24 Eylül 2008

Su altındaki yaşam ve Erkan Tenekeci (Röportaj)

---- Su altında fotoğraf çekebilmek için bu teknik bilgiler yanında su altını da iyi tanımanız gerekiyor.

---- Ben hep su altının renkli dünyasını merak ederek büyüdüm.

---- Su altında aradığım ve bulduğum özgürlük ve huzurun belgesi su altı fotoğraflarım.

---- Ben hem dalışı hem de fotoğrafçılığı amatör bir ruhla ama profesyonel düşünerek yapmayı arzu ediyorum.

---- Bizler kendimizi yansıtan uğraş ya da hobilerle otuzlu yaşlarda tanıştık ve kendimizi keşfedebildik.

---- Türkiye’nin görsel kodları neler diye bir kısıtlamanın da yanlış olacağını düşünüyorum. Çünkü fotoğraf benim için bir anın o onda size neler hissettirdiği ile doğru orantılı, yani siz nasıl görüyor iseniz öyle yansıtıyorsunuz.

---- Aslında her dalışımda aynı heyecanı yaşıyorum, ilk defa dalıyorum hissini hiç kaybetmedim.

---- Tüm kurallara uymak zorundasınızdır su altında, hataya yer yoktur su altında, ancak her dalgıcın tecrübe düzeyine bağlı olarak kişiselleşmiş bir su altı tavrı olabilir.

Bir rüya düşünün içinde güzelliklerin hiç eksik olmadığı... İşte sayın Tenekeci'nin yaşantısı da aynen öyle...

Cennet güzelliğindeki yerleri su altında fotoğraflayarak ülkemizdeki eksiklikleri bir nebze olsun gideriyor... Bizlere de güzel ve keyifli anlatımlarda bulunuyor.

O kadar güzel anlatımları oluyor ki, sanki o anı tekrar tekrar yaşıyor.

Dalgıç aynı zamanda su altı fotoğrafçısı olan Sayın Erkan Tenekeci ile güzel ve keyifli bir röportajda bulunduk. Sorduğumuz bütün sorulara tek tek cevap veren Sayın Tenekeci; röportajımızın dışında da genç fotoğrafçı ve dalgıçlara tavsiyelerde bulundu.
Geçmişten gelen birikimi ile sorularıma yanıt veren Sayın Tenekeci'ye teşekkür ediyorum.

  • Erkan Tenekeci kimdir? Sizi tanıyabilir miyiz?

42 yaşındayım, kamu personeliyim, evliyim ve bir oğlum var. Ankara’da yaşıyorum.

  • Su altında çekilen fotoğraflarda Türkiye'de sayılı kişilerden olduğunuz bilinen bir gerçek? Neden su altı?

Önce teşekkür ederim, beni bu değere layık gördüğünüz için. Benim iki dünyam var; birisi yaşadığım yeryüzü, havasını soluduğum, suyunu içtiğim, para kazandığım, ailemle mutlu olduğum. Diğeri düşlerimi, hayallerimi ve içimde yaşatmaya çalıştığım yaşam sevincimi hissettiğim su altı. Su altı özgürlük ve huzur demek benim için. İşte beni su altına çeken bu özgürlük ve huzur.

  • Su altı fotoğrafçılığında başarılı olabilmek için neler gerekli?

İyi bir dalış eğitimi almanız gerekiyor öncelikle, bu eğitimin getirdiği bilgi ve becerinin tam kullanılması ve de teknik donanım gerekli. Teknik donanımdan kasıt; su altı fotoğrafçılığının gerektirdiği ekipmanların olması; bu ekipmanlar içinde en önemli olanlar su altının yetersiz ışık kaynağını giderecek düzeyde ekstra ışık kaynaklarının kullanılması gerekmektedir. Ayrıca; bildiğimiz fotoğraf makinelerinin su altında kullanılması için case keys; houseing yani yüksek basınçlara dayanıklı su altı fotoğraf makinesi kabı olması gerekmektedir. Bunun dışında fotoğraflılıkla ilgili tüm teknik bilgilere sahip olmalısınız. Su altında fotoğraf çekebilmek için bu teknik bilgiler yanında su altını da iyi tanımanız gerekiyor. Mesela akıntının yönünü tespit edebilmek çok önemli ve canlıların tüm özelliklerini bile bilmek, yaşam alanlarına dair bilgilere sahip olmak lazım, sonrası hayallerinizi su altı dünyasına bırakmak.

  • Dalgıçlığınızın da olduğunu biliyoruz? Bu heves nereden geldi? Bilgiler verebilir misiniz?

Çocukluğumda seyrettiğim Kaptan Custo belgeselleri ile başlar su altı merakım. Ki o dönemde televizyonlar siyah, beyaz ve tek kanalıydı, renkler solgundu ve de bir sonraki programı seyretmek için günlerce beklemek gerekirdi. Ben hep su altının renkli dünyasını merak ederek büyüdüm. Gün geldi bu konuyu araştırmaya başladım ve yaşadığım şehir deniz şehri değildi, ama dalgıçlık eğitimi veren yerler vardı ve ben bir tanesine karar vererek önce teknik anlamda eğitim almaya başladım. Bu eğitim bana su altına olan merakımı giderecek rotaları çizmemde yardımcı oldu.

  • Su altı fotoğrafı sizin için ne anlam ifade ediyor?

Su altında aradığım ve bulduğum özgürlük ve huzurun belgesi su altı fotoğraflarım. Çektiğim fotoğraflarla su altının enginliğinden sadece bir an bir kesit aldığımı hissediyorum, doğasını, özgürlüğünü ve huzurunu bozmadan. Ayrıca yeryüzünde bulamadığınız göremediğiniz renkleri yansıtır su altı dünyası, renklerin deniz canlıları üzerinde bir araya gelişindeki ince ayrıntı büyüler insanı. Mavi suların bu renkler üzerindeki belirleyiciliğini, başkalaştırıcılığını başka bir yerde tecrübe edemezsiniz. Bir düzen ve ahenk vardır su altında. Şu anlatmak istiyorum, doğa ve düzenin insan elinin ulaşmadığını bir şekilde dengelerini bozamadığı tek yer gibidir su altı. Bu nedenle de çektiğim her su altı fotoğrafımda, özgürlüğü, huzuru ve bu enderliği yeniden yaşamaya ve yaşatmaya çalışırım.

  • Ankara gibi bir yerde yaşıyorsunuz. Neden farklı kompozisyonlar değil de su altında çekimler yapıyorsunuz?

Fotoğrafçılıkta yaşadığınız yere karşı hissettikleriniz size bir yön verebilir, bana da verdi muhakkak, ama Ankara’nın denize uzak olması benim de uzak olacağım anlamına gelmedi. Ben hem dalışı hem de fotoğrafçılığı amatör bir ruhla ama profesyonel düşünerek yapmayı arzu ediyorum. Bu nedenle de denizin bana uzaklığı değil, benim ona yakın olmak arzum yöneltiyor beni su altına ve fotoğraf dünyasına.

  • Fotoğraf tutkunuz ne zaman başladı?

On altı yaşımda Zenit marka bir fotoğraf makinesi almıştım. Ki çevremdeki kimse bu makine hakkında bir şey bilmiyordu. Kurcalayarak fotoğraflar çektim önce, üstelik bazı fotoğraflarımı tab ettirdiğimde ben bile ne çektiğimi anlamamıştım. Sonraları aile fotoğrafları çekmeye başladım, ama her mekânda her konumda. Bu durum uzunca bir süre böyle devam etti. İş hayatına atılınca daha teknik donamıma sahip fotoğraf makineleri almaya başladım ve bu işi profesyonelce yapmaya çabaladım. Tutku dediniz, bu tutku hakikaten de, bu tutkum su altı fotoğrafçılığıyla devam etti. Hani demiştim ya! Bir özgürlük ve huzur arayışının adresi su altı diye, ilk daldığım gün su altıyla tanışıp, bunu kesinlikle görüntülemeliyim dedim, o yüzden de dalmakla başladı su altı fotoğraf tutkum.

  • Ailenizin fotoğrafa bakış açısı nedir? Başarılı bir fotoğrafçısınız. En büyük destekçiniz aileniz mi?

En büyük destekçim ailem, çünkü çoğu zaman birlikte geçireceğimiz zamanlardan çalıyorum, buna rağmen fotoğraf çekme ve dalış tutkumu yaşarken bedensel ve ruhsal dinginliğim aile ilişkilerimi de çok olumlu yönde etkiliyor. Ayrıca oğlum sekiz yaşında ama o da ve eşim de fotoğrafa ve dalışa ilgililer ve teknik anlamda da bana yardım ve destekleri olur. Bu açıdan kendimi şanslı bulurum, bu destek beni daha da yaratıcı kılıyor şüphesiz.

  • Türkiye'deki fotoğrafçıların çektikleri fotoğrafları sergileme ve kitaplaştıramama sorunları var, bunu neye bağlıyorsunuz?

Öncelikle Türkiye’de “hobi”, “uğraş”, gibi kavramlar çok soyut. Şu uyarıyı çok duymuşuzdur çocukken ailelerimizden; “resim yapacağına toplama, çıkarma yap” gibi. Gerçi bu bakış açısı değişime uğradı, bizim çocuklarımızın dünyalarını yansıtmalarına daha ılımlı bakılıyor artık, ancak yaştaşlarımız da bana katılacaktır, bizler kendimizi yansıtan uğraş ya da hobilerle otuzlu yaşlarda tanıştık ve kendimizi keşfedebildik. Bence bu nedenlere bağlı olarak da üretmeye başlamanın gecikmişliği var. Diğer açıdan da fotoğrafçılık arzu ve heves yanında teknik bir bilgi birikimini gerektiriyor. Bu konuda destek olan kuruluşlar az ve de yaygın değil, ki sayıca az da olsa bu kuruluşlar hakikaten bu konuya çok önem veriyorlar ve kişileri fotoğrafçılıkla tanıştırmak için çok caba harcıyorlar, ama ulaşılabilen kişi sayısı sınırlı kalıyor. Diğer yandan çekilen fotoğrafları sergilemek ya da kitaplaştırmak mali açıdan da oldukça fazla bir yük getiriyor. Eğer mesleğiniz fotoğrafçılık ise bu imkânlara ve desteklere ulaşmanız belki mümkün olabilir, ama eğer “hobi” mantığıyla yapıyor iseniz bu durum oldukça zor. Çünkü “hobi” yaklaşımına olduğu gibi “amatör” çalışmalara olan kamu oyu desteği oldukça yetersiz. “Amatör” olarak yapılan pek çok iş eş dost ya da ortak iş kotarma mantığıyla çözülüyor.

  • Türkiye'deki fotoğrafçıların sorunları nelerdir?

Sorunlar nelerdir sorusuna verilecek pek çok cevap var, ama ben iki açıdan özetleyeyim sorunları; birincisi fotoğrafçılık pahalı bir uğraş. Daha sonra değineceğiz galiba, ama fotoğrafçılıkta teknoloji çok hızlı ilerliyor, sizde bu gelişime ayak uydurmak zorunda hissedebiliyorsunuz kendinizi. Ancak illaki iyi fotoğraf çekmek için çok kalite bir makineniz de olması gerekmiyor bana göre, fotoğraf çekmek sizin ve hisselerinizin bir ürünüdür sadece diye düşünüyorum. Bu kişisel anlamda karışılacağınız sorunlardan sadece birisi. Diğer konu fotoğraf eğitimi veren kurum ve kuruluşların yaygınlığı ve eğitimin yeterliliği noktasında karşılaşılan sorunlar. Bu eğitimleri yaygınlaştırmak gerekli ve yeterlilik noktasında bir standart gerekli. Karşılaşılan diğer bir konu fotoğrafçılara bakış açısı. İnsanlar fotoğraf makinesine karşı tepkili olabiliyorlar, görüntü almak noktasında engellerle karşılaşıyorsunuz çoğu zaman. Bu yüzden de fotoğrafçılığın günlük hayatın içine alınması ve topluma tanıtılması lazım. Biz fotoğrafçılar tekil ya da grup halinde bir fotoğraf çekmeye gittiğimizde çekilecek konu yer, mekan konusunda bir ön çalışma yaparız. Kuralımızı bizden sonra ki fotoğrafçıların daha kolay çalışmaları ve de desteklenmesi için yaklaşımımız ne olmalı açısından kriterlere bağlı olarak oluştururuz. Çünkü daha önce yaşanmış bir olumsuz olay olmuş ise, gidilen bölge de rahat çalışma yapmanız mümkün olamaz. Ya da olumsuz bir olay olmamış dahi olsa insanların fotoğrafçılık konusunda ya hiç bilgileri yoktur ya da yanlış izlenimleri vardır. Bu durumu lehinize çevirmeniz gerekir. Bu nedenle de eğitim kurumlarından başlamak üzere herkese görevler düşüyor, ilk sırada ise yazılı ya da görsel basının bu konuya ciddi yaklaşımları ve destekleri şart diye düşünüyorum.


* Fotoğraf teknolojisi oldukça hızlı bir gelişim içinde ve buna paralel olarak büyük bir değişim gösteriyor. Bunun fotoğraflara yansıması nelerdir?

--- Daha önce kısaca değindim bu konuya, teknolojik gelişme ve hızı artık takip edilemez düzeye ulaştı, hemen hemen her konuda. Teknik gelişmelerin fotoğrafçılığa yansımalarını olumlu karşılıyorum, ama bunun da belli sınırları olmalı, sırf teknik açıdan “iyi” denilsin diye teknolojiyi sonuna kadar kullanmak da etik değil, diye düşünüyorum. Teknolojiyi sonuna kadar kullanan arkadaşlara da saygı duyuyorum tabiî ki.

  • Türkiye'yi tek fotoğrafla tanımlamaya çalışmak Uluslar arası kamuoyunda hep din motifi kullanılarak yapılıyor. Uluslar arası alanda Türkiye'nin “görsel kodları” nelerdir.

Az önce söylediğim tüm bakış açısı ile bunu anlatmaya çalışıyorum zaten. Fotoğraf eğer belli bir bakış açısı ile ele alınıyor ise, bir noktaya takılır kalırsınız ve indirgemeci olursunuz. Uluslar arası bakış açısı ülkemizin kültürel açıdan aslında nereye konulduğu ve sınırlarının nasıl belirlendiği ile doğru orantılı, bu konu biraz politik bence. Türkiye’nin görsel kodları neler diye bir kısıtlamanın da yanlış olacağını düşünüyorum. Çünkü fotoğraf benim için bir anın o onda size neler hissettirdiği ile doğru orantılı, yani siz nasıl görüyor iseniz öyle yansıtıyorsunuz. Bu açıdan da ben ülkemin görsel kodlarını sıralanamayacak kadar engin ve zengin buluyorum. İllaki bir sınır istenirse “Anadolu” demek yeterli olur benim için.

  • Devamlı üreten bir fotoğrafçı olduğunuzu biliyoruz? Üretmeyen fotoğrafçılar ile aranızdaki fark nedir?

Üretmek meselesi kişisel bir durum, benim bu konuda aile desteğim var, az önce konuştuk. Bu açıdan zaman kısıtlaması fazlasıyla yaşamıyorum. Ben genelde siz fazla ürettiğimi söylüyorsunuz; fotoğraf makinemi taşıyabildiğim gücü bulduğum her an yanımda taşırım, böyle olunca da illaki bir an yakalayabiliyorsunuz, ayrıca fotoğraf üreteceğim, üretken olacağım diye bir çaba anlamsız. Bazıları var ki bir daha eşi benzeri olamayan kareler yaratırlar ve sonrası gelmeye bilir. Bence üretkenlik, sizin yansıtmak istediğinizi diğer gözlerin de görebilmesi, bunu diğer bakan gözlere ulaştırabilmeniz.

  • Fotoğraf üzerine projeleriniz nelerdir? Proje planlarken nelere dikkat edersiniz?

Bir proje geliştirmek mali açıdan yetersizliğinize de bağlı, bu konuda destekler alır isem, bazı projelerim var. Plan yaparken de imkan, zaman, teknik donamım ve ruh halimi top yekün organize etmeye çalışırım.

  • Türkiye'deki fotoğrafçılığın geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Ben her konuda iyimserim, gelecek nesil bu konuda daha şanslı bence. El yordamından öte ve yetersizliği giderilmiş bir zeminde bulacaklar fotoğrafçılığı ve de pek çok fotoğraf sanatçısının da yetişeceğinden ümitliyim.

  • Türkiye'de fotomontaj konusunu etik buluyor musunuz?

Pek değil, amaç sanattan uzaklaşıp, kişisel beklenti ve kişisel çıkar ilişkisine döndüğünde her şey çirkinleşiyor.

  • Fotoğrafçı arkadaşlarınıza önerileriniz neler olacaktır.

Bol bol fotoğraf çekmelerini öneririm. Deklanşöre basmaktan korkmasınlar, çünkü filmler oniki, yirmi dört ya da otuz altı ile sınırlı değil artık. Çektikleri her fotoğraf onları hayal ettikleri karelere götürecektir.

İKİNCİ BÖLÜM

-Dalgıçlık yapmaktan mutlu musunuz?

Aslında her dalışımda aynı heyecanı yaşıyorum, ilk defa dalıyorum hissini hiç kaybetmedim. Çünkü her dalışınızda yeni bir canlı ve su altı dünyası ile karşılaşmanız kaçınılmaz, bu nedenle de heyecan haliniz hep devam eder. Mutluyum işte bu açıdan her an yenilik duygusu ile karşılaştığım için.

-Dalgıçlıkta nelere dikkat etmek lazımdır?

Bu konuda tıpkı fotoğrafçılık gibi aynı seyir gerekli. Öncelikle iyi bir dalış eğitimi almanız lazım. Sonrasında öğrendiklerinizi uygulamak ve tecrübelerinizi geliştirmek için sık sık dalmak gerekiyor. Bu noktada vurgulamak istediğim bir konu var, dalış bir ekip ruhu ve bilinci ile yapılmalı. Bu yüzden de dalış öncesi hazırlıklardan tutunda ekibiniz ve de su altında badiniz konusunda çok hassas ve dikkatli bir çalışma yapmanız lazım. Tüm kurallara uymak zorundasınızdır su altında, hataya yer yoktur su altında, ancak her dalgıcın tecrübe düzeyine bağlı olarak kişiselleşmiş bir su altı tavrı olabilir. Bu nedenle de dalış öncesi hazırlıklarda grubun tüm açılardan değerlendirilmesi gerekir. Badiniz bu açıdan çok önemli, tecrübe, su altındaki kişisel tavır, ekipman düzeyi gibi kriterleri ortaklaştırıcı bir seçim gerekir. Ayrıca dalış yapılacak bölge, dalış yapılacak tekne ve ekipmanlar çok önemlidir. Dalışta olası bir olumsuzluğu telafi edecek ekipmanların ve eğitimli kişilerin olması gerekir teknede.

-Genç arkadaşlarınıza tavsiyeleriniz nelerdir?

Hiçbir şeyi ilk adımı atmadan bilemezsiniz. Şayet dalgıç olmak istiyorlar ise, bunu yapıp yapamayacaklarını öğrenmeleri için denemeleri gerekir. En önce teknik eğitimi almaları şart. Yaşanılan yerin “su altı” ile yakından ilişkili olması gerekmiyor. Ülkemiz bu konuda çok geniş imkanlara sahip.

-Türkiye'de bu iş yeterince ilgi görüyor mu?

İlgi görmesi meselesi insanımızın günlük yaşamını nasıl geçirdiği ile doğru orantılı. Günümüzde özellikle kentte yaşam çok yorucu geçiyor. İnsanımız biraz olsun nefes alabilmek için bir uğraş içinde. Ben pek çok kişinin giderek su altına meraklandığını görüyorum. Bu durum benim acımdan çok önemli. Çünkü, su altını bir kere bile görse insan, denizlerimizin olması gereken değerde görülmediğini görecektir. Bu beraberinde denizlerin korunması açısından bir bilinçlenmeyi ve çaba göstermeyi zorunlu kılacaktır.

-Türkiye'de dalgıçların genel sorunları nelerdir?

Su altına dalış tarihi açıdan çok eskilere dayanır, hala ülkemizde de bu noktaya takılmışlık var. Dalmak su altından bir şey çıkartmak kadar sığ ve yanlış bir algı ile düşünülüyor. Oysaki su altı bir ülkenin en önemli doğal kaynaklarından bir tanesi. Ki dünyada giderek su altı bir turizm geliri olarak algılanıyor. Ülkemizde bu noktada bir bilinç eksikliği var. Ayrıca dalgıçlık su altına bir saygı kuralı ile başlar. Su altına saygı duymayan bir kişi asla dağlıç olamaz. Su altında tüm değerler oraya aittir ve orada kalmalıdır. Sorunlar noktasında söylenecek pek çok sorun var, tıp ki konuştuğumuz diğer konularda olduğu gibi, bu konuya doğru ve destekleyici bir bakış açısı gerekiyor. Daha fazla yer almalı yazılı ve görsel basında. Çocuklara tanıtılmalı mesela.

—Dünyanın dört bir tarafını dolaştınız. Tavsiye edeceğiniz yerler neresidir...

Su altının zenginliği acısından Hint Okyanusu bana göre en başta geliyor. Kızıldeniz’de bir harika. Su altı turizmi konusunda ilginç ülkeler var; mesela Malezya, Endonezya, Tayland, Mısır bu konuda ciddi yapılanma içindeler. Hem ülkenin su altı değerlerini çok iyi tanıtıyorlar hem de dalış turizmini yaygınlaştırmak için çabalıyorlar.

Sayın Duman, bu güzel sohbet için teşekkür ederim. Tüm fotoğraf ve su altı sevdalılarına sonsuz sevgiler.

Zoomtheroom.com ve sosyal imleme

Sosyal arkadaşlık servislerine her geçen gün yenileri eklenirken bunların Türkiye'deki en önemli ayağını hiç şüphesiz Zoomtheroom.com adresi oluşturacaktır.
Haber.gen.tr adresinin programcısı Parsera tarafından yapılan Zoomtheroom , tamamen flash efektleri ile kullanıcıyı kendisine bağlıyor.
Sisteme üye olmak için önce kendinize boş bir oda seçmeniz isteniyor. Gerekli kayıt işlemlerini yaptıktan sonra üyeliğinizi mailinize gelen aktivasyon kodu ile aktifleştirip odanızı / evinizi düzenlemeye başlıyorsunuz.

Yeni yeni arkadaşlıklarınız olacağı, odaları gezebileceğiz sistemdeki görüntülerin efektif büyüsüne ise kapılmamak elde değil.

Giriş için zoomtheroom.com adresini kullanabilirsiniz.
Gelirseniz sizide beklerim. oda numaram 24,34

Acaba o da benden hoşlanıyor mu?

Bu yazının gayesi uzun süreli ilişkiler göz önüne alınarak yazıldığından “one night stand”cilerin faydalanabilmeleri söz konusu değildir. Bu küçük hatırlatmadan sonra asıl konumuz olan “Hoşlandığınız Kızın Sizden Hoşlanıp Hoşlanmadığını Anlayabilmenin Yolarına Giriş” dersimize başlayabiliriz.

Öncelikle şunu baştan belirtelim: Hali hazırda bu konuda elinizdeki en büyük silah sezgilerinizdir. Böyle bir gücü doğru kullandığınızda yanılmanız mümkün değil. Ancak burada hayati bir nokta var. O da sezdiğiniz şeyleri kabul etmeniz gerçeği. Örneğin sizinle her buluşmasında, iş yerinde hoşlandığı erkeği anlatan kız için “Vaktimi boşa harcıyorum” diye bas bas bağıran sezgilerinizin karşısına dikilen zihniniz, onun sizden hoşlandığına dair ipuçları göndererek acı çekmenize engel olmaya çalışacaktır. Zihninizi değil sezgilerinizi dinleyin. Yapacağınız en doğru şey hoşlandığınız kızın sizinle zerre ilgisi olmadığını idrak edip “hoşcakal” demektir.

Bu ilk tespitten sonra meselenin detaylarına girmenin vakti geldi. İşyerinde, evde, sokakta, gece başınızı yastığa koydunuz anda hep onu düşünüyorsunuz, âşıksınız. Peki o size karşı ne hissediyor, daha da önemlisi size karşı hislerini nasıl anlayacaksınız?

Eyvah! Bana “Hayatım” dedi!

Kesin bir yargı olmamakla birlikte kız size adınızla hitap ediyorsa, ilerisi için bir umut ışığı vardır. Tersi bir durum söz konusuysa, örneğin isminizin önüne “canım, şekerim, arım, balım, peteğim” gibi sıfatlar getiriyorsa, o kızdan umudu kesmenizin vakti gelmiştir. Yani işiniz oldukça güçtür. Yazın bir yere: Kural iki: Sizden hoşlanan kadın adınızla hitap eder.

(Kural 1 mi neydi? Sezgilerine güvenmekti aptal aşık, sezgilerine güvenmekti...) Kadınlar bu tarz sıfatları kullanarak karşısındakiyle mesafeyi korumaya çalışırlar. Oysa tanıştıktan kısa bir süre sonra adınızla hitap etmeye başlarsa, sizi özel bir noktaya taşımış demektir. Kadınlar kendileri için özel bir erkeğe “kanka” muamelesi yapmaz. Bazen de önceleri “içinize düşen” bir kız, farkında bile olmadığınız bir anda başka bir erkekle çıkmaya başlar ve aranıza “cığım” eklerini sokmaya başlar. Her ne kadar böyle bir kızın size ilgisi olsa da ortada bir kararsızlığın olduğu da su götürmez bir gerçektir. Karşınızda böyle birisi varsa arkanıza bile bakmadan gitmeniz, yapılacak en akıllıca şey olacaktır.

Beden dili deşifresi

İkinci önemli mesele beden dilidir ki aslında her şey burada gizlidir. Beden dilinin deşifresi ise gözlerde ve bakışlarda başlar. Sezgileriniz sizi yanıltmıyorsa, karşınızdakinin bakışlarından birçok şeyi çıkartabilirsiniz, aklından neler geçtiğini de. Hoşlandığınız kızın bakışlarında “yeni doğmuş kardeşi”ne bakar gibi bir ifade görüyorsanız, ona olan ilginizin boyutlarını gözden geçirmenizin vakti gelmiş demektir. Beden dilinin bir diğer önemli noktası da dokunuşlardır. Sizden hoşlanan kız, abartmadığınız sürece ona dokunmanıza izin verir. Dokunulması gereken yerlerin tespiti de tam burada önem kazanır. Boyun ve saçlar... Bu ikisinin dışına çıkmamakta fayda var. Daha yolun başındayken elinizin ayarını iyi yapın. Kadın milleti el ense çeker gibi pehlivanvari samimiyetlerden hiç hoşlanmaz. Demek oluyor ki hem dokunacağınız yeri hem de temas süresini abartmayacaksınız.

Elimi bir başka sıktı sanki?

Hoşlandığınız kızın da sizden hoşlandığını açıkça belli eden en önemli gösterge, sarılma tarzıdır... Hoşlandığınız kıza sarıldığınız anda bebek misali sırtınızı pış pışlar gibi bir hareketle baş başa kalıyorsanız bunun birkaç anlamı olabilir. Örneğin bu sarılma hadisesine “Hadi artık sarıldık, bırak da işimize gücümüze bakalım” veya “Canım arkadaşım, senin kalbin çok temiz” veya “Kendine çok iyi bak, bir ara görüşelim” şeklinde anlamlar yüklenebilir. Bu tarz bir sarılmayla karşılaştıysanız artık sabretmenizin de bir gereği yoktur. Kıssadan hisse, bebek muamelesi gördüğünüz bu sarılmadan sonra başka kızlara yelken açmanın zamanı gelmiş demektir.

Sarılmanın dışında vedalaşırken yaşanan el sıkışma seramonisi de kadının hissiyatını ele veren olgulardan biridir. Âşık olduğunuz kadın gün bitene kadar duygularını açıketmeyebelir ama bilinçaltının “Bu adamdan hoşlanıyorsun, bari gitmeden son bir mesaj yolla” tadında verdiği gazla tam ayrıldığınız anda elinizin farklı bir şekilde sıkıldığını fark edebilirsiniz. Bu el sıkmanın içinde duygu dolu bir mesaj olabilir. İşte o zaman evdeki en iyi viskiyi açıp kutlama zamanı gelmiştir.

Konuşmanın satır araları

Belki de en zoru hislerinin tercümesini kendinize doğru bir şekilde yapmaktır. Çoğu erkeğin çuvalladığı bu bölümde, öncelikle karşınızda zor bir rakip olduğunu kabul edin. Doğduğu günden bu yana konuşma konusunda bir hayli yol kateden kadın, bir de üzerine doğal oyunculuk yeteneğini eklediğinde durum iyice zorlaşır. O bakımdan bir kızın konuşmalarından sizden hoşlanıp hoşlanmadığını anlamanız sıkıntılı bir süreçtir. Bilmediği veya emin olmadığı noktaları sormaya başladığında, kadın birçok şeyi açığa çıkarabilir. Size olan ilgisi de buna dahil. Yapmanız gereken tek şey “Şeytan ayrıntılarda gizlidir” düsturundan hareket etmek ve o size soru sorarken hakkında merak ettiklerinizle ilgili bilgi toplamaya çalışmaktır. Mesela “Geçen gün yanında gördüğüm kız akraban mıydı?” diye soruyorsa yolun yarısını çoktan geride bıraktınız demektir.

Nasıl profesyonelce flört edilir

1- İlk hareketin sağlam olmalı
Onu gördün ve ihtiyacın var. Bir an önce elde etmek istiyorsun. Kendini hemen ele verme, yakalanabilirsin. Bir flörtte en önemli hareket, göz temâsıdır. Ona beş saniye boyunca bak. Seni fark ettiği anda gözlerini ondan kaçır. Hareketi bir iki defa tekrarla. Onun dikkatini çekeceksin.

2- Hedef seç ve alıştırma yap
Bir barda avına yaklaşmak kolaydır. Kalabalığı yar, arkasından yaklaş ve elini hafifce beline koy. Ona çarpmış gibi yap. Yalnız dikkat et, içkisini yere düşürmesin. Çarptıktan sonra bir adım geriye git. Aranızdaki mesafeyi korumuş olursun. Eğer onun da gözü açıksa, seninle arasındaki mesafeyi kapatacaktır. Yaklaşmak ve kim olduğunu görmek isteyecektir. Bu oldukça etkili psikolojik bir hiledir.

3- Can alıcı üçlü...
Onunla flört ederken gözlerinin içine bak, dudaklarının hareketlerini izle ve dekoltesinden gözlerini ayırma. Onun üç kritik noktasına baktığını anladığında, kendisini ortamdaki en güzel kadın zannedecektir. Onu beğendiğini hissettirdiğin için elinde olmadan sana ilgi gösterecektir.

4- Kader mi?
Ona ne tür müzik türlerinden hoşlandığını sor. Sonra sen de sanki o türleri seviyormuşsun gibi takıl. "Kadere bak, ikimiz de aynı tür müzikleri seviyoruz" gibi bir muhabbete girebilirsin mesela. Ancak hiçbir şey bilmediğin müzik türleri hakkında bilgiçlik taslama. Rezil olabilirsin.

5-Kadınlar oyun sever
Hemen ayaklarına kapanma. Başkalarıyla da ilgilen. Böylece kendisine "Acaba benden hoşlanıyor mu?" diye soracaktır. O Bridget Jones gibi hissetmeye başladıktan sonra taktiğini değiştir. Bütün ilgini ona yönelt. Şu mesajı vermelisin: "Bak gördün mü, gittiğimde beni özlüyorsun."

6- Oyun oynamaktan vazgeç...
Madem aramayacaksın, neden telefon numarasını alasın ki... Bu tarz oyunlar oynamamalısın. Onu elinden kaçırabilirsin.

7- Onu gülmekten öldür
Kadınlar kendilerini güldüren erkeklerden hoşlanırlar. Tabii ki yaptığın espriler, düzeyli ve yerinde olmalı. Aksi takdirde ayağına kadar gelen fırsatı kaçırabilirsin.

Amerika'dan istediğiniz gibi alışveriş imkanı

MyUSABox.com sayesinde artık Amerika’dan istediğiniz mağazadan alışveriş edebilirsiniz. Paketleriniz MyUSABox’un adınıza tahsis ettiği Manhattan’daki adresinize teslim ediliyor ve çok uygun gönderi ücretleri ile Türkiye’de kapınıza teslim ediliyor.

MyUSABox.com üyeleri Manhattan’da bir fiziksel adres sahibi oluyorlar. Bu sayede Macy’s, Abercrombie, Levis Store, Apple Store, SonyStyle, Victoria’s Secret, Calvin Klein, Versace, Chanel, Louis Vuitton, Timberland, Gucci, DKNY, Nine West gibi bir çok mağazadan istedikleri gibi alışveriş yapabiliyorlar. Üyeler alışveriş yaptıkları online mağazalara New York’daki yeni adreslerini vererek teslimatlarının bu adrese gerçekleştirilmesini sağlıyor. MyUSABox.com ise üyelerinin paketlerini Türkiye’ye 28 dolardan başlayan inanılmaz fiyatlara adreslerine teslim ediyor.

Üstelik paketler 2 gün içerisinde kapıya teslim edilyor.

23 Eylül 2008

Tatu'nun son klibinde gerçekten abartı var



Rus Şarkıcılar Tatu grubu son dönemde öyle bir klip çektiler ki, anlatılamaz.
Rus kızları'nın çektiği klipte çıplaklığı ön plana çıkarması eleştirmenlerin de dikkatini çekiyor.
İzlemek için video üstte.

Ronaldo'nun sevgilisinden skandal görüntüler

Cristiano Ronaldo'nun Brezilyalı sevgilisi Fernanda'nın olay yaratan görüntüleri

Hürriyet Video'larını izlemek için Flash 7 veya daha yüksek eklenti yüklenmeniz gerekmektedir. Yüklemek için tıklayınız!!!

Aslan Kral'ın Oğlu Fragman

Boyundan büyük sorumluluklar yüklenmek zorunda kalan genç aslan Leo'nun öyküsünü çocuklar kadar büyükler de zevkle izleyecek.

Hürriyet Video'larını izlemek için Flash 7 veya daha yüksek eklenti yüklenmeniz gerekmektedir. Yüklemek için tıklayınız!!!

Orjinal Cinayetler Fragmanı

Beyazperdenin iki efsane oyuncusu Al Pacino ile Robert De Niro'yu biraraya getiren film gösterimde. Kamera arkasında John Avnet var.

Hürriyet Video'larını izlemek için Flash 7 veya daha yüksek eklenti yüklenmeniz gerekmektedir. Yüklemek için tıklayınız!!!

Hızlı ve Öfkeli 4 Fragmanı

Hürriyet Video'larını izlemek için Flash 7 veya daha yüksek eklenti yüklenmeniz gerekmektedir. Yüklemek için tıklayınız!!!

Sinemada son yılların en çok gişe hasılatı elde eden serilerinden biri olan Hızlı ve Öfkeli’nin dördüncüsü 2009′ da geliyor.Vin Diesel’in tekrar geri döndüğü filimde Paul Walker ve Michelle Rodriguez gibi ünlü oyuncular da başrolde oynuyor..

Neyin neresindeyiz?

Deniz Feneri davası ile çıkan sözde HACI HOCA takımımız ve topladıkları YARDIMLARI bir güzel miğdeye indirmesiyle birlikte bazı oyunlarda ortaya çıktı.
Bunların en önemlisi tabii ki Başbakan'ın ortalığa düşmesi ve AĞZI BOZUK bir şekilde sağında solunda ne kadar adam var ise laf atması taciz etmesidir.
Suların ısındığı bir dönemde böyle büyük bir olayı ortaya çıkaran Doğan Holding'i ve yayın grupları olan Türkiye'nin amiral gemilerinden Milliyet ve Hürriyet başta olmak üzere tüm tarafsız yayın yapan gazetelerini her kesimine kadar tebrik etmek lazım.
Başbakan bağırıyor çağırıyor ama neyin ne olduğunu halen öğrenemedi sanırım...
Oyun bitti!
Mat olan siz ve deniz feneri oldu..
Biz bu işin neresindeyiz? Neyin neresinde?
Haklının yanında haksızın karşısındayız.
GAME OVER

20 Eylül 2008

Galata, Eminönü, Taksim, Fethi Paşa Korusu

İstanbul işi garantileşince gideceğim yerlerde garantilenmeye başlandı.
İşlerimi hallettikten sonra ilk etapta gezmeyi planladığım yerlerarasında, Galata Kulesi, Eminönü, Taksim (istiklal, Tünel) ve Fethi Paşa Korusunu gezeceğim.
Akabinde tekrar Kartal civarları veyahut Avcılar civarlarına geçeceğim buna daha karar veremedim.
Yaptıkça herşey daha güzel olacak..
Yanımda bu sefer fotoğraf makinası da götüreceğim. Umarım güzel güzel fotoğraflar çeker ve burada paylaşırım.

19 Eylül 2008

1-4 Ekim Istanbul

Bugün Sivas Öz Huzur Turizme giderek biletlerimi aldım.
Hem gidiş hem dönüş bileti...
Giderkende dönerken de en önde olacağım.
Yani 3 numaradayım.
Programına gelince şöyle gerçekleşecek.
Ayın 1'nde akşam 19:30 arabasıyla İstanbul'a hareket edeceğim.
2'si sabah saat 8-9 gibi İstanbul Esenler'de (Otogar) ineceğim.
Sonra yapmam gereken işleri yapacağım.
2'sinde gece orada kalıp 3'ü akşam İstanbul Esenler'den Saat: 19;30'da tekrar otobüse binip Sivas'a döneceğim.
Aynı gün veya da bir sonraki gün ise iş başı yapmak zorunda kalıyorum:(
Yol boyunca çektiğim fotoğraf ve videoları paylaşacağım burada...

16 Eylül 2008

www.sivasnews.com

Anadolu Gazetesi bünyesinde çalışmalarım sonrasında Sivas ile ilgili kendi gözlemlerim ve beğendiğim haberleri toplayacağım www.sivasnews.com haber sitesini sizlere duyurmak istiyorum.
Umarım beğenirsiniz..

15 Eylül 2008

Blog hobinizden para kazanın

Blog yazarlığı yapan pek çok arkadaşımız bundan az yada çok gelir elde etmek istiyor.
Çoğumuz benimde dahil olduğum gibi reklamları kullanırken, yeni gelirler de mevcut.
Kısa ve öz olarak yeni bir gelir kapısı daha doğrusu sektör haline gelmiş bir konuyu belirtmek istiyorum.
Postçuluk...
Postçuluk iki şekilde yapılır.
Birisi kopya içerik ile hızlı ve kalitesiz yazıların blog ve forumlara girilmesi ve karşılığında 3-20 dolar arasında Paypal veya TL alınmasıdır.
Diğeri ise kaliteli içerik..
Kaliteli içerikte günlük yazar bir tane yazı yazar ve ekler.
Bunun karşılığında ise 1 ila 3 dolar arasında bir ücret alır...
Webmaster forumlarında bu tür konulara rastlamak mümkündür.
Özgün ve güncel yazılarınız ile aylık 200-250 dolar veya TL gelir elde etmeniz mümkündür.
Saygılarımla.

11 Eylül 2008

Futbol Dergisi

Futbol Dergisi
Futbolun kalbinin Profesyonel olarak attığı amatör ruhlu bir blog...
Buradaki yazıların herşeyden önce özgün olarak yazılması, tamamen objektif ve sporseverlerin kendi görüşleri dahilinde yorum yapabildikleri, katkıda bulunabilecekleri, içerik olarak kaliteli ve herkesin girip okuyabileceği futbol değerlendirmeleri, görüşlerinin yer aldığı site.
Bende tavsiye üzerine ziyaret ettiğim bu blogda yazıların gayet özgün ve güzel olmasından etkilendim.
Şiddetle tavsiye edebileceğim ve her geçen gün kendisini geliştireceğine inandığım bu blog sayfasına sizleri de bekliyorum.
bloga ulaşmak için; http://futboldergisi.blogspot.com/ adresinden ulaşabilirsiniz..

Bayramda İstanbul

Uzun ve yorucu bir iş temposunun ardından kısa da olsa kafa dinleme zamanının geldiğini düşünüyordum.
Bayramda, tatil olması ile birlikte Sivas'tan İstanbul'a gideceğim ve az da olsa kafamı dinleme imkanına sahip olacağım.
Bayram sabahı bayramlaşma faslından sonra akşam 19;30 otobüsleri ile yola çıkmayı düşünüyorum...
İhtiyacım olan birşeydi... sevdiğim kişiyi görme şansı... gezme şansı vs. derken herşeyin güzel olacağına inanıyorum...

08 Eylül 2008

Domaincilik

Bir çok arkadaşım domain alım satım işleri ile uğraşıyor.
zaman zaman benimde yaptığım işlerin başında gelmesine rağmen çoğu kişinin zarar ettiğini görüyoruz.
Bir gaz ile domain almaya başlayan kişi domainlerin zamanla elinde kalmaya başlamasıyla birlikte hem canı sıkılıyor hem de kesesi boşalıyor.
Peki domain alırken nelere dikkat edilmelidir?
Domain alırken herşeyden önce domainin yıllanmış olması adettendir.
Nasıl yıllanmış şaraplar para ediyorsa yıllanmış domainide aynı şekilde görmek lazım.
bunların yanında en önemlisi jenerik alan adları seçimleri olmalıdır.
Jenerik alan adları seçimlerinde dikkat edilmesi gereken hususları ise iyi belirlemek lazım..
Mesala;
Muhendis nokta com Jenerik alan adı grubuna girerken
bilgisayarmuhendisi.com jenerik değildir.
Kısaca bu olaya göz atmışken nelerin para edeceğini de hesaplamalıyız.
Herşeyden önce jenerik domainlerinizin mümkün olduğunda .com uzantıları ile kayıt etmeye bakın.
Bu gerçekten önemlidir.
Diğer birşey ise kısa alan adlarıdır.
Örneğin 3 haneli alan adları kıymetlıdır ve artık bulunmuyor gibi bir durumdadır.
Bulabılıyorsanız orjinal 3 haneli alan adları alın..
Yok bulamıyorsanız 4 haneli alan adları alabilirsiniz..
bunlarda da yine Türkçemizde jenerik diye geçen kelimeler olabilir.
Bu şekilde iyi bir para kazanabilirsiniz.
Peki domainleri nasıl değerlendireceksiniz?
Domainleri ister kendiniz yapar değerlendirirsiniz isterseniz de park ederek belli bir meblağ kazanabilirsiniz. Park konusunda iyi hizmet veren yerlerin başında Sedo ve benzeri siteler gelmektedir.
Umarım azda olsa yardımcı olabilmişimdir. Bir zamanlar benim yaptığım gibi BEYİN FIRTINASI yaşayarak alınan domainlerin elinizde kalmaması için bin düşünün bir yapın..
Saygılarımla..

07 Eylül 2008

Google Chrome Analizi

Mozilla tarafından çıkarılan üç versiyonuna Windows'un iexplorer 8 beta versiyonu ile kızışan savaşa beklenmedik bir şirket daha dahil olunca işler tamamen kızıştı.
Google yeni çıkardığı web tarayıcısı Chrome ile piyasaya hayli hızlı bir giriş yaptı.
Hizmet verdiği alanlarda lider olan google'nin internet pazarındaki gücünü tarayıcı babında da kullanmaya çalışıyor. Bilindiği gibi şirketin Gmail, Google Documents, Google Maps gibi oldukça popüler çevrimiçi hizmetleri var ve bu hizmetlere artık Google'ın kendi tarayıcısı Chrome ile ulaşmak da mümkün. 


Şu an beta aşamasında olan ve şimdilik Linux sürümü bulunmayan Google Chrome'u incelemeden önce yetkililerin belirtiği cümleyi biz de tekrarlayalım; Chrome, ileride olacağı yerin şu an çok gerisinde. Demek ki Google, Chrome için çok daha ilginç özellikler düşünüyor. Neyse lafı uzatmadan Chrome bize neler sunuyor bir bakalım...
Her İşlem için Tek Bir Kutu
Google Chrome da, diğer tarayıcılar gibi, adres satırına biraz daha işlevsellik katmış.  Firefox'ta olduğu gibi yıldız simgesine basarak o an bulunduğumuz siteyi yer imlerine ekleyebiliyoruz.
Yeni Sekme:
Yine Firefox'ta olduğu gibi sekmeler var ve gayet başarılı çalışıyor.
Dinamik Sekmeler:
Sekmeleri açtığında o sekme hata verdi ise tarayıcınız tamamen kapanmıyor sadece o sekme kapanıyor.En çok sevdiğim özellikte bu..
Tüm bunların dışında indirme yöneticisi gibi özellikleri de barındıran Google Chrome, Javascript motoruna da sahip. Chrome, Apple'ın Webkit alt yapısını kullanıyor ve açık kaynak kodlu.
Yazar Notu:  İnsanlar sık sık kullandıkları yazılımları değiştiremez. Tarayıcımın değişmesi çok radikal kararlar almam gerekli.

Doğan mı? Erdoğan mı?

Başbakan ile Doğan arasında son zamanlarda yaşanan çekişmeler var..
Başbakan Aydın Doğan'ı suçluyor o ise durumun farklı olduğunu söylüyor.
Ortada tam bi karmaşa var kimin kime inanacağı belli değil...
Erdoğan Başbakan olduktan sonra çok farklı bir kimliğe bürünmesine rağmen milletimiz ISRARLA üzerine oynamaktan kaçınmıyor...
YAPTIKLARIMIZ YAPACAKLARIMIZIN TEMİNATIR diyerekten vatandaşları kandırırken bir takım duyarlı insanımız MİLLETİN .......... BUNDAN SONRA ...... YAPACAKSINIZ diyerekten Erdoğan'ın dediği yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır lafına karşı çıkıyorlar...
Gel gelelim Erdoğan'ın Doğan Holding ile başa çıkabilecek güce sahip olup olmadığına.
Türkiye'deki en çok okunana gazetelerin, en çok dinlenen radyoların, izlenen tvlerin ve yayınlanan dergileri ile ülkemiz medyasının yüzde 80'ine yakınını elinde bulunduran Doğan'a karşı bu tutumunun devam edeceğini sanmıyorum. Nitekim AKP Doğan Medya A.Ş'nin desteğini alarak 2003 yılında göreve geldiklerini hepimiz biliyoruz.
Bunlara istinaden halen başbakanın bu tutumunu devam ettireceğini sanmıyorum.

Vatan gazetesinin foto galerisindeki bir fotoğraf yorum size ait...


Bugün Vatan Gazetesi'nin foto galerilerinde gördiğim bu fotoğraf dikkatimi çekti...
Konu farklı fotoğraf farklı...
Görünce şok oldum. neden diyeceksiniz..
Fotoğrafta Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ile Cumhurbaşkanı'nın fotoğrafları var ve alay konusu olmuş.
Her ne kadar siyasi olarak sevmesemde devlet erkanının bu şekilde lanse edilmesine gönlüm razı olmadı..
Kasıtlı olarak konulduğunu düşünüyorum. Her ne ise artık umarım kısa zaman içerisinde gazetenin sayfasından kaldırılır.. Yani ayıp diye niteleyeceğimiz şeylerden buda.. Tez elden kaldırılması dileği ile...

06 Eylül 2008

fotoğrafçı ve model ilişkileri

Fotoğrafçı model üzerindeki görüşlere devam ediyoruz..
Bir önceki yazımız ve videomuzda öne çıkardığımız fotoğrafçı arkadaşın görüntülerine yer vereceğiz.
Birinci video:

İkinci Video:

Üçüncü video;

En çok kazanan TV yıldızları

Forbes dergisinin araştırmasına göre "En çok kazanan kadın televizyon yıldızları" listesinde birinci sırada Tyra Banks bulunuyor. 34 yaşındaki süper starın geçen yılki kazancı, diğerlerinin neredeyse iki katı... ABD'de "The Tyra Banks Show" ve "America's Next Top Model" adlı programları sunan seksi yıldız, geçen yıl 23 milyon dolar kazandı. Listede Banks'ın ardından yıllık 14 milyon dolarlık gelirle Heidi Klum ikinci oldu. Katherine Heigl 13 milyon dolarla üçüncü sırayı alırken Eva Longoria 9 milyonla dördüncü, Maura Tierney ise 7.5 milyon dolarla beşinci oldu.

Iran'lasiyor muyuz?

Son günlerde ülke gündemini yakından ilgilendiren konulardan bir taneside Ankara ve İstanbul'da bazı yerlere uygulanan içki yasakları...
İçki yasakları diyorum çünkü AKP'li belediyeler durumdan rahatsızlık duymuş ki, içki satışı yapan bazı yerleri ya belediye tarafına alarak işlem yapıyor yahut ta kapatma cezası vererek işlerinin askıya alınmasını sağlıyor.
Kısacası bir şekilde bu satışların önüne geçiyor.
AKP'liler bunları yaptıkça benimde kendi kendime sorasım geliyor.. Aceba İranlaşıyor muyuz?
Umarım düşündüğüm gibi olmaz...
Bakınız Moda'da semt sakinleri son olayları protesto ediyor...
Haberimize bakalım kararı verelim.

Tarihi Moda İskelesi’nin işletmesini İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Beltur’un almasının ardından her cuma olduğu gibi dün de protesto gösterileri yapıldı. Çevik Kuvvet polisinin geniş güvenlik önlemi aldığı gösteriler sırasında bir kişi gözaltına alındı.
Yaklaşık 100 kişilik grup, dün saat 20.30’dan itibaren tarihi iskelenin önünde toplanmaya başladı. İçki yasağını protesto eden gruptan Tonguç Koç, yaptığı açıklamada düzenledikleri eylemler sırasında polisin kendisini tehdit ettiğini öne sürdü. Gazetecilere ve çevresindekilere bir yazı gösteren Koç, şu iddiada bulundu:

‘Ayağını denk al’
“Şimdiye kadar içki yasağını protesto etmek için altı eylem düzenledik. Bu eylemlerin iki tanesinde bir sivil ve bir de resmi kıyafetli polis, beni tehdit ederek, eylemlere son vermemizi istedi. Üç gün önce arabamın camında ‘ayağını denk al fazla ileri gittin’ yazısını buldum. Başıma birşey gelirse sorumlusu Kadıköy polisidir”
Kadıköy Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı polislerin, Koç’un suç işlediğini belirtmesi üzerine ortam gerginleşti. Kalabalığın arasına karışarak uzaklaşmak isteyen Koç, polislerce gözaltına alındı. Kısa süreli arbede yaşanırken, Koç’un kız kardeşi Devrim Koç ile arkadaşları polise tepki gösterdiler. Bu sırada bazı Modalıların da evlerinin pencereleri ile balkonlarına çıkarak polisi protesto ettiği görüldü. Bazı sürücüler de korna çalarak polisi protesto etti.

Insanları kandirmak ne kadar kolay

Son zamanlarda dolandırıcılık ve saadet zinciri vakaları artarken bunlara bir yenisi de Deniz Feneri Derneği eklendi.
Bazı fettoşçu kanallarda çıkıp avaz avaz bağıran ve yardım isteyen bu dernek yöneticileri, şimdi aklanmanın yollarını arıyorlar.
Son olarakta ele geçirilen bazı belgelerde RTÜK başkanının adresi, imzası vs. çıkması ortalığı daha da bir bulandırdı.

Toparlanmış haber başlıklıklarına baktığımızda durumu daha iyi anlayacağımız dan şüphemiz yoktur.

Almanya’daki Deniz Feneri e.V. davası iddianamesinde kuryelik yaptığı ileri sürülen Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Zahid Akman hakkında Frankfurt Mahkemesi’nce 25 Nisan 2007’de tanık sıfatıyla arama emri çıkarıldığı ortaya çıktı. Sık sık Almanya’ya gelerek vekaletle Türkiye’deki diğer ortaklar Zekeriya Karaman, İsmail Karahan ve Mustafa Çelik adına ticari ve resmi işlemlere imza attığı belirtilen Akman’ın Almanya’daki ikametgâh adresi de davanın tutuklu sanıklarından Mehmet Gürhan’ın eski evi çıktı.

Aramanın gerekçesi
Frankfurt Mahkemesi’nce 25 Nisan 2007’de üç kişi hakkında tutuklama emri çıkarıldığı ve 12 şirkete operasyon yapıldığı, aynı gün Akman hakkında da “Gürhan’la yakın bağı olduğu, şirketlerde çok sayıda görevi olduğu ve bununla ilgili kanıt bulunabileceği ve Deniz Feneri e.V.’nin paralarını aklama şüphesi bulunan OFWeG adlı kooperatifin yönetim kurulu üyesi olduğu” için arama emri çıkarıldığı belirlendi. Akman’ın Almanya’daki ikametgâh adresi de
Gürhan’ın eski evi çıktı.
Akman’ın Kanal 7 Int.’in (Euro 7) genel müdürlüğünü yaptığı dönemde bu adreste kaldığı, polisin ön soruşturma raporunda yer aldı. Soruşturma dosyasında, Akman’ın radyo-televizyonla alakası olmayan çok sayıda şirket ve kooperatifle ortaklığının da muamma olduğu belirtildi.
Bağış yolsuzluğuyla ilgili olarak, Alman polisinin şirket merkezlerine yaptığı baskında çok sayıda belgeye el konulmuştu.
Ortaklar adına vekâletle imza
13 Temmuz 2005’te RTÜK üyesi olduktan sonra Weiss şirketindeki ortaklığını 8 Aralık 2005, müdürlüğünü de 30 Eylül 2005’e kadar sürdüren Akman’ın, Weiss şirketinin Vakıf Bank Int AG Frankfurt nezdindeki 3280 numaralı banka hesabındaki yetkisini 30 Ocak 2006, European Consulting şirketindeki yetkisini de Kasım 2006’ya kadar sürdürdüğü saptanmıştı. Akman’ın sık sık Almanya’ya gelerek vekâletle Türkiye’deki diğer ortaklar Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman, İsmail Karahan ve Mustafa Çelik adına ticari ve resmi işlemlere imza attığı, ayrıca Rüsselsheim’da 350 bin euro’ya Weiss şirketi adına alınan konutların satış sözleşmesini de imzaladığı belirtildi.

Hürriyet'in ortaya koyduğu belgeler yine konuyu anlamamız için bize yardımcı olacak nitelikte.
Sivil polisler izlemiş
Alman polisinin Deniz Feneri e.V.’ye karşı casusluk yöntemlerini de kullandığı anlaşıldı. İddianamede hazırlık aşamasında gizli soruşturma yürüten polisin Deniz Feneri e.V.’nin bağış toplama yöntemini anlamak için yardım konserlerinden birine iki Türk polisini soktuğu belirtilirken, iddianamede kimlikleri gizli tutulan iki polisin çalışması şu sözlerle anlatıldı:
“En çok keş yardım paralarının toplanabildiği yerler, yapılan benefis (yardım) konserleriydi. Savcılık tarafından kendilerine gizlilik vaadi bulunan ve aralarına giren iki sivil polis memurunun bildirdiklerine göre, 31 Mart 2007’de Ludwishafen’deki Eberthalle’de yapılan konserde takriben 2 bin 500 kişi bulunmuş ve gelen insanların para yardımında bulunabilmesi için bütün sandalyelerin üzerine zarflar konulmuştu.
Bu zarfların ön tarafına para yardımında bulunan kişi adını ve soyadını, kimliğini, yazabiliyordu. Bu zarflar daha sonra bir asma kilitle kilitlenmiş iki kırmızı renkli metal çantanın içine konuluyordu. Bu veya bunlara benzer, metal çantalar ve zarflar, arama esnasında bulunmuş ve el konularak emniyet altına alınmıştır.”

05 Eylül 2008

Model ve fotoğrafçı arasındaki ilginç replikler

Model ve fotoğrafçı arasında geçen ilginç repliklerin anlatıldığı bir video...Yapılan çekimler esnasında kimi zaman sinirli kimi zaman sessiz sakin olan model ve fotoğrafçıların değişik şekillerde karşımıza çıkması da beklentilerden birisi... İşte size tam bu şekilde bi video.. iyi seyirler

aldatılmak hoşuna gittimi?

Bazen herşeyin suyunu çıkarıyoruz. Örnek işte.. aşağıdaki video.
Tv soruyor! Aldatılmak hoşuna gittimi...

Mykonos'da Türk kameramanın taciz edilişi

Mykonos adasında türk kameraman taciz ediliyor..

Mykonos Adasi cilginliklar bitmiyor

Daha önceki yazılarımda belirtmiştim. Mykonos Adası'nda çılgınlıklar bitmiyor öyleki, her gün yeni birşeylerle gündeme geliyor.Bu görüntüler adamı kalpten götürür dikkatli olmak lazım...

yerel ve ulusal medya mensupları arasındaki farklar

Yerel ve ulusal medyada çalışan gazetecilerin birbirinden kopuk bir düzen içerisinde olduklarını hepimiz biliyoruz.
kimi zaman bunlar sorun teşkil etsede genel anlamda pek bir ayrım yapılmadığı gözlerden kaçmıyor.
en son takip ettiğim cumhurbaşkanı programı kapsamında da bunları dikkatli bir şekilde inceleme fırsatım oldu.
ulusal medyadan gelen misafirler sanırım gerekli ilgiyi göremediklerini düşünüyor.yerel medyanın da daha doğrusu yerel medya mensuplarının da sadece işlerini yapmak isteyişi, onlara olan ilginin azalmasına sebep oluyor. onun içindir ki kutuplaşmalar o noktada başlıyor.
her kesime göre kendisinin haklı olduğu bir dönemde; gazetecilerinde böyle sorunlarının olması normaldir.
Bunların en kısa süre içerisinde aşılması gerektiğine inanarak, şimdiden yeni yetişmeye başlayan arkadaşlara başarılar dilerim.

02 Eylül 2008

Bekleniler Türk Sponsor nihayet geldi

Adsense benzeri bir Türk sponsor şirketinin ne zaman çıkıcağı konusunda hemen hemen hepimiz bir bekleyiş içinde idik. Dün okuduğum bir yerde... Türk sponsorlar listesine Hepsiburada'nın eklendiği haberi yazıyordu.
Baktım, sordum araştırdım ve konunun doğru olduğuna inandığımda sponsorluk için başvuru yaptım.
tabii kabul edildi. Şuanda tek eksik olan yanı kontrol paneli olsada, yinede iyi işler çıkaracağına eminim.
Umarım bizlerin beklediği sponsor Hepsiburada.com'dur ve rahatlarız bizde.

kazanılan hitlerin kullanılması

Son zamanlarda yazılan bazı yazılardan ötürü hitlerde aşırı bir çoğalma olduğu kesinleşen bir gerçek.
Bunların kademeli olarak gerçekleşmesi tv programlarında yayınlanan işlerle daha da revaçta oluyor.
Herşeyden önce meraklada olsa insanlar tv programlarında çıkan yazı, fotoğraf veya görsel meteryalleri takip ediyor.
Buda aramalarda iyi sonuçlara etki ediyor.
100. yazıma yaklaştığım şu günlerde hitlerimin böyle devam etmesi beni de bir hayli sevindiriyor.
Son zamanlarda yazıları istediğim gibi yazamamıştım ama aynı sıklıkla yine yazılarımın yayınlayacağım.
saygılarımla.

Sivasspor Haberleri