büyük otomobil üreticisi olmak'' şeklinde açıklayan Volkswagen'in Başkanı Martin Winterkorn, ama bunun hemen yarın olacak bir şey olmadığını, herkes için elektrikli otomobilden önce araştırma ve geliştirmede özellikle lityum-iyon bataryaları teknolojisi alanında daha çok çalışmak gerektiğini kaydetti.

Dünyanın birçok otomobil üreticisi gibi elektrikli otomobil konseptleri bulunan Alman şirketlerinden Daimler ve Volkswagen ilk modellerini 2010'da piyasaya sürmeyi planlarken, BMW de şehir modeli "Mini" için elektrikli motoru test etmeyi sürdürüyor.

Barbie bebeklerinin 50. yıl dönümü

Barbie bebeklerinin 50. yıl dönümü için New York Moda Haftası kapsamında defile düzenlendi...
Dünyanın en büyük oyuncak üreticisi Mattel şirketi tarafından 1959'da piyasaya sürülen Barbie bebeklerinin yıl dönümü için ünlü moda tasarımcılarının hazırladığı giysiler New York'ta dün düzenlenen defilede modeller tarafından davetlilere sunuldu.

Mattel şirketinin Barbie bebeklerini yeniden oyuncakların gözdesi yapma çabaları çerçevesinde düzenlenen defileye, aralarında ünlülerin de bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.

Barbie'nin 50 yılının anlatıldığı görsel şovla başlayan defilede, aralarında Vera Wang, Badgley Mischka, Tommy Hilfilger ve Calvin Klein'ın bulunduğu ünlü 50 modacının tasarımları sergilendi.

Defilede, Barbie'nin geçmiş, şimdiki ve gelecekteki hali siyah, kırmızı ve özellikle pembe renklerin hakim olduğu giysilerle tanıtıldı. Defilenin Sevgililer Gününde düzenlenmesi nedeniyle Barbie'nin erkek arkadaşı Ken de gösteride yerini aldı.

Küçük bir ev döşemenin ipuçları

Birinci, ikinci hatta onuncu apartmanınızı döşemek hakikaten cesaret isteyen bir iş ve birçok kiracı aklında devamlı şu soruyla taşınır; “neden belki de hiç sahip olmayacağım bu yeri dekore etmek için bu kadar para harcıyorum?”

Bir apartmanı büyük paralar dökmeden güzelleştirmek için bir sürü yol vardır. İkinci el mağazalarından, Çukurcuma’dan birçok vintage parça bulabilirsiniz. IKEA, Bauhaus, Koçtaş gibi mağazaları bir gezin. Bu yerler şahane stil dolu seçenekleri el yakmayan fiyatlarla sunarlar. Bir şeyler alırken kişisel karakterinizi yansıtan parçalardan seçmeye özen gösterin, sırf ucuz diye sizi yansıtmayan mobilya ve aksesuarlardan kaçının. Yarın öbür gün kendi eviniz olduğunda da kullanabileceğiniz parçalar seçmeye özen gösterin.

Kiralık yada sizin olsun, herhangi bir odaya hayat ve canlılık getirmek için kullanacağınız ilk silah “renk” tir. Eğer ev sahibiniz izin veriyorsa her odada bir renk vurgusu yaratın. Renk seçerken dikkatli olun çünkü renkler çoğu zaman içinde olduğunuz ruh hali ile özdeşleşirler. Mesela yeşil ve tonları yatak odası için iyi bir seçimdir çünkü sakinleştirici ve yatıştırıcı bir etkisi vardır. Eğer değişik boyalara izniniz yoksa o zaman yatak örtünüz, perdeleriniz ve aksesuarlarınızda renk kullanın.

Küçük ve belki de “geçici” apartman dairenize mobilya seçerken o alanı tam olarak ne için kullanacağınızı göz önünde bulundurun. Her insanın bir noktaya kadar ihtiyaçları değişiktir. Ama herkesin uyumak, rahatlamak, yemek yemek ve çalışmak için belli alanlara ihtiyacı vardır.

Hayat stiliniz nasıl olursa olsun, yaşadığınız ev en temel ihtiyaçlarınıza cevap vermek zorundadır. Sahip olduğunuz alanlarınızı iyi değerlendirin ve planlayın:

• Yatak Odası

İster kendinizi her akşam evinize “atın” ister “sığının”, illa bir yatağa ihtiyacınız vardır. Satın alabileceğiniz en iyi ve en büyük yatağı alın. Bir başucu lambası ve sehpası yeterli olacaktır. Hayatımızın üçte biri yatakta geçiyor. Bu yüzden yatağa harcadığınız paraya acımayın.

• Oturma Odası

Eğer apartman daireniz gerçekten çok küçükse, bu oda muhtemelen çok fonksiyonlu bir alan olacaktır. Bir üç kişilik bir de tekli koltuk yeterli olur. Bir televizyon ve DVD ile artık misafir ağırlamaya hazırsınız! Herhangi bir duvara raflar taktırıp kitaplarınıza ve aksesuarlarınıza yer açın. Renkli bir kilim odanın havasını değiştirecektir.

• Mutfak

Bazı küçük apartmanların dolap büyüklüğünde mutfakları vardır. Bazıları da beyaz eşyası bile içinde gelirler. Hangi tip olursa olsun illaki yemek pişirmeye bir ocak bir de tencere dolaplarına ihtiyacınız var. Mikrodalga, set üstü ocak ve ufak bir buzdolabı işinizi görür. Eğer küçük bir masa koyacak bir alan varsa şanslısınız. Birkaç renkli sandalye mutfağın havasını değiştirir.

• Çalışma Alanı

Bazı insanlar eve maalesef iş getirmek zorunda kalırlar. Eğer sizde bunlardan biriyseniz dizüstü bilgisayarınızı koyacak ve çalışacak bir alana da ihtiyacınız var demektir. Çok küçük bir apartmana bir de çalışma masası sığdırabilmek çok büyük bir lükstür. Mutfak masasını da bu iş için kullanabilirsiniz. Eğer her ikisi de yoksa, oturma odanızdaki koltuğun önüne minik yüksek bir sehpa yaptırın. I

• Dolaplar

İş eşya saklamak ve yerleştirmeye gelince biraz yaratıcı olun. Küçük bir apartman dairesinde her bir santimetrekare çok değerlidir. Bu yüzden kapı arkalarına askılar, duvarlara raflar, lavabo altlarına dolaplar yaptırıp her bir noktadan en iyi şekilde yararlanmalısınız. Kapı üstlerine de yüklük dolabı koydurabilirseniz ekstra battaniye, yorgan ve yastıklarınıza da yer açmış olursunuz.

Uzaktan bakıldığında minik bir daireyi rahat ve yaşanılır bir hale getirmek için çok para harcamanız gerekiyor gibi gözükebilir. Ama eğer asıl ihtiyacınız olanları en üst önem sırasında tutmayı başarabilirseniz geçici bir evi çok para harcamadan da güzelleştirebilirsiniz. Sabırlı olun. Her gördüğünüzün üstüne atlamayın. İhtiyaç duydukça bazı şeyleri almaya bakın. Evinizde asıl ihtiyacınız olan şeylere odaklanın.

Para mutluluk getirir mi?

Bilim adamları paranın mutluluk getirip getirmeyeceğini sorgulayan bir araştırma yaptı.

Yapılan araştırmada paranın akıllıca harcandığı takdirde mutluluk getirebileceği ortaya çıktı.

Psikologlar yaptıkları araştırmada, ellerindeki parayı dışarıda yiyecekleri bir yemeğe, tiyatroya ya da macera dolu tatillere harcayanların paralarını bir şeyler alarak harcayanlara nazaran daha mutlu olduklarını ortaya çıkardı.

Telegraph'ın haberine göre, araştırmayı yürüten profesör para ile mutluluk ilişkisini şöyle değerlendirdi: "Maddi bir nesne ile duyduğumuz mutluluğun anısı hafızamızdan silinirken, yaptığımız keyifli bir tatilin ya da mutluluk dolu deneyimlerin anısı hafızamıza yer ediyor. Buna göre, paranızla sizi mutlu eden deneyimleri satın almanız mümkün."

Yatak sahnesini 2,5 saatte çektiler

Katıldığı Medyatik programında “Üç Maymun'da Yavuz Bingöl ile çıplak halde oynadığı sahnelerin 2.5 günde çekildiğini belirten Hatice Aslan, “Ben oyuncuyum, 25 yıldır bu işi yapıyorum. Tiyatronun da vermiş olduğu bir rahatlık var tabii. O sahneyi çekmek 2,5 gün sürdü. Filmin DVD'sinde o sahnenin kamera arkası görüntüleri de var, nasıl çekildiği orada görülüyor zaten” dedi.

Popüler spor dergisi Sports Illustrated 2009 takviminin çekimlerini Kapadokya'da yaptı. Derginin internet sitesinde Anne V, Damaris Lewis, Julie Henderson ve Lucia Dvorska adlı dört modelle gerçekleştirilen çekimler ve perde arkası yayınlanırken Kapadokya da tanıtıldı.

Öpüşme rekorunu kırdılar!



40 bin kişi aynı anda öpüştü, ortaya bu görüntüler çıktı...

Meksika'nın başkenti Mexico'da, 39 bin 897 kişi aynı anda 10 saniye öpüşerek Guinness Rekorlar Kitabı'na girdi. "Sevgililer Günü"nde kırılan rekorda rakamın "tek" kaydedilmesi ayrı ilgi konusu oldu.

Mexico turizm dairesinin düzenlediği, 100 bin kişi alabilen başkentin ana meydanı Zocalo'daki öpüşme rekorundan önceki rekor, 2007'de İngiltere'nin
güneybatısında Severn Irmağı'nın ağzında Newport'a 80 km uzaklıktaki Gal kenti Weston-super-Mare'ye aitti.

Mexico'da 10 saniye süren "Öpüşme" rekoru, meşhur Meksika şarkısı Besame Mucho (Öp Beni Çok) çalınarak kırıldı. Besame Mucho'nun bestecisi Consuelo Velasquez 4 sene önce 84 yaşında ölmüştü.

Sineme oyuncuları ve şarkıcıların arasında yer alan Susana Zavaleta ile ünlü Meksika kovboy şarkıcısı Vicente Fernandez de "barış cümbüşünde" rol aldı. Öpüşme karnavalına barış cümbüşü adının verilmesi, Meksika'da bir yılda 6 bin kişinin uyuşturucu şebekeleri arasındaki savaşta ölmesinden kaynaklanıyor.

Emekli askerlerin aylıkları indiriliyor

OYAK asker emeklilerini uyardı: 'Maaşlarınız düşebilir. Hesabınızı buna göre yapın'

2001 yılındaki ekonomik krizi 513 milyon TL kârla atlatan Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) 2008'de derinleşen küresel mali kriz karşısında, radikal önlemler aldı. Sabah gazetesinin haberine göre, 30 civarında iştiraki bulunan OYAK, küresel krizi dikkate alarak emekli aylığı ödediği mensuplarına, "Maaşlarınız, 2008'e göre yüzde 30 oranında düşebilir. Hesabınızı buna göre yapın" uyarısı gönderdi. 2007'de bankasını 2 milyar 673 milyon dolar'a Hollandalı ING Bank'a satarak dikkatleri üzerine çeken OYAK, elde ettiği karı emekli mensuplarının maaşlarına da yansıtmıştı. 2008'de emekli askerlere ödenen maaşlarda yüzde 50 artış olmuştu. 2009'da ise 200-1.900 TL arasında maaş kesintisine gidilecek.

HESABINIZI İYİ YAPIN

Örneğin, hizmet süresi 44 yılı bulan bir emekli orgeneral, birikiminin tamamını OYAK'ta bırakmak koşuluyla 2008'de aylık 5 bin YTL maaş alabilirken bu miktar bu yıl yüzde 30 kesintiyle yaklaşık 3.500 TL'ye inecek. OYAK'ın bugün itibariyle 35 bin 373'ü emekli olan toplam 235 bin 818 üyesi var. OYAK, emekli orgenerallerden uzman jandarmalara kadar toplam 35 bin 373 üyesine bir mektup yazarak "Ayağınızı yorganınıza göre uzatın" anlamına gelen uyarıda bulundu. OYAK yönetimi mektupta, "Üyelerimizin 2009 için özel aile bütçelerini planlarken emekli maaş sistemi 2009 ödemelerinde oluşacak azalmayı dikkate almalarını önemle hatırlatırız" dedi.



KRİZ BİZİ DE ETKİLEDİ

OYAK'ın yazısında tüm ülkeleri, tüm şirketleri etkisi altına alan ve ciddi tehdit oluşturan krizin Türkiye'yi de etkilediği kaydedildi. Ardından, "Bu krizden sanayi, otomotiv, inşaat, hizmet gibi sektörlerde faaliyet gösteren OYAK Grubu şirketlerinin de etkilenmemesi mümkün görünmemektedir" denildi.

RÜTBEYE GÖRE ÖDEME

Emekli askerlerin OYAK'tan alacakları maaş, rütbeleri, hizmet süreleri ve OYAK'a bırakılan birikimlerinin oranlarına göre değişiyor. Her ay maaşlarından yüzde 10 kesilen askerler emekli olduklarında OYAK'ta bir miktar parası birikmiş oluyor. İsteyenler bu paranın tamamını çekerek OYAK üyeliğine son veriyor. Veya belli bir oranını OYAK'ta bırakarak kâra ortak oluyor ve "Emekli Maaş Sistemi"nden yararlanabiliyor.

Madonna çıplak fotoğrafları satıldı



Madonna
'nın 20 yaşında çektirdiği çıplak fotoğrafı düzenlenen müzayedede 61.125 TL'ye (37.500 dolar) satıldı. Christie's müzayede evi, Lee Friedlander'in çektiği Madonna'nın siyah beyaz fotoğrafına verilen bu fiyatın rekor düzeyde olduğunu belirtti. Madonna'nın dansçılık yaparak para kazandığı dönemde bir gazetede çıkan "çıplak model aranıyor" ilanı sayesinde çektirdiği bu fotoğrafı 1985'te Playboy dergisinde yayımlanmıştı.

İnek idrarından meşrubat!

The Times'ta yer alan haberde Hindistan'ın en eski ve tanınan milliyetçi Hindu grubu Rashtriya Swayamsevak Sangh'ın Başkanı Om Prakash, bu yeni içeceğin adının 'gau jal' veya 'inek suyu' olacağını belirtti.

Bu yeni içeceğin kesinlikle idrar gibi kokmadığını güçlü bir şekilde ifade eden Prakash, inek suyunun herhangi bir toksin içermediğini de ifade etti.

Çeşitli Hint otlarının karışımıyla elde edilen bu içeceğin satış fiyatı da oldukça uygun şartlarda olacak.

Yeni oluşturulacak markanın özellikle Hindistan'da Coca Cola ve Pepsi gibi tanınırlığı yüksek olan markalara rakip olacağı düşünülüyor.

Bu içeceğin ticari olarak pazarlamasının da agresif biçimde yapılacağını vurgulayan Prakash, dünyada Hindu geleneklerinin ve inanışlarının bu sayede geniş kitlelere ulaşacağını da belirtti.

Haberde bahsi geçen milliyetçi Rashtriya Swayamsevak Sangh grubu 1994 yılında Coca Cola ve Pepsi'yi boykot etmişti.

Cem Yılmaz - One Minute Esprisi



Cem Yılmaz’ın, Başbakan’ın Davos’ta ‘one minute’ (bir dakika) diyerek gösterdiği tepkiyi espiri olarak kullanması, Ulaştırma Bakanı Yıldırım da dahil protokol ve salondaki seyircileri güldürdü

Komedyen Cem Yılmaz’ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Davos’ta İngilizce olarak “One minute (Bir dakika)” diyerek tepki göstermesini Erzincan’ın kurtuluş gecesinde espri olarak kullanması, aralarında Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın da bulunduğu protokolü kahkahaya boğdu.
Esprileriyle geceye damgasını vuran ve protokolu “ağır” bulduğu için heyecanlandığını anlatan Yılmaz’ın, “Dediler ki ‘Gösteri ne kadar sürecek?’ Dedim ki ‘One minute’. Demek ki altı dakika sürecek” demesi, salondakileri kahkaha boğdu. Yılmaz, şunları söyledi:

‘Salon yıkılıyor’
“Buraya ulaşmamda emeği geçen Ulaştırma Bakanımıza teşekkür ediyorum. Erzincan’ın kurtulduğuna emin olmayın çünkü ben buradayım. Buradan da Erzurum’a gideceğim. Çünkü yakın yer, sırayla kurtulmuşlardır. Ama, sizden bir söz almak istiyorum. Ben İstanbul’dan geliyorum. İstanbul’un kurtuluşuna da artık birini gönderirsiniz.
Beni buraya getiren arkadaşlara ‘Salon nasıl’ diyorum, ‘Ağabey salon yıkılıyor’ diyorlar. Ya bu nasıl şaka? Zaten fay hattındayız. Bu, memleketimizin birçok yerinde olan bir gerçek. Zemin kaygan ama insanlar sağlam demek ki.”
Yılmaz, Sevcan Orhan, Çağdaş ve Ebru Yaşar “İntizarım sana, sana şirin Erzincan” türküsünü seslendirirken söyler gibi yaptı. Bunu fark eden Ebru Yaşar, “Ben böyle bir ses görmedim” deyince, Yılmaz “ İşte o ses benim ki’” diye karşılık verdi.

‘AĞIR’ PROTOKOL

Erzincan’ın işgalden kurtuluşunun 91’inci yıldönümü nedeniyle önceki gün düzenlenen geceyi, Ulaştırma Bakanı Yıldırım, Vali Abdulkadir Demir, AKP Erzincan Milletvekili Sebahattin Karakelle, Belediye Başkanı AKP’li Mehmet Buyruk ve TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin de izledi.

The Pussycat Dolls grubu FHM dergisine poz verdi

The Pussycat Dolls grubu FHM dergisinin 100. sayısı için objektif karşısına geçerek birbirinden seksi pozlar verdi. İşte çekimden kareler....
Hürriyet Video'larını izlemek için Flash 7 veya daha yüksek eklenti yüklenmeniz gerekmektedir. Yüklemek için tıklayınız!!!


Bo Bor'un Çin'de yaşanan depremin ardından yapılan kurtarma çalışmalarında çektiği bu fotoğraf "Spot News Stories" kategorisinde ikinci oldu.


John Kolesidis'in Atina'daki hükümet karşıtı gösterilerde çektiği bu fotoğrafı "News Singles" kategorisinde ikinci oldu


Her yıl düzenlenen ve bu yıl 52’incisi yapılan Dünya Basın Fotoğrafı Yarışmasında, Amerikalı Anthony Suau, ABD’de ekonomik krizi anlatan siyah beyaz bir fotoğrafıyla birincilik ödülüne layık görüldü. Fotoğrafta, Cleveland kentinde kredi borçlarını ödeyemediği için evini boşaltan bir ABD'linin evindeki silahlı polis görüntülenmişti.

Buket Saygı - Zorba Taverna Video Fotoğraf - göğüs frikiği



Çelik'in eski eşi manken ve oyuncu Buket Saygı, Zorba Taverna'da Göknur'un şarkıları eşliğinde eğlendi. Hareketli şarkılar sırasında ayağa kalkıp dans eden Saygı'nın göğsü dışarı fırladı. Duruma aldırış etmeden eğlencesine devam eden Saygı'nın aşırı alkollü olması dikkat çekti. Arkadaşlarıyla fotoğraf çektirirken de Saygı'nın sürekli göğüs frikiği vermesi dikkat çekti.

Devlet bu yıl 70 bin yeni personel alacak

Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu, kamuya 2009 yılında 65-70 bin civarında personel alınacağını açıkladı.

Bu yıl emeklilik, ölüm ve istifa gibi haller hariç kamuya 21 bin personel alımı yapılacağını belirten Başesgioğlu, "Bu rakama istifa, emeklilik, ölüm gibi boşalmalar ile büyük miktarda sözleşmeli personel çalıştıran Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı gibi kurumları da katarsak 2009 yılında 65-70 bin civarında asli, sözleşmeli ve diğer boşalan unvanların yerine yeni personel alınacaktır" dedi.

Ücret adaletsizliği

Ek ödeme düzenlemesiyle, "eşit işe, eşit ücret" ilkesi çerçevesinde kamu personeli arasındaki ücret adaletsizliğini gidermeyi amaçlandıklarını belirten Başesgioğlu, şunları söyledi: "Aynı pozisyonda ve kadroda olmasına rağmen kurumları farklı olduğu için farklı ücret alan personel bulunuyor. Temmuzda yaptığımız düzenleme ek ödeme alanla, almayan personel arasındaki farkı biraz kapattı. Şu anda 35-40 puan falan bir fark kaldı. Bu farkı gidermek istiyoruz."

Personel rejimi

Türkiye’nin uzun süreden beri kamu personel reformuna ihtiyaç duyduğunu belirten Başesgioğlu, "Bu bir sistem değişimi anlamına geldiği için mutlaka memur ve kamu sendikaları başta olmak üzere bütün sosyal taraflarla paylaşacağız" dedi.

Kamuda da ’esnek çalışma’ gerekiyor

MURAT Başesgioğlu, kamuda personel istihdamı bakımından dengesiz bir dağılım olduğunu, bunun giderilmesi için geçişken ve kurumlar arası transferleri kolaylaştıracak esnek bir çalışma modeline gidilmesi gerektiğini savundu. Dünyada artık "tam istihdam" denilen olgunun kaybolmak üzere olduğunu belirten Başesgioğlu, Türkiye’de de atıl kapasite yaratan uygulamalardan vazgeçilmesi gerektiğini söyledi.

En çıplak dergi



Müzik dünyasının sıradışı şarkıcısı Beth Ditto çılgınlıklarına bir yenisini daha ekledi... The Gossip grubunun solisti Ditto, obezite sınırını çoktan aşıp 95 kilo 250 gram olmasına aldırmadan Love dergisinin kapağı için çıplak poz verdi. Ditto'nun bu davranışı çağımızın herkesi ezip geçen "sıfır beden" güzellik anlayışına meydan okumak olarak yorumlandı. 27 yaşındaki Ditto, daha önce de NME dergisine verdiği pozla uzun süre tartışılmıştı.

14 Şubat 2009

www.suatduman.com.tr

Burada güncel konuları diğer tarafta ise kendime ait konuları paylaşmaya devam edeceğim.
Kendime ait konuları takip etmek için
www.suatduman.com.tr adresini ziyaret ediniz. Burada ise sadece güncel konular internetten derlenen ilginçlikler yer alacak...

05 Şubat 2009

şimdi yoksun

Güzel şarkı, Sinan Özen söylüyor..

Şimdi yoksun bir uzak kentte yaşıyorum
Tiren katarları geçiyor akşamları burada
Nakarat şarkılar söylerincesine
Gözlerm seni arıyor sevdalım
Hiç sevmedigim bu yalnız aksamlarda
Sensizlige alışıyorum
Ölümü bekleyen hastalar gibiyim
Bir oluyorum bir yaşıyorum

Şimdi yoksun bir eski şarkıyı anlatıyor
Kasım şarkıları şimdi yoksun
Silemedim gözlerimden akan damlaları
Şimdi yoksun son kuş uçuşmalarda başlıyor dogada
Bir ölüyor bir yaşıyorum

Sivasspor Haberleri